|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Burada sürekli yoksulluktan dem vuruyoruz ya; Ekmek Teknesi'nin "kıl"ı gibi biri çıkıp: "İyi de aga, çare ne?" diye sorabilir. Cevaben "çare bizi aşar, babaya gidelim" diye konuşacağım ama bu biraz da ipe un sermek oluyor. Elbette ki başımızda oy verip seçtiğimiz bir hükümet var. İlgili bakanlıklar, bunlara bağlı çalışan bir sürü kuruluş var. Bu memlekette tonla üniversite ve bilim adamı var. Danışmanlar, uzmanlar, yetkili ağızlar var. Yetmedi mi! İMF var AB var, Kopenhag kriterleri var. Çareyi bulmak bana mı düşüyor sayın okur. Yahu şurada oturmuş konuşuyoruz, lafına kira mı istiyorsun, sen de bir-iki cümle söyleyiver; diye ısrar ediyorsanız, bak ona dayanamam. İşte çare: Çare sizsiniz hocam! Hiç o yana, bu yana bakıp kıvırtmayın. Çare sizsiniz! Yok ya, nasıl oluyor da böyle oluyor? Şöyle oluyor hocam: Bak anlatıyorum, dinle: Şimdi benim bahsettiğim yoksullar akşamdan sabaha çıkamayacak haldedir. Adam diyor ki, iş aramaya gideceğim dolmuş parası, otobüs parası yok (inanmıyor musunuz?). Yürüyorum, öğlene doğru şehrin belli yerlerine ulaşıyorum, yoruluyorum, yarım ekmek helva ile açlığımı bastırıyorum, sağa-sola bakıyorum, iş yok, cepte para yok, geri dönüyor, başım önümde tek odalı gecekonduya geç vakit varıyorum. Varsa makarna bulgur, yoksa domates ekmek yiyip yatıyoruz. Bakkala yirmi milyon borcum var. Veremedim, kirayı veremedim, elektiriği kaçak kullanıyorum, suyu komşulardan alıyoruz, çocuk küçük ne süt alacak para var ne mama. Adamın derdi anlatmakla bitmez. Yani şimdi şu adama kafadan bir yüz, ikiyüz milyon versen bir hac sevabı kazanacaksın (Rakamların ufaklığına dikkat). Yahut çocuk okula başlayacak, forma yok, çanta yok, kitap-kalem-defter-beslenme çantası yok, olsa bile içine koyacak bir şey yok. Bu yavrunun arkadaşları sabah güle-oynaya okul yolunu tutuyor, çocuk arkalarından baka baka ağlıyor. Şimdi ben bunları yazıyorum, duygu sömürüsü mü yapıyorum. Şu çocuğu giydirseniz, donatsanız, ayağına ayakkabı alsanız size kaça patlar? Durum budur hocam, durum çok açık ve çok acıklıdır. Çok bilmişler şöyle diyor: Böyle tek tek insanlara yardım ederek mesele çözülmüş olmaz; açlara balık vereceğinize onlara balık tutmayı öğretin. Ey çok bilmiş arkadaş. Şunu da bil ki bu adama balık tutmayı öğretinceye kadar iş işten geçer. Öğrense bile köşeler tutulmuştur, ona kolay kolay balık tutturmazlar. Bu adam ne makro ekonomiyi, ne faizlerin düşmesini, ne enflasyonu, ne İMF yardımını, ne AB'ye giriş sürecini, ne iş dünyasının, özelleştirmenin bir noktaya taşınmasını bekleyemez. Bu adamın elinden hemen şimdi tutmalıyız. Bunu ancak göğsünde bir kalp taşıyan, göz yaşı dökmesini bilen, merhamet ve şefkat damarları kurumamış, ahlak sahibi, mürüvvet sahibi fertler yapabilir. Ve yapanlar da var, Allah razı olsun. Boş tencere bu akşam kaynamalı, çocuk bu akşam sütünü içmeli, ablası sabaha okula gitmeli. Vakit yok, vakit bitti. Siz memleketin umumi vaziyetinin düzelmesini bekleyip de mesuliyeti omuzunuzdan atmayın. Bir kişiyi kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibidir ve bir kişiyi öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Unutmayın, sabahı beklemeyin, geceden yola çıkın. Gazanız mübarek olsun. (NOT: Hükümet ülke yoksullarını tek tek tespit edecekmiş. Çok hayırlı bir haber. Mikrokredi ise bahsi diğer.)
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |