AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Ankara Palas'tan canlı yayın

Masada sağ yanımda oturan bayan Amerikan dışişleri bakanlığındanmış, solumdaki de savunma bakanlığı Pentagon'dan; bir yemek boyu süren sohbette bile iki kurumun birbirinden epey farklı düşündüğü ortaya çıkabiliyor...

Amerikalılar dünyaya nizamâtı sadece silâh gücüyle vermiyorlar; o noktaya gelene kadar uyguladıkları yüzlerce 'barışçı' yöntem var. Bunlardan biri de, her ülkede kendilerine yakın hissettikleri kişi ve kuruluşlarla dirsek temasını sürdürmek... 'Think tank' denilen düşünce üreten merkezler bunu sağlamak amacıyla gece gündüz çalışıyorlar...

Amerika'nın dünya üzerinde en etkili düşünce üreten kuruluşu 'Council on Foreign Relations' (CFR), 'Atlantik Ortaklık Programı' adı altında değişik ülkelerden umut veren gençleri biraraya getiriyor. Bilir gibi yazdığıma bakmayın, o 'gençler' ile aynı salonda yemek yemeseydim, CFR'nin böyle bir platform oluşturduğu bilgisinden mahrum kalacaktım. Çoğu ABD'den olsa bile, Avrupa'nın değişik ülkelerinden 35 kadar genç... Dâvet sahibi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile aynı masayı paylaşan genç Marcin Piotrowski'yi gösterip, kulağıma, "Şu an ülkesinde bakan yardımcısı, ama ilk hükümet değişikliğinde dışişleri bakanlığı koltuğuna o oturacak" denildi...

Program sorumlusu Ronald Asmus, konuşmasında, "Toplantılarımıza katılanlardan pek çok kişi şimdi ülkelerinde önemli görevler üstlenmiş durumdalar" cümlesiyle övündü. ABD ile Avrupa arasında kurulan bu entellektüel köprünün siyasi sonuçlar doğurmasını katılımcılar doğal karşılıyor. Bu tür girişimlerde, ileriye yatırım yapıldığı bilinciyle, katılımcı seçerken ince eleyip sık dokunur...

Katılımcılar listesine dikkatle göz gezdirdim. Fransa, Norveç, Danimarka, İtalya, Hollanda (2), İngiltere, Almanya (2) ve Yunanistan'dan delegeler var. Bunlara ek olarak, Bush'un 'yeni Avrupa' dediği Latviya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Polonya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti de program kapsamında. Rusya da... Türkiye'den beş yıldır toplantılara çağrılan Burak Akçapar bir Dışişleri mensubu; bir de Zeyno Baran var, ama o 'Nixon Center' kimliğiyle programa katılıyor...

Önceki toplantılarda Avrupa ile ABD arasındaki ortak ve pürüzlü konular işlenmiş; bu son toplantı ise, 'durumunun mânâ ve ehemmiyetine binâen' Türkiye'de yapılıyor ve Türkiye görüşülüyor... İlk iki günü İstanbul'da TESEV bünyesinde yapılan toplantıda geçirmişler; son gün ise Ankara'da, Dışişlerine bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (SAM) konuğu oldular... Başbakanın dışişleri başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu brifing vermiş delegelere; sonra da Prof. Ümit Özdağ ile ARI Grubu başkanı Kemal Köprülü'yü dinleyip anlattıklarını tartışmışlar...

Kendisini "Pentagon'dan" diye tanıtan Amerikalı, geçen gün burada sözünü ettiğim PEW kamuoyu yoklamasında, Türklerin, "ABD ülkemizi işgal edebilir" kanaatini dile getirmelerine takmış... Önce, "Hangi ülkeyi kendinize yakın hissediyorsunuz?" sorusuna, "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" geleneksel cevabından sonra ilk sıraya ABD'yi oturtarak cevap veren bir ülkeyi, 'Amerikan karşıtı' haline getirdikleri için kendisini tebrik ettim. Sonra da, halkın, bölgeye yönelik gerekçesiz saldırıların sonunda bizi de vurabileceğine inandığını söyledim...

Dışişleri bakanı Abdullah Gül yemeğin başında yaptığı konuşmada, Ak Parti hükümeti olarak önceliği Avrupa Birliği'ne vermelerinin sebebini 'demokratikleşme' olarak anlattı. Yeni uyum paketinin hemen ertesi gün Meclis'e sevkedileceği haberini onun ağzından aldı yabancı konuklar... Aynı gün Genelkurmay başkanı Org. Hilmi Özkök ile görüşmüştü dışişleri bakanı; niyeti ona da aktarmış olmalı...

Acaba gelecek yıl Bilderberg Toplantısı Türkiye'de yapılır mı? Bu soruyu herhangi bir bilgiye sahip olduğum için soruyor değilim. Ancak, CFR gibi kuruluşlar Türkiye'yi tercih etmeye başladıklarına ve Ak Parti de bu tür kuruluşlara iyi evsahipliği yaptığına göre böyle bir ihtimal olabilir.

ANAR'ın son yoklamasında, bir Ak Partili bakanın Bilderberg toplantısına katılmasına başka parti seçmenleri çok karşı çıkarken, AKP'liler fazla aldırmaz görünmüş. ANAR'ın vardığı sonuç ilginç: "Bakanın Bilderberg toplantısına katılmasını olumlu karşılayanların oranı yüzde 35, olumsuz karşılayanların oranı ise yüzde 24'tür. Bu konuda fikir belirtmeyenlerin oranı yüzde 41'dir. AKP'li bakanın bu toplantıya katılmasını olumlu karşılayan AKP'lilerin oranı yüzde 48 iken, olumsuz karşılayanların oranı yüzde 11'dir." İlginç değil mi?

Hazır Pentagon'dan biriyle aynı masayı paylaşıyorken, "Neden Türkiye böyle yaptı?" türü anlamsız sorularına doğrudan cevap vermek yerine, zihnimi sürekli işgal eden kendi sorumu yöneltmeden edemedim: "Tezkere kabul edilmediği için ABD'nin bir kaybı olmadı, Irak çabucak düştü; peki Türkiye'ye karşı bu kadar afra tafra niye?"

İkna edici herhangi bir cevap alamadığımı bilesiniz...

Bir hafta önce 'tesettür defilesi' yapılacağı için kıyasıya bir tartışmanın konusu olmuş Devlet Konukevi'nde o defile yapılamadı; öte yandan, CFR'nin 'gelecek vaadeden' gençlerinin bayağı gürültü koparan toplantısı sorunsuz yapılabildi.


11 Haziran 2003
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED