AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

G Ü N D E M

Kadınlar için kaleme sarıldılar

Osmanlı topraklarında Avrupai yaşama özenen kadınlar bazı kalem erbabı tarafından eleştirilirken, bazıları tarafından da destekleniyordu. Gazeteci-yazar Sadık Albayrak "Meşrutiyet İstanbul'unda Kadın ve Sosyal Değişim" adını taşıyan kitabında bu tartışmalara yer verdi.

Sosyal hayat içindeki kadının konumu dünden bugüne hep tartışıldı. Bu tartışmaların en alevlileri ise İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği yıllarda yapıldı. Bir yandan kanunlarla getirilen bir takım serbestlikler, diğer yandan Avrupai hayat tarzına duyulan özenti, sosyal yapı içinde kadının konumunu sorguluyor ve bir değişim süreci başlatıyordu. Bu değişim sürecini irdeleyenler arasında farklı düşünce akımları içinde yer alan kalem erbabları bulunuyordu. M. Şükrü, Mustafa Safvet Efendi, Celal Nuri, Mısırlı Kasım Emin, Mehmet Akif, Ferid Vecdi ve Ahmet Naim'in "kadın özgürlüğü" üzerine yazdıkları yazılar bu tartışmalar içinde büyük önem taşıyordu.

Yazar Sadık Albayrak tarafından hazırlanan "Meşrutiyet İstanbul'unda Kadın ve Sosyal Değişim" adını taşıyan kitapta yer alan tartışmalar o günkü şartlarda kadın meselesine nasıl yaklaşıldığını aynı zamanda gözler önüne seriyor. Meşrutiyet'in ardından esen hürriyet havası içinde dergilerde kadın konuları ele alınmaya, feminizme ilgili kitaplar tercüme edilmeye başlamıştı. Bu ortamda Müslümanlar kendi aile hayatlarını, olduğu gibi korumak ve mahremiyetlerine sahip çıkmak adına harekete geçti.

'Değişen modaları hayal eden kadın istemeyiz'

M. Şükrü kadınların Avrupa modasına ve batılı tarzda bir hayata özenmelerinin sonucunda iyi şeylerin olmayacağını belirterek, "Biz bütün Müslümanlar arzu ederiz ki, kadınlarımızın kalplerinde şefkat hissinden dini, vatani ve kocalık sevginden başka şeyler yer tutmasın. Yoksa her gün değişen süslü ince, uzun dar, kısa fistanlara malik olabilmek için kocasını rahatsız etmekten sıkılmayan kadınlardan bu millete hayır değil, aksine milli servetimizin büyük bir kısmını modasıyla Avrupa'ya dökmeye vesile oldukları cihetle zarar verdiğine emin olmalıyız" diyordu.

Feminizm hareketi ile ilgili ise Ermenekli Mustafa Safvet Efendi'nin kaleme aldığı yazıda şu satırlar dikkati çekiyordu: "Avrupalı kadın gerçekten esirdir. Avrupa'da birçok kadın evlendikten sonra kendi kazandığı veyahut anne ve babasından miras yoluyla intikal eden malından istediği gibi tasarruf edemez. Avrupa'da bir kadın parasını bankaya veremez. Bizde ise tesettürden başka bu sınırlamaların hiç biri mevcut olmadığı fıkıh kitaplarına müracaat edilirse anlaşılır.."

ÇOK EŞLİLİK TARAFLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜ

"Türkçüler" için asıl mesele kadının okuyup yazmasıdır. İslamcılar ile Batıcı Türkçüler arasında ortaya çıkan fikri çatışmada en önemli konulardan birisi ise "çok eşlilik" meselesidir. Menteşe Mebusu Mansurizade Said Bey çok kadınla evlenmeyi eleştirdiği yazısında o dönemde böyle bir konuyu da ilk kez tartışmaya açmıştır. Batıcılar içinde ise kadınlar konusunda en göze çarpan isim

Celal Nuri'dir. Toplumu değiştirmek için ilk önce kadınlardan başlanması gerektiğini savunan Celal Nuri, bir yazısında şöyle der: "Türkleri ve genellikle Müslümanları yükseltmek istiyorsak herşeyden evvel kadınlarımızı ıslah etmeliyiz ki milleti ıslah etsinler."



7 Mart 2003
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED