|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Terör olayları dolayısıyla Türkiye'nin İslam dünyasına model olması hadisesi yeniden tartışılır hale geldi. Bu konunun AKP'nin kimliği ile yakın alakası bulunduğunu düşünüyor ve öteden beri AKP'yi oluşturan kadroların değişimi ile ilişkili biçimde tartışılmakta olan bu konu ile ilgili bazı değerlendirmeler yapmak istiyorum. Türkiye'nin İslam'la alakasının "İslam dünyasına model olma" meselesi ile yakından ilgili olduğunu kabulde sanırım ihtilaf yoktur. Sonuçta İslam dünyasına model olacaksanız, bunu İslam'la kurduğunuz ilişkinin niteliğine göre yapacaksınız demektir. Burada sağlıklı olanın, İslam'la sağlıklı bir ilişki kurmak olduğunda da sanırım ihtilaf olamaz. Şöyle de denilebilir: İslam'la olumlu ilişki kuramayan bir Türkiye'nin, İslam dünyasına "Bana bak, İslam'la ideal ilişki çerçevesini gör" demesinin çok bir fonksiyonelliği olamaz. "İslam'la olumlu ilişki" deyince de, hakim sistemin ve onun icracılarının Müslüman bir toplumun dindarlığını huzur içinde idrak edeceği bir çerçeve sunabilmesi anlaşılır. Konunun AKP ile ilgisi ne peki? Türkiye'de her siyasi partinin hakim sistemin üstün ilkesi olarak kabul edilen "laiklik, demokrasi" gibi disiplinlerdeki hassasiyeti bellidir. Ancak "İslamla ilişki" genelde sorunlu bir ilişkidir. Laiklik "din alanı"nı da düzenleyen bir disiplindir, ama bugüne kadar bu ilkeye göre tanzim edilen "İslam'la ilişki"de, İslam dünyasına model olacak bir içerik kazandırılabildiğini söylemek zordur. Laiklik zaman zaman dinin muhtevasını bile belirleme iddiasına kadar uzanmış, bu da toplumun din algılaması ile çeliştiği için toplumsal gerilimlere yol açmıştır. AKP kendisini dini referans alarak tanımlayan bir parti değildir. Parti teorisyenleri "Muhafazakar" tanımlamasını da, dini muhtevadan soyutlayarak laik bir düzlemde "toplumun kalıcı değerleri" çerçevesinde anlama eğilimindedir. Ancak dünyanın AKP iktidarına İslam'la ilişkili bir nitelik yüklediğinde ve Türkiye'nin İslam'la olumlu ilişki kurmasının bir boyutu olarak baktığında sanırım şüphe yoktur. AKP ile ilgili "değişim" teması çok işlenmiştir. Ancak netice itibariyle bütün "değişimler"den sonra bile AKP'de bir miktar İslam'la ilgili "iyi öz" kalması beklentisi, Türkiye'ye "model olma rolü" biçenlerin ortak beklentisidir. Şöyle bir soru anlamlıdır: -AKP değişe değişe CHP haline dönse acaba bu partinin iktidarı Türkiye'yi model haline getirme misyonunu üstlenebilir miydi? Ya da şöyle bir soru: -Türkiye değişe değişe diyelim kimlik değeri itibariyle bir Fransa haline gelse, İslam dünyası için model olmasından söz edilebilir miydi? Ya da Batılı ülkeler Türkiye'yi böyle bir misyona aday olarak değerlendirirler miydi? Ya da Batı'da Türkiye'nin ağırlığını artıracak nitelik, bu topraklarda bir "Fransız milleti"nin kopyasını inşa etmek midir? Türkiye'nin misyonu, hem islami hüviyetini koruyarak İslam dünyasına hem de farklı bir medeniyet camiası olan Batı'ya yönelik bir dil bulabilmesinde yatıyor. AKP de tam burada duruyor. AKP şaşırtıcı biçimde İslam'la yakın diyalogu bulunan bir toplumsal zeminden yola çıkarak, Avrupa kriterlerinin en kararlı sahiplenicisi haline gelmiştir. Bunu yaparken, hem laikliğe özen gösterip hem de kendi özel hayatlarında İslam'dan soyutlanmak gibi bir deformasyon içine düşmemişler, böylece "özgün bir laiklik yorumu"nun işaretlerini verip, farklı bir "Türkiye sentezi" oluşturma imkanını aramışlardır. İşte bu sentez üzerine "Türkiye modeli" beklentileri yoğunlaşmıştır. Bir model tartışmasını yapmak için bütün bu konuları aynı anda değerlendirmek gerekiyor. Son söz şu: Model olmak Türkiye için anlamlı ve stratejik değeri olan bir olgu ise, İslam'ın konumuna da AKP'ye de bu anlam ve değer içinde bakmak gerekiyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |