AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Milli Güvenlik Kurulları ve Batı orduları

AP raporunun yeniden gündeme getirdiği asker ve askeri vesayet melesine bugün de MGK açısından bakalım.

Milli Güvenlik Kurulu Türkler'in buluşu değil.

Bugün hemen tüm NATO ülkelerinde, eski Doğu Bloku ülkelerinde bu tür kurullar bulunuyor. Bunlar, ABD'de de Milli Güvenlik Konseyi, Fransa'da Milli Savunma Yüksek Kurulu, Rusya'da Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi, Yunanistan'da Dışişleri Savunma Konseyi adını taşıyorlar.

Bu kurullardan ancak bir kısmı anayasal, çoğu sadace yasal düzenlemelere kurulmuş durumda; aynı şekilde birçoğunun daimi bir kuruluşu yok, belli dönemlerde toplanıp, dağılan istişari bir komite gibi çalışıyorlar; örneğin Romanya, Polonya, Japonya, İran, Bulgaristan, Yunanistan daimi bir teşkilatı bulunmayan ülkeler arasında.

Buna karşılık MGK'nın Türkiye'deki yapısı, işlevi, siyasetle ilişkileri tamamen Türkler'in buluşu…

Özellikle demokrasinin hüküm sürdüğü ülkelerde Güvenlik Kurulları'nın işlevleri ve yapıları Türkiye'kinden çok farklı, buna bağlı olarak askeri otoritenin örgütlenmesi ve sivil otoriteyle ilişkisi de öyle…

Güvenlik Konseyleri'nin kuruluş öyküsü 2. Dünya Savaşı'na dayanır.

Bu konuda ilk adımı ABD atmıştır. Savaş sırasında ABD Silahlı Kuvvetleri'nin çeşitli kademeleri ile ABD siyasi makam ve otoriteleri arasında uyumsuzluk ve koordinasyon eksikliği 1947 yılında "The National Security Act" başlıklı bir yasayla National Security Council kurulmasına zemin hazırlamıştı.

Bu durum, NSC'nin kurulmasının tek nedeni değildi. Diğer amaç önemli amaç silahlı kuvvetlerin tarafsızlığını sağlamak, denetimine yönelik mekanizma oluşturmak olarak tanımlanmıştı.

1947 yasasının gerekçesi bu amaçları açıkça tanımlar:

"Milli güvenliği ilgilendiren alanlarda çeşitli makam ve mercileri kuşatacak usul ve esaslar getirmek, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri'nin işleyiş ve iç idaresine ve denetimine ait hükümler getirmek, Bu kuvvetlerin sivil makamlar tarafından tek elden idaresini sağlamak…"

Bugün NSC milli güvenliği ilgilendiren yerli, yabancı ve askeri konularda bilgi toplamak, ayrıma tâbi tutmak, değerlendirme yapmak ve daha sonra başkana milli güvenliğe ilişkin öneride bulunmakla görevlidir.

Kurul işlerini, gündeminin tespitini başkanın denetimi altında milli güvenlik danışmanı yürütür. Savunma bakanı başkanın hiyeraşide en yüksek danışmanıdır. Genelkurmay başkanlığına gelince, bu makam NSC'nin, savunma bakanının ve başkanın en yüksek askeri danışmanıdır.

Bu çerçevede genelkurmay başkanına Silahlı Kuvvetler açısından verilen görev emir-komuta değil, askeri birimler arasında koordinatörlüktür. Askeri güç Atlantik Donanması, Pasifik Donaması gibi değişik birimler arasında dağıtılmış, her biri ayrı ayrı kanallardan sivil otoriteye bağlanmış, sivil otorite ise yetkileri tek elde toplamıştır.

Gerek Milli Güvenlik Kurulları'nın yapılanmasında gerek ordu komuta sisteminin düzenlemesinde birçok ülke daha sonra büyük ölçüde ABD modelinden esinlenmiştir.

Güvenlik Konseyleri'nin bu esaslara göre oluşturulmasının, gereği ordu teşkilatlarının "dağıtılmış yetki ve koordinatör genelkurmay" mantığı üzerine kurularak denetlenmeye gidilmesinin iki tarihsel nedeni daha vardır.

Birincisi savaş sonrası sadece askeri değil aynı zamanda sivil kaynakların, sadece savaş sırasında değil aynı zamanda barış zamanında seferber edilmesidir. Bu stratejinin varlığı, askeri yetkinin tek askeri elde toplanması halinde siyaset ve ekonominin asker kontroluna geçmesi ve askeri mantığa tâbi olması tehlikesini beraberinde getirmiştir.

Geçen yazıda da belirttiğimiz gibi Fransa 1971 yılında bir kararnameyle, Türk modeline benzer bir yapılanmaya (emir-komutayı genelkurmaya verecek) geçecek, ancak yaşanan askerileşme eğilimi sonrası 1973 yılında yeni bir kararnameyle hızla eski dağıtılmış yetki modeline dönecektir.

İkinci neden askeri gücün, nükleer teknolojinin devreye girmesiyle mali, askeri ve idari açıdan devasa bir nitelik alması, bu gücün kapsamının genişlemesidir. Bu değişimden doğan denetim sorunu askeri yetkiyi bölerek ayrı yollardan sivil bir merkeze bağlayarak aşılmış (dağıtılmış yetki modeli); organizasyon sorunu ise ilgili sürekliliği ve koordinasyonunu sağlamak amacıyla kurumsal bilgi birikimini ve ilgilileri tek bir merkezde toplayarak aşılmıştır (MGK modeli).

Türkiye, dün olduğu gibi bugün de aşırı merkezi ve milli güvenliğe ilişkin tüm yetkileri bu merkez üzerinden Genel Kurmay Başkanlığı (GKB) bünyesinde toplayan nadir ordulardan birisidir.

Bunun bedeli dün olduğu gibi bugün de sistemin en büyük gücünü denetleyen ordu kurumunun siyasallaşması ve sistemin aşırı askerileşmesidir.

Değişmesi gereken budur.

Değişim halinde ise gerçek bir Türk devrimi yaşanmış olur…


11 Haziran 2003
Çarşamba
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED