|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ekonominin kurallarından biridir. Bir mal ucuzken alınır, pahalıyken satılır. Bizde ise, ne zaman dolar ve borsa yükseldi, hurra... millet peşine düşer. Bir süre sonra dinle artık: "Elim kırılsaydı da keşke almasaydım" teraneleri...
Şimdilerde kimsecikleri göremiyorum. Yine de bazı işadamlarının ve bankaların bu fiyattan dolar almaya başladığını duydum. Sanayicilik yapan eski bir ahbabım dedi ki: "Fiyatlar alım için uygun. Dolar biraz daha geri gitse bile, döner. Bu paraya yatırım riskli değil." Anlattığına göre, çevresinde dolara yatırım yapanlar artmış. Aslında ABD parası lehine gelişmeler az değil. Örneğin, Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, önceki gün, temmuz ve ağustos aylarında piyasadan 1,8 milyar dolar alacaklarını açıkladı. Bu resmen dolara destek demek. Biliyorsunuz, Merkez Bankası faizleri 3 puan geri çekmişti. Bir 3 puanlık indirim daha gelebilir. Tabii Serdengeçti'nin haklı olduğu bir nokta var: Emirle dolar yükselmez, faiz de düşmez. Sabretmek lazım. Bir de tabii ki, iç ve dış borç ödeme takvimini izlemekte yarar var. Büyük ödemelerin olduğu aylarda, faizlerin yükseldiği unutulmamalı. Herkes elbirliği ile doları kurtarma peşinde. Aslında, kurtarılacak olan ihracat. Frenlenecek olan ithalat. Dolardaki düşüşe parelel karları azalan ihracatçılar telaşlanmaya başladı. Ucuzlayan ithalat aldı başını gidiyor. Lüks otomobil ithalatı bile 4 kat arttı. Bu tabloyu bir yerde dengelemek gerek. Daha geç kalınmış sayılmaz.
Garp cephesinde yeni bir şey yok
Avrupa Birliği ülkelerinin iki büyük sorunu var: İşsizlik ve durgunluk. Onlar de bizim gibi... Değerlenen kendi paralarından şikayetçiler. Euroyu düşürüp, dolara nefes aldırmak için geçen hafta faizlerleri yarım puan indirdiler. Euro bölgesinde şu anda faiz oranı yüzde 2'ye inmiş durumda. Ama bu indirim fayda etmedi. Çünkü, ABD'de faiz oranları 1,25. Bu ülkenin faizleri daha da geri çekeceği söylentileri, euronun dolar karşısında kıpırdanmasını engelliyor. Ekonomik durgunluğun pençesinde kııvranan eski ve yeni kıtanın para düellosu devam edecek görünüyor.
Öğretmenler çoktan tatile çıktı aman bakan duymasın!
Lise son sınıf öğrencilerinin son bir ayda okula pek gitmedikleri bilinen gerçek. Bunu da rapor alarak yapıyorlar. Gerekçeleri de üniversite sınavlarına hazırlanmak. Hiç değilse mantıklı bir nedeni var. Ancak işin asıl vahimi şu: Gözden uzak kenar semtler yanında, şehrin merkezindeki birçok ilköğretim okulunda bile derslere ara verildi. Çoğu öğretmen sınıflara girmiyor. Çünkü 10 gün önce tatile çıktılar. Okula gelenler ise dersleri boşvermiş. Öğretmenler odasında orada burada sohbetle vakit geçiriyor. Öğretmen ya da ders yok diye çoğu veli de çocuğunu okula göndermiyor. 40-50 kişilik sınıflarda ancak 15-20 öğrenci var. Eğitim yılı kısa, tatili çok diye şikayet eder dururuz. Sanki olan süreyi iyi değerlendiriyoruz. Sayın Milli Eğitim Bakanı hala öğretmen ve öğrencileri okula gidiyor sanıyor.. O'na sakın söylemeyin!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |