AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Hastalıkla baş edebilmek

Bir yerinizde bir ağrı hissettiğiniz de, ne hissedersiniz? Ağrının verdiği acının dışında duyduğunuz acıyı neye yorarsınız? Düzeninizi bozan, kendinize ve hayatınıza duyduğunuz güveni yerle bir eden bu beklenmedik durum, ağır bir duygusal yıkıma da neden olur değil mi? Hele bir de bu ağrıların ciddi bir hastalığın belirtisi olduğunu, tıkır tıkır işlemekte olan bedeninizin size ihanet etmeye hazırlandığını, sizi yarı yolda öylece bırakmaya niyetlendiğini öğrendiğinizde ne yaparsınız?

Hep başkalarının başına geldiğine şahit olduğunuz bir durumun gelip sizi de bulmuş olması şaşırtır sizi. Şaşırır ve reddedersiniz. Ama bundan hemen sonra yakanıza yapışan ilk duygu, koyu bir acıma duygusudur.

Acırsınız kendinize. Kabullendiğiniz anda acıklanmaya başlarsınız. Canınızı yakan kendi gerçeğinizi, çevrenizde gördüğünüz, duyduğunuz örnek hikayeler, okuduğunuz kitaplar, seyrettiğiniz filmler aracılığıyla çoğaltır, çoğaltır ve kanırta kanırta kendinize uyarlarsınız. Benzerlikler kurar, acıklı sonlar kurgularsınız. Olası fiziki değişimler ve yaşanacak daha ağır ağrılardan çok, kendinizi bir hastane odasında kolunuzda serumlarla, beyaz çarşaflı bir yatakta ölümü beklerken düşlemek üzer sizi. Yakınlarınızın, arkadaşlarınızın hastalığınız nedeniyle size gösterecekleri ihtimamı, gizlemeye çalışacakları endişeyi hayal eder, annenizin hastane koridorunda nasıl da gizli gizli ağladığını görür gibi olursunuz. Siyah beyaz Türk filmlerinde beyaz bez mendillere kan kusan film kahramanları gelir mesela hatırınıza. Son sözlerini söyleyip, başlarını yavaşça bir yana devirerek ölüverişleri. Sonra sevdiğiniz insanların tıpkı filmlerdeki üzgün insanlar gibi, mezarınıza yapacakları mutad ziyaretler.. Sonra unutuluşunuz.. Ölümün ötelere ilişkin çağrışımları düşse de zihninize, en çok, bildiğiniz dünyanın, bu dünyanın hastalığınız, ölümünüz ve sizden sonra alacağı şekil üzerine düşünürsünüz.

O zor yolda iki samimi yoldaş

Hastalık insanın baş edebileceği bir şey midir, sorusu, iki uçlu açılımları nedeniyle cevaplanması zor bir soru. Ancak, hastalığın tedavisi için modern tıbbın sunduğu imkanlar sonuna kadar kullanılsa da, hastalık algısının insan üzerinde yarattığı ızdırabın azaltılması, o benim başıma gelmez denilen durumun metanetle karşılanabilmesi için hem hastanın, hem de hasta yakınlarının yardıma ihtiyacı olduğu kesin. Son dönemde yayınlanan iki kitap, bu zor soruya ve duyulan ihtiyaca örneklerle cevap vermeye aday.

İnsan Yayınları'ndan çıkan "Merhamet ve Metanet", insanlararası etkileşim psikolojisi olarak açımlanabilecek transpersonel psikoloji alanında çalışan, kitapları ve görüşleriyle ekol haline gelen ünlü psikolog Ken Wilber'ın eşinin hastalığı, ölüm olgusuyla karşılaşması ve sonunda ölümü ile biten beş yıllık uzun bir zaman dilimini kapsıyor. Hayli hacimli olan kitap, yoran, üzen ve tüketen bir süreçte birbirine sevgi ile bağlanmış iki insanın hastalığa karşı verdikleri mücadeleyi, psikolojinin tinsellikle ilişkisini, sağlık ve sağaltımın doğasını rahat okunan bir dille hikayeleştiriyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Ahmet Erözenci'nin "Bir Türk Filmi Olarak Kanser" adını taşıyan çalışması ise, genelde hastalığa, özelde ise kansere yakalananlara, hasta yakınlarına ve doktorlara, hastalıkla nasıl başedileceği, hastalığın duygusal yönünün ne yaparak paylaşılacağı konusunda rehberlik ediyor. Yazarın olaya hem bir akademisyen ve hekim olarak dışarıdan, hem de hasta ve hasta yakını olarak içeriden bakıyor olması, söz konusu rehberliğin samimiyetini ve gücünü artırıyor. Yeni Yaz Yayınları arasından edebiyat eleştirmeni Zeki Coşkun'un editörlüğünde çıkan kitap, insan hayatına apansız girip düzenleri bozan, hayalleri yıkan zorlu hastalık süreci içinde, hasta ve hasta yakınlarının yaşadığı bilinmezlik ve ölüm korkusunu, 'neden ben' sorusu etrafında çöreklenen öfkeyi ve içine düşülen amansız çaresizliği safhalarıyla ele alıyor ve hasta-hasta yakını-doktorlar arasındaki iletişimin ve paylaşımın gücüne dayanmayı salık veriyor.

Hastalık, hayatın katlanılması, kaçınılması zor ve sert gerçeği. Modern tıp hastalıkların ve ölümün önüne geçmek için harıl harıl çalışadursun, Merhamet ve Metanet ile Bir Türk Filmi Olarak Kanser, bize hemen şimdi hayata geçirilebilecek önerilerde bulunuyor. İki kitap da, kendimizde ya da sevdiklerimizde tecrübe ettiğimiz bu soğuk ve sarsıcı gerçekle baş edebilmenin yollarına işaret ederek, sıcak ve samimi bir yoldaşlık öneriyor.
İnsan Yayınları: 0 212 642 74 84
Yeni Yaz Yayınları: 0 212 243 99 51


29 Kasım 2003
Cumartesi
 
FADİME ÖZKAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED