|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de ellili yıllarda büyük bir ivme kazanan şehirleşme olgusu ekonomik, siyasal ve kültürel yapıda köklü dönüşümlere yol açtı. Şehirler ekonomik gelişmenin olduğu kadar kültürel zenginleşmenin de lokomotifi oldu. İbn Haldun'un Mukaddime'de "köy" ve "şehir" karşılaştırmasında vurguladığı gibi, şehirler talebi talep de arzı artırır. Bu yüzden, her ülkede şehirler gelişmişliğin sürükleyici gücü ve simgesi olarak görülür. Nasıl Londra İngiltere'nin özü ve özeti ise, İstanbul da Türkiye'nin özü ve özetidir. İstanbul onbeş milyona yaklaşan nüfusuyla küçük bir Türkiye'dir. İstanbul'suz bir Türkiye hem ekonomik hem de kültürel açıdan çok yoksul olurdu. Çünkü şehirsiz güçlü bir ekonomik yapı olmadığı gibi, sağlam bir kültürel doku da olamaz. Şehirler sundukları ekonomik, siyasal ve kültürel imkanlarla tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuşlardır. Bağcılar Belediyesi Başkanı Feyzullah Kıyıklık, her yıl Haziran ayının ilk haftasında düzenlediği "Çevre Haftası"nı gelenek haline getirdi. Belediye'nin bütün yöneticileri Bağcılar adına yakışır bir biçimde, yeşil alanlarla donatmak için büyük bir gayretle çalışıyor. Belediye yöneticileri Bağcılar'ın ağaç tutkunu insanlarıyla elele vererek, her yıl binlerce ağaç dikiyor. Onlar ağaçsız ev, evsiz şehir olmayacağının bilincindeler. Geçen hafta sonu Bağcılar Belediyesi'nin ağaçlandırarak, düzenleyip geliştirdiği Molla Gürani Parkı'nın amfiteatrısında bir panele katıldı. "Tatlı Su Kaynakları ve Şehir Kültürü"nün tartışıldığı paneli, İstanbul'un çevre sorunlarını çözmek için önemli adımlar atan Prof. Dr. Mustafa Öztürk yönetti. Özellikle Bağcılar'daki liselerin öğretmen öğrencilerinin ilgi gösterdikleri panele konuşmacı olarak Prof. Dr. Sadettin Ökten, Prof. Dr. Ahmet Demir ve ben katıldım. Türkiye'de zorunlu göç sonucu ortaya çıkan şehirler hem sorun, hem de çözüm kaynağıdır. Kültürel dengesizlik, işsizlik, gecekondulaşma, altyapı hizmetlerinde aksama, çevre bozulması, gelir dağılımdaki eşitsizlik, sosyal çözülme, denetimsizlik ve kültürsüzleşme gibi sorunlar şehirlerde yoğunlaşır. İnsanlar sorunlarla karşı karşıya gelmeden, bir arayış içine girmedikleri için, şehirler aynı zamanda çözüm üretme ortamlarıdır. Şehirlerin sorunları gibi, imkanları da büyük olur. Bunun için, Anadolu kültüründe çevreden merkeze doğru gitme özendirilir. Çünkü çevre statik, merkez dinamiktir. Çevreden merkeze emek ve hammadde, merkezden çevreye de hizmet ve ürün gider. Çevrede üretilen ürün ve hizmetin katma değeri düşüktür. Merkezde üretilen ürün ve hizmetin katma değeri ise, çevreden çok daha büyüktür. Bu yüzden, merkezlerin ekonomileri çevreden daha güçlü ve daha sağlam olur. Merkezler, daha doğrusu şehirler, büyüdükçe, belediyelerin sorumlulukları da artar. Belediyelerin başarılı olabilmesi için, yerel yönetim sınırları içinde yaşayan, yaşı, cinsiyeti ve mesleği ne olursa olsun, herkesin yönetime katılması gerekir. Kuşkusuz belediye yöneticilerinin bölgelerinde yaşayan herkese hizmet götürmesi zorunludur. Ancak hizmetlerin karşılığını bulabilmesi için, belediye sınırları içinde yaşayan herkesin de yerel yöneticilere yardımcı olması büyük önem taşır. Yerel yönetimlerde güç ve başarı, büyük ölçüde paylaşmasını bilme kültürüne dayanır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |