|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hedeflenen faiz dışı fazla rakamına ulaşılabilmesi için mali disiplinden taviz verilmemesi gerektiği şeklindeki tezlerin, bugün itibariyle halen geçerli olup-olmadığının tespiti için bütçenin Temmuz rakamları yeteri derecede gösterge özelliğine sahiptir. Bir başka ifade ile faiz dışı fazla hedefi ile mali disiplin arasında bire bir ve doğrusal ilişki kurulmakta, diğer faktörler değerlendirme dışında tutulmaktadır. Mali disiplin denilince de esas olarak devletin harcamalarını azaltması ve daha genel olarak kamunun (ve harcamalarının) küçültülmesi olarak anlaşılmaktadır. Bütçenin gider kısmına geçmeden önce bütçe ve vergi gelirlerindeki gelişmelere bakılması mantıklı olacaktır. GELİRLER
Temmuz ayı sonu itibariyle konsolide bütçe gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre % 27 oranında artış göstermiştir. Aynı dönemde vergi gelirlerindeki artış oranı ise % 44.6 olarak gerçekleşmiştir. Hem konsolide bütçe gelirleri ve hem de vergi gelirlerindeki artış oranı, aynı dönemdeki enflasyon oranının üzerindedir. Konsolide bütçe gelirlerinde reel artış söz konusudur. Vergi gelirlerindeki yüksek oranlı artış, tahmin edeceğiniz gibi, vergi barışı uygulamasından elde edilen gelirler ile ithalatta yaşanan patlama nedeniyle, dış ticaretten alınan vergiler ve ek vergilerden kaynaklanmaktadır. Dış ticaretten alınan vergiler bir önceki yıla kıyasla % 41 oranında artmış, ek motorlu taşıtlar vergisi nedeniyle servetten alınan vergilerde % 129 oranında artış ortaya çıkmıştır. Mal ve hizmetlerden alınan vergilerdeki artış oranı ise % 50'yi aşmıştır. Son kalemdeki artış, vergi barışından kaynaklanan artışın yanında, yılın ilk yarısında tüketim harcamalarındaki artıştan da olumlu yönde etkilenmiştir. Yukarıda ana kalemler itibariyle verilen tablo, bütçenin gelir kanadındaki gelişmelerin olumlu ve beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğini göstermektedir. Vergi mükellefleri bu yıl da üzerine düşeni yapmışlar ve bir önceki yıla göre % 44.6 oranında daha fazla vergi ödemişlerdir. GİDERLER
Bütçenin gider kısmına bakıldığında tablo değişmektedir. Yine aynı dönemde, Temmuz sonu itibariyle, devletin harcamaları % 32 oranında büyümüştür. Temmuz ayına göre, son 12 aylık enflasyon oranını dikkate aldığınızda harcamalardaki artış, enflasyonun üzerindedir. Konsolide bütçe harcamaları yaklaşık % 7 oranında reel olarak büyümüştür. Genel görüntü bu olmakla birlikte harcama kalemleri arasında artış oranı açısından büyük farklılıklar bulunmaktadır. Harcama kalemleri itibariyle bakıldığında, faiz harcamalarındaki artış oranı % 25'tir. Faiz harcamalarındaki artış oranı genel artış oranının altındadır, ancak, enflasyon oranına eşittir. Faiz harcamalarında reel artış ve azalış söz konusu değildir. Faiz giderlerinin toplam bütçe giderleri içindeki payının % 51'den % 48'e düştüğünün de olumlu bir gelişme olarak not edilmesi gerekir. Harcama kalemlerindeki en büyük artış sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan aktarmalar ile vergi iadelerinde ortaya çıkmaktadır. Sosyal güvenlik kuruluşlarına bütçeden aktarılan paralar, bir önceki yılın aynı dönemine göre % 61 oranında artırılmıştır. Bu oran son derece yüksek reel artışı ifade etmektedir. Artışın iki temel nedeni mevcuttur. Bunlardan birincisi, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yıl başında yapılan zamlar ve ikincisi ise istihdam imkanlarının daralması nedeniyle SSK ve Bağ-Kur'un prim gelirlerindeki azalmadır. İthalattaki artışın payı ihmal edilmemek şartıyla, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan zam, yılın ilk 6 ayındaki tüketim harcamalarının ve buna bağlı olarak da büyüme hızının yüksek çıkmasının temel nedenidir. Bu itibarla, sosyal güvenlik kuruluşlarının yüksel finansal açıkları gerekçe gösterilerek söz konusu zammın eleştirilmesi kolaycı ve statükocu bir yaklaşımdır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarının kapatılması için, kısa dönemde, kayıt dışı istihdamın asgariye indirilmesi, prim ödeyenlerin sayısının çoğaltılması dışında çözüm yolu bulunmamaktadır. Orta ve uzun dönemde ise emeklilik yaşının yükselmesiyle aktüarya dengeleri normale dönebilecektir. Keza, vergi iadelerindeki % 78'lik artış oranı da dikkat çekicidir. Bu artışın nedenlerinin araştırılması gerekir. Zira, söz konusu artış sadece ihracattaki artışla izah edilemez. Personel harcamaları da enflasyonun üzerinde, % 34 oranında artmıştır. Diğer taraftan, iki harcama kaleminde reel düşüşler meydana gelmiştir. Bunlar, yatırım harcamaları ve diğer cari harcamalarıdır. Yatırım harcamaları nominal olarak azalmıştır. 2.8 katrilyondan 2.1 katrilyona gerilemiştir. Diğer carilerdeki artış oranı ise sadece % 8'dir. Bunun anlamı, hükümetin mobilya, araç, kırtasiye ve benzeri harcamalarda önemli tasarruf yaptığıdır. GENEL DEĞERLENDİRME
Devralınan bütçe dengesi çerçevesinde ve mevcut politikalar esas alındığında, hükümetlerin bütçenin çok küçük bir bölümü üzerinde tasarruf etme imkanı bulunmaktadır. Faiz ödemeleri, sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan aktarmalar ve personel harcamalarına dokunmak ve bu rakamlar üzerinde değişiklikler yapmak imkanı bulunmamaktadır. Hükümetlerin inisiyatif kullanabilecekleri kalemler sadece yatırım ve diğer cari kalemidir. Temmuz sonuçlarına bakıldığında, yukarıda belirtilen zorunluluğun rakamlara yansıdığı görülecektir. Zira, sadece ismi geçen iki harcama kaleminde reel azalışlar mevcuttur. Temmuz gerçekleşmeleri, 2003 bütçesinin tahmin edildiği gibi ve ciddi bir sorunla karşılaşmadan sonuçlanacağını gösteriyor. Bundan sonra dikkatlerin 2004 bütçesine yönlendirilmesi gerekiyor. 2004 yılı bütçe gelirleri, 2003 yılında olduğu gibi enflasyonun çok üzerinde artmayacaktır. Zira, ek vergilerin süresi bu yıl bitiyor ve vergi barışı çerçevesinde 2004 yılında sadece 1.2 katrilyon liralık bir tahsilat bekleniyor. Buna karşılık özellikle faiz giderleri 2004 yılında rahatsız edici miktarda artabilir. Zira, 2003 yılının ilk 5 ayındaki yüksek faizle yapılan borçlanmaların faiz giderleri 2004 yılı bütçesine gider yazılacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |