AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Allerji

"Düşmanlık" demeye dilim varmıyor, çünkü, kimseye öyle bir sıfatı kondurmak istemiyorum. Ben herkesin, insan olmak kaydıyla İslam'la bir biçimde iç bağlantı kurabileceği ihtimalini var sayıyorum. O yüzden de Sevgili Paygamberimizin Taif'te ayak takımı tarafından taşlanıp, ayakkabılarının içi kanla dolduğunda dahi bedduadan - lanetlemekten kaçınmasını ve "Rabbim bunlar bilmiyorlar" demesini çok önemsiyorum.

Ama bir "allerji"nin varlığı da açık. Garip bir duyarlılık sapması sergileniyor bu ülkede kimi insanlar tarafından: İslam söz konusu olunca...

Şu cami - kilise tartışmasını hatırlayalım mesela: 6. AB Uyum Paketinde yer alan "ibadethane inşasına izin" konusunda en çok ne tartışıldı, dersiniz? Apartmanlarda mescid inşasına izin değil mi? Oysa Uyum Paketindeki asıl izin "kilise inşası"na yönelikti. Hükümet, Müslüman bir ülkede sadece kiliseye için vermiş olmamak, bir de zaten kimi ihtiyaçlar sebebiyle tesis edilmiş bulunan Mescidleri bir kurala bağlamak düşüncesiyle çerçeveyi geniş tutmuş, "kilise inşası" ifadesi yerine "ibadethane inşası"nı tercih etmişti. Kıyamet kopuyor. Medyamız yine o 28 Şubat dedektörlüğüyle harekete geçmiş, apartmanlarda mescid avına çıkmış bulunuyor. "Yarın her apartmanda bir mescid inşa edilmeye kalkışılırsa ne olur?"un korkunç senaryoları üretiliyor. Kilise inşası konusunda tek satır yok.

Nedir derdi bu insanların mescid'le? Ne alıp veremedikleri var?

Allerji, diyorum bunun için. Bir allerjik yapı, belki onların bile iradesi dışında tepkiler verdiriyor.

Ya "çatal - bıçak" meselesine, yüzüğün hangi parmağa takıldığına, protokolde kadeh kaldırılıp kaldırılmadığına, kaldırılan kadehin içinde neyin bulunduğuna, domuz lokantasına gidilip gidilmediğine, kadın - erkek oturmalarının tanzimine kadar varan didiklemeler...

Bütün bunlardan "islami refleks" çıkarma ve oradan da, mevcut iktidarın bütün takıyye girişimlerine rağmen, açık verdiğine dair hükümler irad etmeler...

Şunu anlıyorsunuz:

Hayrünnisa Gül domuz lokantasına gitse, hatta domuz eti yese çağdaş ve medeni olacak...

Tayyip Erdoğan içki içse, çatalı sol elinde kullansa...

Yüzük sağ parmağa değil de sola takılsa...

Yargılanmayacak, dışlanmayacak, hatta taltif edilecek...

Türkiye'de her şey bu kadar ucuzladı mı diye sormak mümkün tabi bu tepkiler, değerlendirmeler karşısında.

Ama meselenin daha öte bir boyutu var:

Bir allerjinin yansıması tüm bunlar. "Bir İslam allerjisi" desem üzülecekler, biliyorum ama ne yazık ki farkında olmadan sergilenen bir İslam allerjisi var.

Nasıl oluştu bu?

Bunlar ki "bizim de annelerimiz başörtülü, bizim de dedemiz hacca gitti, bizim de ninemizin - annemizin en güzel görüntüleri dua anındadır" diyen insanlar...

Ben onların ninelerinin, annelerinin de sağ elle yemek yediklerinden, evden çıkarken besmeleyle, dışarıya önce sağ ayaklarını attıklarından eminim. Adeta genlere sinen bir kültür bu. Bir başbakan farkında olmadan yaparsa neden birileri rahatsızlık duyarlar bundan?..

Bakınız, Ayasofya'da konser verildi. İslami kesimden benim dışımda hiç kimse, bunun yanlış bir davranış olduğunu yazmadı. Diyanet İşleri başkanlığı bile bir değerlendirme yapmaktan kaçındı. Yazılar yazılsa, eleştiriler sergilenseydi, hiç şüphe etmiyorum ki, "laikçi koro"muz aklına gelen hakareti yapacaktı. Ama Patrikhane kınıyor bu konseri, bir ibadethanede böyle bir konser düzenlemenin saygısızlık olduğunu ifade ediyor. Bugün bakın bakalım medyaya, bir tepki görecek misiniz? Olmaz, çünkü bizimkilerin çağdaş söylemi, sadece kendi toplumlarını vurmak içindir.

Doğrusu kendi kendime ve islami camiaya bakıyorum; "acaba bu allerjiyi besleyici davranışlarımız oluyor mu?" diye... Bunlardan kaçınmak gerektiğini de düşünüyorum.

Ama biraz da bu "Müslüman çocukları"nın, kendi yüreklerine bakmaları gerektiğini düşünüyorum. Burun kıvırdıkları, yerden yere vurdukları, allerjik bir tepkime verdikleri kültür - değer kırıntıları, kendi anne - babalarının da hayat tarzı... Burunlarından düşmanlık solumak yakışmıyor bu ülkenin çocuklarına... Bir camii azaltmanın, bir kültür dokusunu yoketmenin, Müslümanca bir hayat tarzını kemirmenin Türkiye'ye kazandıracağı bir artı olacak mı? Hayır! Bir yemekte tüm kameraların Başbakanın çatalına odaklandığı bir ülke mi olmalı Türkiye? Bu kadar sığ mı olmalı Türkiye'nin gündem konuları?

AKDER:

Yarın AKDER'in Fırat Kültür Merkezi'nde kongresi var. Saat 13'te başlayacak kongrede bir çok misafir yanında ben de bulunacağım. AKDER nisbi bir suskunluk döneminden sonra, okumak için yurt dışına gidip dönen gönüldaşlarırın katkısıyla yeniden yola çıkacak. Onları yollarda tanıdı Türkiye, bembeyaz görüntüleriyle... Hep ak mesajlar verdiler. Onları gurbet ellerde cefalar, hasretler içinde yoğrulmuş, pişmiş kişilikleriyle yeniden görmek, izlemek, yüreklendirmek gerektiğini düşünüyorum. Yarın orada buluşmak dileğiyle...


7 Haziran 2003
Cumartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED