AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Sorular

Bölgedeki gelişmeler konusunda herkesin kafası fazlasıyla karışık. Üretilen politikaların her birine itirazlar getirmek mümkün. Bu sadece Türkiye açısından değil, olaya katılan hemen tüm taraflar açısından böyle. Amerika, İngiltere, Avrupa, Türkiye, Irak, İran, tüm Ortadoğu, İsrail, Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler, Türkler, Kürtler, Araplar, İranlılar vs...

Onun için sadece soru sormak ve üzerinde düşünülmesi gereken konu başlıkları üretmek bile çok önemli. Ben bugün bunu yapacağım:

-Amerika neye oynuyor öncelikle? Şu anda Amerika'da yönetimi etkileyen ve neo-con (Yeni muhafazakarlar) denen grup, neyin peşinde? Bu grubun ideolojik muhtevası Amerika'yı nereye kadar götürür? Amerika ne kadar süre bu grubun etikisinde kalır? Irak'ta "savaş gerekçeleri" sorgulanan neo-conlar etik sorgulamaları gözardı ederek ilerlemeyi sürdürürler mi? Amerika'nın 11 Eylül sonrası geliştirdiği Ortadoğu politikalarının gerçek amacı nedir? Petrole el koymak mı? Nükleer güç sahibi İslam ülkelerini kontrol etmek mi? İslam'ın siyasal boyutunu yok etmek ve yeni bir İslam tanımı gerçekleştirmek mi? İsrail'e güvenli alan oluşturmak mı? İsrail'in Nil'den Fırat'a hedefinin yolunu açmak mı? Neo-conların İsrail'le ilişkileri nedir? İslam coğrafyasında uzun sürecek bir çalkantılar (Afganistan durulmadı, Irak'ta çatışmalar sürüyor ve sırada şimdiden çalkantılari içine itilen İran var) dönemi başlatmak mı? Çin'e yönelik muhtemel kuşatmanın ilk adımlarını atmak mı? İslam dünyasıyla çarpışma pozisyonu içinde nereye kadar gitmeyi göze almışlardır? Amaç gelecekte Çin'i kuşatmaksa, bugünden İslam dünyasını ateşin içine atmak Amerika'ya ne kazandırıyor?

-Amerika'nın Irak'a yönelik operasyonunda kararsız kalan Türkiye için hangi davranış doğrudur? "Amerika yeniyor, öyleyse ben de yenenlerin yanında yer alayım ve galip güçlerle birlikte bölgenin yeniden dizaynına katılayım, zaten ekonomik bakımdan da buna mecburum" yaklaşımı mı? Buradan yola çıkarak Irak'ta mütereddit kalışın ürettiği sonuçları da telafi babında İran için peşin peşin Amerika'nın yanında yer alıp, "Polonya, İngiltere, İspanya" modelini mi sergilemeli? Yani muhtemel Azor Adaları fotoğrafına girebilmek için peşin jestler mi sergilenmeli? Yoksa Türkiye Amerika'nın bölge politikalarına daha sorgulayıcı mı yaklaşmalı? Sorgulayıcı yaklaşmanın ABD tarafından "karşı tarafta olmak" gibi algılanmasına ve bunun üreteceği olumsuz ABD tavrını göğüslemeyi göze almalı mıyız? Türkiye, ABD'nin geleceğe ilişkin tasarılarını yeterince bilmekte midir? Türkiye, diyelim Irak konusuyla sadece "Kürtler ve Türkmenler'in statüleri" açısından mı ilgilenmeli, yoksa ABD'nin bölgeye gelişini ve buna bağlı ihtimalleri mi okumaya çalışmalı? Amerika bölgeye kalıcı olarak geldi ise ve bölgeyi yeniden tanzim edecekse, Türkiye için en uygun politika Amerikan stratejilerine eklemlenmek mi olmalı? Amerikan politikalarına eklemlenmek, İslam coğrafyasının gelecekteki yapılanması açısından Türkiye için en emniyetli yol mudur? Neo-con Amerikası'nın bölge planlamasında Türkiye ve tüm coğrafya için riskler söz konusu olabilir mi? Türkiye, İslam ülkeleriyle ayrıca bir alternatif geliştirmeyi düşünmeli mi? Bunu geliştirebilir mi? Bir proje oluşsa bile bunu hayata geçirecek bir İslam ülkeleri blokundan söz edilebilir mi? İslam ülkelerinin ve coğrafyasının bir dünya stratejisi oluşturmak açısından kullanılabilir kıymet-i harbiyesi nedir? Türkiye için en iyi yol tarafsız kalmak mıdır? Tarafsız kalınabilir mi? Türkiye'den bakıldığında Neo- con Amerikan politikaları iyi niyetli olarak mı görülmelidir? Türkiye'nin Avrupa ile ilişkileri ABD'nin bölgeye yönelik abanışını dengelemek için bir alan açabilir mi? Avrupa'nın böyle bir misyonu olabilir mi? Türkriye – AB ilişkilerinin seviyesi bugün ve yarın, ABD ile ilişkilerde daha kişilikli durmak için yeterli olabilir mi? Avrupa Türkiye'nin Ortadoğu'da ABD karşısında daha kişilikli duruşu için bir destek bilincine sahip midir?

-İslam ülkelerindeki yönetim yapılarına nasıl bakılmalıdır? ABD'nin bu ülkelerdeki yönetim aksamalarından ve toplumların huzursuzluğundan yola çıkıp müdahale gerekçesi olarak geliştirdiği "Özgürlük ve demokrasi getirme" teması ciddiye alınmalı mıdır? İslam ülkelerindeki insanlardan en azından bir bölümünün, uygulanan sistemleri iyileştirmek (hatta yıkmak) için dış baskıyı meşru görme eğilimine nasıl bakılmalıdır? "İslam ülkeleri kendi iç dinamikleriyle insanca bir düzen kurmalı" tezine karşılık "kurabilir mi?" sorusu sorulabilir mi? Afganistan'ın, Irak'ın yarın İran'ın... yani İslam ülkelerinin bir süper güç tarafından askeri harekatlarla ele geçirilmesi karşısında nasıl tavır alınmalıdır? Bunları emperyalist bir gücün yarın her ülkeyi hedef haline getirebelecek seri işgaller politikasının uzantısı gibi mi görmeli, yoksa uygarlaştırma ameliyatı gibi mi değerlendirmeli? Irak'ta hangi zamanda kiminle dans ettiği tartışılabilir olan Saddam gibi bir diktatör vardı. (Birilerinin ABD askerini selamlamasını Saddam'ın bu görüntüsü içe sindirdi) İran'da ise yeni rejim Şah diktasına karşı halk hareketi ile gelmişti. 25 yıl içinde neden bunca iç çelişki üretildi? Neden "İslam'dan yola çıkan" sistem, aynı tezi benimseyenler arasında bile mutabakattan ziyade dışlamalar doğurdu? İran'da yönetim, sokağa çıkan muhalefeti kontrol altına almayı başarabilir mi? Nasıl kontrol edebilir, uzlaşma ile mi yıldırma ile mi? İran'ın akıbeti de, iç kargaşa veya askeri müdahale ile Irak'ta olan biten midir? İran yönetimine daha şimdiden sonu gelmiş bir yönetim gibi bakıp, bu yönetim sonrası zamana göre politikalar geliştirmek mi gerekir? Farklı etnik ve dini gruplardan oluşan İslam ülkelerinde, grupların varlığının bir yumuşak karına dönüşmesini ve dış güçler tarafından kullanılmasını önleyecek bir yönetim dili geliştirilemez mi?

Görüldüğü gibi ortada herkese sorulacak veya herkesin kendi kendisine soracağı pekçok soru var. Biz İslam dünyasmının çocukları, tüm bu soruları doğru olarak cevaplandırıp, içinden sağlıklı politikalar çıkaramadığımız için elin oğlu geliyor ve bazan savaş makinalarıyla, bazan bizim nefislerimizin yularından tutarak yurtlarımıza el koyuyor. Üzülüyoruz, anamız ağlıyor, kahroluyoruz. Ve vatanlarımız, özgürlüklerimiz kurban oluyor.

Son soru şu olsun: Acaba bu kahredici durum içinde aklımızı başımıza toplayabilecek miyiz?


21 Haziran 2003
Cumartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED