|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sırası mı şimdi? Hele, Avrupa Parlamentosu, "tartışmalı" Türkiye Raporu'nu kabul etmişken? Raporda özetle, mevcut hükümetin AB konusunda attığı adımlar övülüyor ve Başbakan Erdoğan'ın "hukuk devletini, çoğulcu sistemi, katılımcı demokrasiyi temel alan" bir anayasa yapma girişimine destek verileceği bildiriliyor. Reformlar kararlılıkla sürdürülürse, iki yıl içinde de müzakere tarihi verilecek. İyi mi? Hayır, meslektaşlarımız (aralarında yaşını başını almış adamlar da var) "asker-sivil karşıtlığı"na dayalı haberler yapmayı konjonktüre daha uygun buluyor. Mehmet Ali Kışlalı mesela... Basının "en akredite" yazarı Kışlalı, önceki gün, bu karşıtlığı masaya yatıran ilginç bir makale yayımladı. "İlginç" sıfatını laf olsun diye yakıştırmıyorum. Her sözcüğüyle ilginç bir yazı. Kışlalı, son günlerin önemli konularından biri olan AK Parti iktidarının faaliyetleriyle ilgili gözlemler ve tepkileri izlemek üzere İstanbul Harp Akademileri'nde yapılan sempozyuma gitmiş ve "düşündüklerini samimiyetle söyleyecek durumda olan birçok kaynakla" konuşmuş. Ortaya çıkan manzarayı şöyle özetliyor Kışlalı: "AK Parti iktidarının Cumhuriyetin temel prensiplerini şurasından burasından ihlal ettiklerini düşünüyorlar. Bu noktada aralarında görüş ayrılığı yok. Ayrılık, bu oluşumu önlemek için alınacak tedbirlerin seçiminde doğuyor. Bir bölümü soğukkanlı davranılmasını, yasal zeminlerde tepki verilmesini tercih ediyor. Diğer bölümü daha katı ve kararlı." İlginç, değil mi? Demek ki, düşündüklerini samimiyetle söylemek durumda olan bazıları "yasal zeminlerinin dışına çıkma" konusunda kararlı. Böyle mi anlamalıyız? Daha da vahimi şu: Görevi ve yetkisi yasalarla belirlenmiş bazı askerler, oturup, "Hükümete karşı ne yapalım? Yasal zeminlerde mi kalalım, yoksa yasaların tayin ettiği çerçevenin dışına mı çıkalım?" seçeneğini tartışıyor. Duayen meslektaşımız da, bu tartışmayı, "olağan bir sonuç"tan sözeder gibi sütununa taşıyor. Peki Reuters'a ne demeli? İngiliz haber ajansı... Reuters'a göre, bazı Türk generalleri, güvenmedikleri AK Parti hükümetini endişeyle izliyormuş. Haberin altında Ralph Boulton imzası var. Bu "ilginç" İngiliz, tahmin ettiğiniz gibi, Reuters'in Ankara muhabiri. İstihbar ettiğim kadar "ilginç" kişi ve kurumlarla da sürekli temas halinde; imza attığı haberler de "ilginç" ve "şaşırtıcı" bilgilerle dolu. Tezkerenin Meclis'ten geçmemesinin Türk ordusunda taşları oynattığını belirten Boulton, Cumhuriyet gazetesinin "Genç Subaylar Endişeli" haberini ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün bu konuda yaptığı açıklamayı hatırlatıyor. Sonra da, AK Parti'nin Avrupa Birliği konusunda "angaje" bir görüntü vermesinin yolaçacağı olası sıkıntılara değiniyor. Haberini şöyle noktalıyor Boulton: "Ordu, AB'nin Kıbrıs konusunu ele alışından rahatsız. AK Parti ayakta kalmak istiyorsa, ordunun AB konusundaki şüphelerine önem vermelidir." Demek ki sorun, Kışlalı'nın ileri sürdüğü gibi "AK Parti iktidarının Cumhuriyetin temel prensiplerini şurasından burasından ihlal etmesi" değil. Sorun ne o zaman? Sorun, anladığımız kadarıyla Avrupa Birliği ama herkes Boulton kadar "açıksözlü" olamıyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |