|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dünyanın doğal kaynakları Cennet'te olduğu gibi sınırsız olsaydı, devletin örgütlenmesi, güvenlik harcamaları, tarım ve sanayiye yapılan yatırımlar, sağlık ve eğitim harcamları böylesine önemli ve hayati olmayacaktır. Cennet benzeri bir dünyada hiçbir ürün, hizmet ve bilginin kıtlığı çekilmeyeceği için de, insanlar sonu gelmez bir gösteriş tüketimi ve harcama yarışına girmeyeceklerdi. Dünyanın hiçbir ülkesinde doğal kaynaklar sınırsız olmadığı gibi, finansal ve entellektüel sermaye de sonsuz değildir. Anadolu'da denildiği gibi: "Para sokaktan toplanmaz." Para gibi, ürün, hizmet ve bilgi de sokaktan toplanmaz. Bu yüzden, üreticiler hangi üründen ne kadar ve nasıl üreteceklerini, tüketiciler de değişik ürün ve hizmetlere olan gerçek ihtiyaçlarını belirlemek ve gerekli kaynakları bulmak zorundadırlar. Tarihin her döneminde toplumlar sınırlı kaynaklarla, sınırsız istekleri karşılama sorunuyla karşı karşıya gelmişlerdir. Her çağın güçlü toplumları, ellerindeki kaynakları etkin bir biçimde kullanmasını bilenler olmuştur. Bu yüzden, sanatların en eskisi bilimlerin de en yenisi olarak ekonomi eldeki kaynakları, gerçek ihtiyaçlar doğrultusunda en verimli bir biçimde değerlendirme ustalığı diye, tanımlanır. Bir ekonomide kıt kaynakların dağıtımı, arz ve talebe göre fiyatların belirlenmesi, değişik alternatifler arasında seçim yapılması pazar mekanizmasına dayanır. Demokratik her ülkede ekonominin odak noktasını pazar mekanizması oluşturur. Bir ekonomide üreticiler ve tüketiciler arz ve talep yasasının işleyişini kavrarlarsa, üretim ve tüketimde sağlıklı kararlar alabilirler. Çünkü hem üretimde hem de tüketimde belirleyici olan insandır. İster gelişmiş, isterse gelişmekte olsun, hiçbir ülkede pazar mekanizması kusursuz bir biçimde işlemez. Pazar mekanizmasının işleyişindeki aksamalar, toplum ve çevre üzerinde olumlu etkiler yanında olumsuz etkiler de doğurur. Günümüzde istenmeyen olumsuz etkilerin başında "çevre" ve "kültür" kirlenmesi gelmektedir. Hem çevre hem de kültür kirlenmesi, sınırlı bir dünyada, sınırsız istekleri karşılamaya kalkışmanın önlenmesi mümkün olmayan doğal sonucudur. Pazar mekanizmasının doğurduğu olumsuz etkilerin önüne geçebilmek için, ister kamu isterse özel olsun, bütün kurum ve kuruluşların dünyayı bedelsiz ürünler dağıtan bitmez, tükenmez bir kaynak deposu olarak görmekten vazgeçmeleri gerekir. Başta kamu kuruluşları olmak üzere, bütün kurumlar dünyadan aldıkları hiçbir kaynağın bedelsiz olmadığının bilincine varmalıdırlar. Bir kurum dünyadan ihtiyacından daha fazlasını alırsa, farkında olmadan üstesinden gelinemeyecek sorunlara da davetiye çıkarır. Dünya hiçbir devletin kaynaklarını sorumsuzca tükettiği bir hammede deposu değildir. Dünya kaynaklarının sorumsuzca kullanılmasını önlemek, kültür ve çevre kirlenmesinin kökünü kurutmak için, başta devlet kuruluşları olmak üzere bütün kurumlarda gösteriş tüketimiyle gelen savurganlığın önü kesinlikle alınmalıdır. Kamu yönetimi devletin kaynaklarının deniz gibi, tükenmez önyargısını bırakmalıdır. Hiçbir devletin kaynakları, bütün dünyanın kaynaklarından daha büyük değildir. Üretim ve tüketim sınırsız olsaydı, ağaçların dalları yıldızlara değerdi. Ekonominin büyümede modeli ağaç olmalıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |