|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gazeteyi internetten takip eden bir okurumuz, gönderdiği mesajda, yazılarla ilgili iltifat dolu cümlelerden sonra, bendenizi Amerika'ya çağırıyordu geçen gün. Gecikmeden teşekkürlerimi ilettim ve gelemeyeceğimi belirttim. Gerekçe bir değil, pek çok. Daha önce değinmiştim, ABD bana vize vermez. Sokakta çocuklar mantar tabancası patlatınca, paniğe kapılıp arabasının bombalandığını zanneden, "Tamam işte... Bekliyordum..." diye bağırmaya başlayıp pencereye koşan bir gazeteci arkadaş gibi vehim içinde olduğumu düşünmeyin. Gerçekten vize alamam. Çünkü öyle bir başvuruda bulunmam söz konusu olamaz. Vizeyi kendileri getirip vermeyeceklerine veya vizesiz birini kabul etmeyeceklerine göre, mümkün değil. Önüme kırmızı halı serseler nafile! Hem bir şekilde gitsem bile aç kalırım orada. Hayatında sadece bir defa hamburger yemiş biri, yemek kültürü bize ters olan ülkede, karnını nasıl doyuracak? Haydi bunu da çok önemsemeyelim, geride sayılmamış o kadar çok sebep var ki! Tahsil için veya çalışmak için olsun, herhangi bir şekilde oraya yerleşmiş, düzenini kurmuş arkadaşlara en ufak bir imada bulunuyor değilim. Eleştiri yapamam. Aksine, çok sevdiğim ve takdirle karşıladığım arkadaşlarım var Amerika'da. Benimki tamamen kişisel bir tercih, kişisel bir yaklaşım. Kimse alınmasın.
HALKTA PARA KALMADI MI?
Bülent Tanla, bülten tarzında hazırlayıp, basın mensuplarına gönderdiği dosyada, Türk halkında para kalmadığını belirtiyor. İlk sayfasında yer alan satırlara göz atalım. "Enflasyon düşüyor parasızlık ortaya çıkıyor. Paranın küçük bir kesimin elinde bulunması ekonominin çarkının dönmesine yetmiyor. 1. Türk halkının parası bitti. 2. Halkın geçimine harcayacak (tüketime) parası kalmadığı için, iç piyasa canlanamıyor, işsizliğe çare bulunamıyor. 3. Sosyal refah düzeyi geriliyor. Aile içi dayanışmanın sonuna gelindi. Sosyal huzursuzluklar, boşanmalar, aile içi şiddet, moral çöküntü artıyor. Sosyal göstergeler 'kırmızı alarm' gösteriyor." Kendimden biliyorum, Tanla'nın söylediklerinin hemen hepsi doğru, biri yanlış. Yanlış olan, ilk madde. Para bitti diyor ya, işte o. Misal, sol cebimde on milyon var, sağ cebimde beş milyon. Bir de evdeki çantamın içinde ne olur ne olmaz diye sakladığım daha gün yüzü görmemiş gıcır bir yirmilik duruyor.
YÜKSEL Kİ...
Yeni Şafak, tirajını 62-65 bin aralığından son haftada neredeyse ikiye katlayıp 110 bine yaklaştırmış bulunuyor. Bu tiraj artışının arkasında, hediye olarak verilen kitabın ve ona dayalı yapılan reklam kampanyasının etkisi var. Ve tabii ki yurdun her köşesindeki gazete temsilcilerinin gayreti. Hep söylenir, Yeni Şafak, etkinliği tirajının çok üzerinde olan bir gazete. Ne var ki ben bu kampanya ile daha yukarıya ulaşılacağını bekliyordum. Belki her okur, gazeteye yeni birini daha kazandırırsa, (ya da yeni birine gazeteyi kazandırırsa) o takdirde aklımdan geçen sayıya ulaşılabilir. Atla deve değil, sır da değil düşündüğüm tiraj... Hemen belirteyim, aklımdan geçen şimdikinin iki katıydı. Hâlâ ümidimi koruyorum.
BİRLİK BOZULMASIN
Kofi Annan uyarıyor: "BM'nin birliğini bozmayın."
GÜNÜN TÜRKÜLERİ
Ankara'nın yolları dar, bana bakma benim yârim var.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |