|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye İşçi Partisi (TİP) 1965'te 15 milletvekiliyle Meclis'e girince, TBMM çatısı altındaki milletvekilleri gibi dışarıdaki insanlar da ülkeleriyle ilgili ama o güne kadar hiç karşılaşmadıkları bir bilgiyle tanıştılar: Türkiye'deki Amerikan üslerinin varlığı ve statüsü. TİP'li milletvekilleri (başta TİP'in ve Türk solunun benim "Türk solunun Jaures'i" diye tanımladığım o dönemdeki lideri Mehmet Ali Aybar olmak üzere) Meclis kürsüsünden bu bilgileri verdikçe, millet o zamana kadar tanışmadığı bir meseleyi de gündemine soktu. Şimdi böyle güzel güzel anlatıyoruz ama bu işler tabii ki hiç de kolay olmuyordu. "Soğuk Savaş" dönemini millete gazoz kapaklarında bile "orak çekiç" aratarak geçirten bir Türkiye'de bu işler ne dışarıda, ne de Meclis çatısı altında kolaydı. İnanmazsanız açın bakın Çetin Altan'ın milletvekilliği dönemine ilişkin hatıralarına... Türk siyasi tarihinin "özeleştiri" gibi bir erdemi hiç mi hiç tanımamış siması Süleyman Demirel yönetimindeki "erkekler korosu"nun ikide bir "Amerikan üsleri"nden söz eden Altan'ı ebediyete yolcu etmesine az kalmıştı... Belki biraz sert bulacaksınız ama, buraya kadar okuduklarınızı dün Hürriyet'ten Sedat Ergin'in yazısını okuyunca hatırladım. Ergin, vallahi beni de şaşırtan bir dille, 6 Şubat'ta Meclis'ten geçen "tezkere"nin (hani şu "üslerin modernizasyon tezkeresi") Meclis'ten geçişiyle ilgili olarak "TBMM açık çek imzalamış" diyordu. Nasıl mı? En iyisi sözü Ergin'e bırakmak: "Burada dikkat çeken bir nokta var: TBMM'ye 6 Şubat tarihindeki gizli oturumda hükümet tarafından bilgi verilirken, ABD'ye tanınan iznin boyutlarının bu genişlikte anlatılmadığı anlaşılıyor. Milletvekillerinin bir anlamda açık bir çeke imza atmış duruma düştükleri söylenebilir. 'Evet' oyu kullanan TBMM üyeleri, izin verdikleri altyapı çalışmasının sonucu neredeyse bütün Güneydoğu Anadolu'nun bir Amerikan üssü haline geleceğini o noktada biliyor olsalardı, acaba nasıl davranırlardı?" Şu hale bir bakın.... Başta TBMM üyeleri olmak üzere toplumun tamamı, 6 Şubat'ta Meclis'ten geçen "tezkere"nin hemen ardından (8 Şubat) imzalanan "mutabakat muhtırası"nın içeriğinden ancak yeni, yani bir ay sonra bilgi sahibi olabiliyor! Söz konusu "muhtıra"yı hazırlayanlar hariç tabii ki.... Düşünsenize, zaten başka türlüsü mümkün müydü? TBMM Başkanı Bülent Arınç "Tüylerimi diken diken ediyor" diyor, CHP'den "İkinci tezkere geçmeden İskenderun'dan yapılan nakliyat ve yeni üs çalışmaları Anayasa'ya aykırıdır" diye açıklamalar yapılıyor, gazetelerde yöre halkını küçültücü bir biçimde "Gaziantep'de köylüler pazarlıkta", "Mardinliler tarlalarını ABD'ye kiralamak için kuyruk oldu" gibi haberler çıkıyor, gözlerimizin önünde tonlarca askeri malzeme Güneydoğu'nun yolunu tutuyor, ama kimseden "tık" çıkmıyordu... Tamam, birkaç gün önce Genelkurmay'dan (niçin Hükümet'ten değil de oradan?) yapılan açıklamada "Herşey kontrolümüz altında, merak etmeyin" anafikirli bir açıklama yapılmıştı ama ortada toplumun (ve milletvekillerinin!) haberdar olmadığı bir şeyler döndüğü belli değil miydi? Bana sorarsınız bu gidiş iyiye alâmet değil... "Türkiye'ye bir şeyler oldu" diyeceğim ama diyemiyorum çünkü Türkiye'de zaten çok uzun zamandan beri "bir şeyler" oluyor... Sonumuz hayır olur inşallah... Baksanıza, elin Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi bile, "Bütçeyi desteklemiyoruz, çünkü bu bütçenin gerçekten yoksula zarar verdiğini düşünüyoruz. Çiftçilere zarar veriyor, doğrudan gelir desteği için para ayırmıyor" diyor: Yani o bile artık "isyan" etme noktasına gelmiş! ABD'nin Irak savaşıyla ilgili gelişmeleri hiç sormayın; İngiltere Başbakanı'nın partisindeki savaş karşıtı isyan yakında Blair'i istifaya zorlasın da siz görün o zaman ABD yönetimindeki hayal kırıklığını... Siz bakmayın Avrupa'nın "model" oluşturamayacağını ileri süren "konseyler"e... Ve ne diyorum biliyor musunuz; bir de bakıyorsunuz ki, Irak'a ve ardından Ortadoğu'ya "demokrasi" ihraç etmek isteyen ABD'nin yanında Türkiye tek başına kala kalmış.... Ne dersiniz; sonra belki bu "demokrasi"den bir miktarını da Türkiye'ye ithal ederiz... Fena mı olur, hiç değilse artık bundan böyle TBMM'ye "açık çek" imzalatmak âdeti ortadan kalkmış olur....
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |