|
|
|
|
Önce terör, ardından milli üzüntü ile beynimiz balon gibi şişmişti. Arka arkaya patlayan bombalar sonrası, Ümit Milli ve A Milli Futbol takımlarımızın Avrupa Şampiyonasına katılma şanslarını kaybetmesi üzüntümüzü körüklemişti. İşte, ulusca bu üzüntüyü kabullenmeye, kabullenmekten öte yaşamaya çalışırken, UEFA'nın Galatasaray ve Beşiktaş ile ilgili aldığı "Tarafsız saha" kararı, kanayan yaraya adeta tuz basmak gibi olmuştu. Elbette ki, ki UEFA'nın aldığı kararın savunulacak bir yanı yoktu. Üstelik, devlet güvencesi verilmişken, bunu göz ardı etmek, UEFA'nın İtalyan ve İngilizlere "Peşkeş" çekmesinden öte ne olabilirdi ki.. UEFA'ya ulusca kırgındık. Gururumuz rencide olmuştu. Tarih boyunca boyun eğmeye alışık olmayan Türk halkı bir baş kaldırış bekliyordu.. UEFA'ya bu davranışının cevabını sahada vermeliydik.. Önce Beşiktaş deplasman Lazio'yu salladı. Ardından Gaziantep, RC Lens'e kendi sahasında unutamayacağı ders verdi.. bir değil, iki değil, tam üç golle Fransız temsilcisini saf dışı bıraktı.. Ne oldu UEFA? Gördün mü Türklerle oynamayı.. Sırada Gençlerbirliği vardı. Başkent ekibinin işi zordu. Ankara'da rövanş için hiç te iç açıcı olmayan bir sonuç almıştı. Karşılaşma öncesi tüm tahminler Portekiz ekibi Sporting Lizbon lehineydi.. Ancak dedik ya.. Beklenen baş kaldırışın üçüncü perdesi Lizbon'da oynanacaktı. Gençlerbirliği buna hazırdı. Eller, tek yumruk olmuş, yürekler buna inanmıştı. Ersun Yanal ve onun inanmış talebeleri önümüzdeki yıl Avrupa Şampiyonası'nın yapılacağı ve ne yazık ki bizim olmayacağımız Portekiz'de Türk bayrağını dalgalandırdılar. Portekiz'de Türk rüzgarı estirerek, bağrı yanık halkımıza unutulmaz bir bayram hediyesi sundular. Gençlerbirliği'nin bu yükü taşıyabilecek kapasitesi var. Anadolu futbolunun son dönemde en iyi temsilcisi Gençlerbirliği'nin Avrupa'da da "yüz akı" olmasını beklemek sanırız fazla hayalcilik olmaz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |