|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sevdiğimiz İstanbul hangisidir? Kalabalığı, kargaşası, trafiği, bir yanda boyuna uzayan Babil Kuleleri, diğer yanda tepelerine yayılmış gecekondularıyla şaşaa ile derme çatmalığı bir arada bulunduran, bakınca gördüğümüz bugünkü İstanbul mudur sevdiğimiz, yoksa görmediğimiz, onu öyle görmeye yetişemediğimiz ama renkli televizyonlarımızda bir tülün ardından izler gibi izlediğimiz siyah-beyaz filmlerdeki masum İstanbul silüeti mi? Bana öyle geliyor ki, bu kenti sevmemizde pelikülü giderek solan eski Türk filmlerinin payı büyük. Zeki Müren'in şakıyarak, sıçrayarak dolaştığı Arnavut kaldırımlı sokakları; kalbi temiz, gönlü zengin Sadri Alışık'ın dudağının kıyısına konduruverdiği sigarasından çektiği derin nefesleri "ah ihtiyar medeniyet!" diyerek bıraktığı, dumanlı gözlerle baktığı Sultanahmet Meydanı; kaytan bıyıklı Ayhan Işık'ın sevdiği kızın peşinden sürüklendiği mütevazi ışıklarla donatılmış Beyoğlu; Belgin Doruk-Göksel Arsoy çiftinin elele dolaştığı Galata Köprüsü, ortasında kameriyeli köşklerin parıldadığı, ilkbahar çiçekleriyle bezeli Erenköy bahçeleriyle severiz biraz da İstanbul'u. Bugün, Cumhuriyet ideolojisiyle çatışanların meydan okuma yeri olan, bu yüzden de dört başı memur olan Beyazıt'ın tramvayı vardır mesela o filmlerde, bambaşka bir dekoru. O steril dekor içinde, fötr şapkalı-takım elbiseli beyfendiler, elleri eldivenli-başları şapkalı hanfendiler kuyruklu otomobillere kurularak dolaşırlar şehrin ıssız caddelerinde. Onlarla ilgili iki temel duygumuz olur, iyi-kötü ikilemine kurulu bu filmlerde; iyi insanları oynuyorlarsa sever, sonradan görme, kötü kişileri oynuyorlarsa nefret ederiz. Filmin esas kızıyla esas oğluysa şanslıdır izleyiciye kendini sevdirmek bakımından, iyidirler zira hep. Tek kusurları, kaderin tuzağına çok sık düşmeleridir. Babasının bahçeli, kameriyeli köşkünden bukle bukle sarı saçları, puantiyeli, ince belli elbiseleriyle o narin, o kırılgan güzelliğiyle süzülerek çıkar Filiz Akın. Önde beyaz dumanı ve bağırtılarla ilerleyen vapurların, çığlık çığlığa martıların, arkada Galata Köprüsü ve Yeni Camii'nin olduğu o sisli silüetin karşısında, neredeyse bütün yüzünü kaplayan kara gözlerini indirip yere, rüzgarda dalgalanan siyah saçlarının ve pardösüsünün içine gömülüverir gencecik bir Türkan Şoray. Boğaza nazır, kuğu gibi bir yalının gösterişli ahşap balkonuna dayanıp, ıpıssız bir sahili ve denizi seyre dalar mesela Çolpan İlhan. Boğaz'ın belli ki henüz yemyeşil sırtlarını aşkla temaşa eder Çamlıca tepesinde buluşan Hülya Koçyiğit'le Ediz Hun. İstanbul'un büyülü dekorunda aşık olurlar, verem olurlar, berduş olurlar, artist olurlar! Hikayeler sosyalleşip, sınıflar belirdikçe dekor değişir. Kahramanlarınız bu defa denkleri sırtlarında, ürkek gözlerle bakarlar Haydarpaşa Garı'nın merdivenlerinden İstanbul'a. Soluklanmadan, kentle amansız bir savaşa girişirler. Kenar mahalleler girer işte o zaman hikayesi acılaşan filmlere. Semtler ve semtler arasındaki farklılıklar. Büyük kentin büyülü atmosferi parçalanır. Kent kültürü yabancılaştırıcı bir unsur olarak eklenir gurbet kuşlarının hikayelerine. Bakkalı, manavı, kasabıyla mahalle esnafı; dedikodusu, çekememezliği, parçalanmış değerlerinden arta kaldığı kadarıyla bağlılığı, dayanışmasıyla komşular; bir yandan zorlu hayat şartlarıyla diğer yandan İstanbul'un parıltısına çekilen çocuklarıyla başetmeye çalışan kahırlı ana-babalar eklenir. Cami silüetleri eşliğinde minarelerden yayılan ezan sesi, kötü yolan düşenlerin vicdanlarının sesi olarak duyulur ancak. Dolmuşlar, gecekondu mahallelerinden, işportacıların canhıraş bağırtılarla mal sattığı Eminönü'ne, Aksaray'a yahut fabrikalara işçi taşır durmadan. İstanbul değişir. Bildiğimiz, yaşadığımız şehre doğru evrilir, kendisi ve insanları kirlenirken. Filmler renklenir, masumiyet İstanbul için uzak bir hayal olur. Yalan da olsa, izlediğimiz her siyah beyaz film bize, orda gördüğümüz İstanbul'un artık yaşamadığına inandırır. Şimdi yaşayan bambaşka bir İstanbul'dur. Ah güzel İstanbul!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |