|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bugün size "BÜYÜK" politikalardan söz etmeyeceğim. Bugünkü konumuz ABD ile ilişkilerin nasıl yoluna sokulacağı, AB ile üyelik müzakerelerinin ne zaman başlayacağı, "Asker-Sivil" ilişkisinin demokrasi rayına nasıl oturacağı gibi "ağır" konulardan birisi olmayacak... Hatta Başbakan'ın nihayet akla gelen çok "pratik" bir çözümle Moldova Başbakanı ve eşinin onuruna verdiği yemeği "kamusal alan" dışında kalan bir otele taşıyıp eşinin (yine nihayet!) yemek masasına oturmasını sağlayarak "türban yasağı"na yönelik şimdilik küçük çaplı bir "yarma" hareketini "şıp" diye nasıl büyük bir başarıyla gerçekleştirdiğinden de söz etmeyeceğiz! (Laf aramızda bu çok iyi oldu, çünkü ülkemizi ziyaret eden yabancı devlet adamlarının "Yürütme"yi oluşturan zevatın hepten "bekar" hayatı sürdüğüne kanaat getirmesine az kalmıştı!) Bugün bütün bu "BÜYÜK" konuların yanında esamisi okunmayan "küçücük" bir konudan, ya da politikadan söz edeceğiz... Evet, bugün konumuz ülkedeki "sağlık politikası"na şu günlerde verilmek isteyen yeni yüz.... Ben mi çok safım yoksa millet mi çok "cin" bilemiyorum.... Geçenlerde Sağlık Bakanlığı Müşteşar Yardımcısı'nın CNN Türk'te Gürkan Zengin'in karşısında yaptığı açıklamalar son bulunca, o günden beri basında veya diğer merkezlerde hiç mi hiç heyecan yaratmayan bu açıklamalar karşısında "Yaşasın!" diye haykırdığımı iyi hatırlıyorum. Müsteşar Yardımcısı olan tıp profesörü konuşmacı, çok uzak olmayan bir zamanda Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur mensuplarının da "özel sağlık kuruluşları"ndan ücretsiz yararlanabileceğini açıklıyordu. Hem de ne açıklama; İki önceki hükümetin MHP'li Sağlık Bakanı'nın milleti bıktıran o "mizahı"yla yakından uzaktan ilgisi olmayan bir tarzda. Belli ki bakanlık bu işe gözü kara dalmıyor; arkasından hüsran çıkacak bir projeyi anlatmıyor. Oturulmuş, çalışılmış, maliyetler hesaplanmış ve bu işin, bu BÜYÜK işin mümkün olduğuna karar verilmiş.... Aslına bakarsanız, kendisiyle hiç karşılaşmasam da, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın başında bulunduğu Sağlık Bakanlığı'ndan böyle güzel projeler çıkacağını daha ilk günlerden bekliyordum. Niçinini bilmem ama, medya tarafından daha ilk günden itibaren eşinin ve çocuğunun "türban"ı mesele yapılmaya çalışılan bu hekim bakan, mesleğine olan sevgisi ve lafı hiç uzatmayan ciddi tavrıyla bana çok güven vermişti. Peki çok kısaca aktaracak olursak, Sağlık Bakanlığı'nın adım adım uygulamaya koyacağı yeni sistem nasıl çalışacak? Bir kere, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in de açıkladığı gibi, 1 Temmuz'dan itibaren SSK'lılar devlet hastanelerinden, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur mensupları da SSK hastanelerinden yararlanabilecek. Daha sonra da gecikmeden, "özel sağlık kurumları"nın kapıları önce Emekli Sandığı mensuplarına, sonra da SSK'lılara ve Bağ-Kur'lulara açılacak.... Düşünebiliyor musunuz; sağlık harcamaları devlet tarafından karşılanan milyonlarca insan da artık, özellikle büyük şehirleri baştan sona kuşatan "özel sağlık kuruluşları"nın verdiği hizmetlerden yararlanablecek... Müsteşar Yardımcısı sisteme ileride "özel hekimler"in katılacağını da söyledi. Düşünebiliyor musunuz? Çocuğunu, eşini, ananı, babanı kaptığın gibi cebindeki SSK kartıyla çalıyorsun "özel muayenehane"nin kapısını... Muhteşem bir reform bu, bir rüya bu.... Bunun adı "reform" değil, bu bir "devrim"! Demek ki nihayet bu ülkenin vatandaşları da, gelirleri bakımından aralarında sırasında uçurumlar olsa bile, sıra "sağlık hizmeti" almaya gelince EŞİT olacaklar.... Yok artık öyle ayrı/gayrı... Emekli Sandığı mensubuna şu hastahane, SSK'lı ve Bağ-Kur'luya bu hastahane, varlıklıya "özel hastahene" devri bitiyor... Nihayet biz de her "medeni bir ülke"de olduğu gibi, cebimizdeki sağlık karnesiyle istediğimiz sağlık kuruluşunun kapısını çalabileceğiz... Söylediğim gibi, ne hikmetse bu muhteşem yenilik karşısında medyadan "tık" çıkmadı... Gelişmeleri "atladılar" mı, yoksa hepsi, benim görebildiğim kadarıyla konuyu sütununa taşıyan tek köşeyazarı olan Tarhan Erdem (Radikal) gibi vaat edilenlere inanmadılar mı, bilmiyorum. Ama şu kadarını iyi biliyorum ki, sağlık hizmeti almaya ilişkin Sağlık Bakanlığı'nın geliştirdiği bu yeni sistem milyonları çok mutlu edecektir. Hastane önlerindeki "kuyruk"larda ve gece ateşi yükselen ama bir türlü doktora yetiştirilemeyen çoçukların başında bekleyenler açısından bir "devrim" gibi kutlanacaktır.... Bana sorarsınız, "Açıklanan şu sistemi uygulayabilen bir hükümet başka hiç bir şey yapmasa bile hep var olsun!" derim.... Madem bu yazıda "öznellik" epeyce ağır bastı, o zaman şunu da söyleyeyim: Ben ve ailem "sağlık sigortası" açısından bu ülkenin şanslı kesimi içindeyiz. Ben SSK'dan, eşim ve çocuğumuz Emekli Sandığı'ndan sigortalı. Ama birkaç yıl önce geçirdiğim bir sağlık sorunu dolayısıyla bu sigortaların yeterli olmadığını gördüğümden, ailecek bir de "özel sağlık sigortası" yaptırdık, yılda bilmem kaç dolar da ona ödüyoruz... Siz anayasasında "Sosyal Devlet" olduğu yazan bir ülkedeki şu manzaraya bakın. Cebinde devletin verdiği "sağlık karnesi"nin yanında bir de "özel sağlık sigortası" kartı taşıyorsun! Ben karşılaşmadım, aranızda bilen varsa söylesin: Böyle bir saçmalık, böyle bir israf, böyle bir "tuzak" dünyada başka hangi ülkede var?! Bilinmez (şimdi işi abartarak konuşuyorum!) belki de, Sağlık Bakanlığı'nın "devrim" niteliğindeki bu uygulamasının karşılaştığı bu büyük "sessizlik"in arkasında tamamen "alaturka" çalışan sigorta dünyamızın rahatsızlığı vardır!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |