AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

G Ü N D E M

Masaldan bir şehir ŞAM

Samimi ve misafirperver yüzler, birbirinin içinde kaybolup giden masalsı sokaklar, eski evlerin ortasındaki serin avlular, içinden eşeklerin, küçük taşıtların geçtiği envai çeşit ürünlerin satıldığı kapalı çarşılar, aktarlar, başı döndüren kahve kokuları ile Şam insanda derin hayranlık uyandırıyor.

Komşumuz olan ülkeler hakkında birtakım coğrafik bilgiler dışında çok şey bilmediğimizi Suriye'ye gidince daha iyi anlıyoruz. Ama bu bilgisizlik bizi sıkmıyor, çünkü herşey öyle tanıdık ve 'bizden' ki. Doğu kentlerimizde bizi saran sıcak havayı, Şam sokaklarında da soluyoruz. Samimi ve misafirperver yüzler, rengarenk kumaşların satıldığı dükkanlar, işlemeli elbiseler, birbirinin içinde kaybolup giden masalsı sokaklar, eski evlerin ortasındaki serin avlular, içinden eşeklerin, küçük taşıtların geçtiği envai çeşit ürünlerin satıldığı kapalı çarşılar, bakırcılar, aktarlar, baş döndüren kahve kokuları bizi kendine çekip, hayran bırakıyor... Bu tanıdıklığın bir başka sebebi ise 450 yıl boyunca bu topraklarda hüküm sürmüş Osmanlı'dan kaynaklanıyor. Osmanlı paşalarının adlarıyla anılan caddeler, camiler, külliyeler öylesine tanıdık ki... Özelikle Süleymaniye Camii'nin külliyisi ve çarşısında tarifi imkansız bir ruh hali yaşıyoruz.

Trafik diye sorunları yok

Kuşbakışı oldukça düzenli bir yerleşim merkezi olarak görülen Şam, eski ile yeni güzellikleri içinde barındıran bir şehir. Araç yoğunluğuna rağmen, trafik hemen hemen hiç sıkışmıyor. İstanbul'daki minibüs şoförlerinin gösterdiği 'maharetlerin' on katı buradaki şoförlerde var.

Geceler çok hareketli

Hayat tüm Doğu ülkelerinde olduğu gibi burada da gece başlıyor. Memurlar sabah 09.00 ila 14.00 arasında çalışıyorlar ve öğleden sonra herkes bir-iki saatlik uykuya dalıyor, 'Kaylûle' yapıyorlar. O saatlerde mahallelere büyük sessizlik hakim oluyor. Aynı şekilde dükkanında uyuyanlara da rastlıyoruz. İkindiden sonra çarşılarda, caddelerde büyük bir hareketlilik başlıyor. Dükkanlar gece geç saatlere kadar açık.

Tatlıses'in sesi yükseliyor

Suriye'de Türkçe bilen birileriyle karşılaşmak sürpriz değil. Suriyeli Türkmenler çok güzel Türkçe konuşuyor. Okumak ve Arapça öğrenmek için gelenlerin sayısında da artış var. Esnaf birkaç kelime de olsa Türkçe biliyor. Caddelerde İbrahim Tatlıses, Ceylan gibi sanatçıların kasetleri çalıyor. Satılan posterler arasında da Türk sanatçılarınkini sıklıkla görüyoruz.

30 kadın milletvekili var

Suriye'de kadınlar sosyal ve kamusal hayatın içindeler. Çalışıyorlar ve özgürler. Mücadeleci yanlarını ise parlamentoda görüyoruz. Aralarında başörtülü milletvekillerinin de bulunduğu 30 kadın vekilleri var.

Zeynebiye'de derin matem

Şam'ın en etkileyici mekanları arasında iki cami dikkat çekiyor. Biri Emevi, diğeri ise Zeynebiye Camii. Emevi Camii'nde farklı mezheplerden müezzinlerin biraraya gelerek okudukları ezan çok etkileyici. Önce bir müezzin okuyor ve arkadan koro halinde devam ediyor ezan. Şam tam anlamıyla bir sahabe şehri. Peygamber Efendimiz'in ölümünün ardından bir daha ezan okumak istemeyerek Şam'a gelen Hz. Bilal'in yanısıra, Ebu Hureyre, Ebu'd-Derda, Ammar Bin Yasir'in kabirleri burada. Zeynebiye Camii ise Hz. Zeyneb'in türbesi başında gözyaşı döken, mersiyeler söyleyen, namaz kılan ve Kur'ân okuyan kadınlarla dolu. Türbenin başında derin bir matem var. Caminin bahçesinde bizi etkileyen bir başka mezar ise ünlü sosyolog Ali Şeriati'ye ait. Vasiyeti üzerine naaşı Londra'dan buraya getirilmiş.

Güvenle dolaşabiliyorsunuz

Çarşı pazarda 'kapkaç' olaylarına karşı alıştığımız metodlarda sıkı sıkı koltuğumuzun altında tuttuğumuz çantalarla burada biraz tuhaf kaçtığımızı farkediyoruz. Aynı güvenlik sokaklarda, caddelerde de var. Üstelik bu güvenlik polisle değil, yasayla sağlanmış. Çünkü hırsızlığın, adam öldürmenin cezası bu ülkede çok ağır. Gecenin geç vakitlerine kadar caddelerde kadın ve erkeklere rastlıyoruz. Oturulacak mekanlar tıklım tıklım...

Ağır makyajı seviyorlar

Suriye'nin cadde, sokak, dolmuş ve kafelerinde yüzünü simsiyah örtülerle örten kadınlara da rastlıyorsunuz, ağır makyajlı, dekolte kıyafetli hanımlara da. Başörtülü kadınların bir kısmı başlarından aşağı simsiyah bir örtü atmışlar, genç kızlar tam aksine bembeyaz eşarplar takıyorlar. Genç kızlar kot pantolonu ve makyajı çok seviyor. Kıpkırmızıya boyadıkları dudaklarının kenarına simsiyah göz kalemiyle çerçeve yapmış kadınlar ve sürmeli baygın bakışlı kadınlarla karşılaşıyoruz, hatta böyle bir grupla Hamidiye Çarşısı'ndaki ünlü Şam dondurmasından yiyip sohbet de ediyoruz.

Ticari ve kültürel yakınlaşma

Beşşar Esad'ın uyguladığı ılımlı politika sayesinde Suriye dış ülkelere açılmaya başlamış. Bu çerçevede Türkiye ile Suriye arasında sadece ticari değil, kültürel ve sosyal yakınlaşma da söz konusu. Hatay'da doğup büyüyen, üniversite eğitimini Almanya ve ABD'de yapan ve 6 yıldır Şam Üniversitesi Tarih Bölümü'nde görev yapan Mehmet Yuva da, Suriye'deki bir grup akademisyenle birlikte Türkçe Dil Merkezi açmış. İki ülke arasında başlayan yakınlaşma çalışmaları son iki yılda yapılan ihracat ve ithalata da yansımış. Biri Halep, diğeri Şam'da olmak üzere iki Türk firma sahibiyle tanıştık. İhracat-ithalat firmalarını kurmuşlar ve alışverişlere başlamışlar bile.



21 Haziran 2003
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED