|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tayyip Erdoğan'ın milletvekili olarak TBMM'de yemin edip başbakanlığı üstlendiği dün, Türkiye için, tarihî bir gündü. Günün 'tarihî' olduğu yaşanıldığı anda pek fark edilmez; ancak dün yaşadıklarımız buram buram 'tarih' kokuyordu. Aylar boyu yazılanları ve o yazılara eşlik eden zorlukları düşünün. Kökeni 'İslâmcı' sayılan bir partiye dayalı 'farklı' bir çizgiden geliyor Tayyip Erdoğan; Ak Parti'nin iktidara aday olduğu anlaşıldığı andan itibaren "Değişti-değişmedi" tartışmalarının odağı olması bundan... 9 Mart'ta yapılan Siirt seçimleri öncesi ve sonrasında, Türkiye, bu anlamsız tartışmayı geride bıraktığı görüntüsü verdi. Bu olumlu görüntünün bir sebebi, ülkemizin son üç ayına damgasını vuran gündem yoğunluğu olabilir; ancak bugüne anlam katan tek değişim tepemizde dolaşan savaş rüzgârları değil elbette. Ak Parti hükümeti ve lider Tayyip Erdoğan da, seçim öncesinde toplumu fazlasıyla işgal etmiş söylentileri zihinlerden uzaklaştıracak bir performans sergilediler... Kendisiyle ilgili her değerlendirmede mutlaka belirtildiği gibi, Tayyip Erdoğan, gerçekten 'karizmatik' bir lider. Bunun kabaca anlamı, insanların, ona, başkalarından daha fazla değer atfetmesi demek. Ancak, Tayyip Erdoğan'da 'doğal karizma' ötesine geçen başka özellikler de kolayca fark edilebiliyor: Kadrocu... Konuları bilenlere danışmanın öneminin farkında... Sorumluluk bilinci yüksek... Risk almaktan kaçınmıyor... Yanlışta ısrar etmediği gibi, doğruyu keşfettiğinde hemen sarılmaktan da çekinmiyor... Bu özelliklerin herbiri, doğaları gereği, içlerinde ciddi 'sıkıntıları' da barındırıyor. "İşi ehline verme" anlamında bir 'kadroculuk' yerinde ve gerekli; ancak hep aynı 'tip' adamlarla çalışma eğilimine de dönüşebilir bu alışkanlık... 'Danışman' danışılmaya değer biri olmadığında veya farklı âidiyetler taşıyorsa yoldan da çıkarabilir... 'Sorumluluk bilinci', bazılarında, 'siyasî kabızlık' sonucu da verebiliyor... 'Risk alabilme' hep riskli işlerle ilgilenmeye dönüşmemeli. Yanlış-doğru arasında hızlı trafik ölçünün kaçmasına da sebep olabiliyor... Tayyip Erdoğan'ın İstanbul belediyesi ve Ak Parti genel başkanlığı görevleri sırasında sergilediği liderlik tarzı, özelliklerini 'haslet' olarak kabul etmemizi gerektiren kıvamdaydı. Devletin yönetimini üstlenen Tayyip Erdoğan, hiç kuşkumuz yok, her attığı adımda daha ölçülü ve dikkatli olacaktır. Özellikle bâdirelerle dolu şu günlerde... Liderin hasletlerini eksiklik haline getiren şartlar bugünün Türkiyesi ve geleneksel demokrasi anlayışında fazlasıyla bulunuyor. Ancak, Türkiye, daha çok Ak Parti'nin şimdiye kadar savunduğu ilkeler sayesinde, artık bir 'yeni demokrasi anlayışı' dönencesine girdi; en temel ölçüleri 'katılımcılık' ve 'saydamlık' olan bir anlayış bu... İktidarının ilk 100 gününde, Ak Parti, her iki ölçüye büyük çapta uyan bir yönetim sergiledi. Millet ile vekili arasındaki kopukluk onarıldı, hükümet 'halkın hükümeti' biçiminde çalıştı... Toplumun neredeyse bütününün karşı çıktığı 'ikinci tezkere', bu yeni anlayış sayesinde, TBMM'den yüz bulmadı... Tayyip Erdoğan'ın şimdiye kadarki dönemini 'başbakanlık' için bir tür 'hazırlık' safhası saymak gerekiyor. Gelişmelerin uzağında değildi elbette, karar süreciyle iç içeydi; ancak sonuç onun sorumluluğunda değildi. Şimdi ise, ülkenin hem en güçlü partisinin lideri hem de başbakan konumunda... Toplum, kendisine, bugünden sonra daha değişik bir gözle bakacaktır... Sadece kendisini temsil etmiyor Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisinde var olan kimliklerle özdeşleşebilecek durumdaki milyonları da temsil ediyor. Başbakanlığı üstlenmesi, Türkiye'nin normalleşme yönünde kısa sürede bayağı merhale katettiğinin kanıtı; başbakanlık dönemi ise, normalleşme sürecinin daha da hızlanmasına yaramalıdır. Başbakan Tayyip Erdoğan'a hayırlı başarılar diliyoruz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |