AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
Edebiyatçılar edebiyat dergisi okur mu?

Edebiyatın ustalarına göre, edebiyatçılar ne çıkan edebiyat dergilerini takip ediyor, ne de yayınlanan ürünler üzerine edebi tartışmalara giriyor.

  • AYŞE OLGUN, İSTANBUL
    Son yıllarda hem profesyonel hem de amatör grupların çıkardığı edebiyat dergilerinin sayısında önemli bir artış gözleniyor. Ancak bu artış, basılan dergilerin satış rakamlarında değil, çeşitliliğinde ortaya çıkıyor. Bunlara internet üzerinde faaliyetlerini sürdüren edebiyat sitelerini de ekleyince rakam iyice yükseliyor. Peki, gerek Anadolu'da gerekse İstanbul'da yayımlanan bu edebiyat dergileri, edebiyat dünyasında nasıl karşılanıyor, edebiyatçılar çıkan bu dergileri okuyorlar mı? Anadolu'da gençlerin büyük bir heyecanla çıkardıkları dergiler, adreslerine postalanan edebiyatçılar tarafından ne kadar ciddiye alınıyor? İşte, çıkan edebiyat dergilerinin edebiyat dünyasında nasıl bir karşılığı olduğunu, okunup okunmadığını ve hangi dergilerin takip edildiğini edebiyatçılarımızdan Feridun Andaç, Beşir Ayvazoğlu, İhsan Deniz ve Buket Uzuner'e sorduk.

    "Edebiyatçılar dergi okumuyor"

    Çoğu edebiyatçının çıkan edebiyat dergilerini izlemediğini söyleyen Feridun Andaç, "Dergilerin edebiyatın mutfağı olması özelliği giderek yittiğinden bunun 'okunmama'yı getirdiğini de söyleyebilirim. Bu anlamda güven veren, edebiyat dergilerin içeriğini zenginleştiren kurum ve kuruluşlar değil, yayın yönetmeni ve yayın kuruludur. Edebiyat dergiciliğinin böylesi bir yetkinlikte olduğunu söylemek güç" diyor. Dergilerde yer alan ürünlerin artık geçmişte olduğu gibi edebiyat çevrelerinde değil gazetelerin magazin sayfalarında tartışıldığını belirten Andaç, birçok edebiyatçının da buna teşne olduğunu dile getiriyor. Andaç, bütün bunlara rağmen arada bir de olsa iyi ve düzeyli ürünlerin ses getirebildiğine tanık olunduğunu belirtiyor. Piyasadaki edebiyat dergilerini 'içerik' olarak tatmin edici bulmayan Andaç, "Mevcut dergiler edebiyatımızın önünü açacak düzeyden yoksun, bence" diyor.

    Piyasadaki edebiyat dergileri izlediğini söyleyen Andaç, taşradan gelen edebiyat dergilerinden yalnızca kendisine ulaşanları takip etme imkanı bulabildiğini belirterek, bu tür dergileri "edebiyatın kılcal damarı" olarak nitelendiriyor. Bir kısmını arşiv yapmak bir kısmını da okumak için izlediği diğer edebiyat dergilerini ise şöyle sıralıyor: "Adam Öykü, Adam Sanat, Agora, Akatalpa, Dergah, Edebiyat ve Eleştiri, Geceyazısı, Gösteri, Hece, Kaşgar, Kitap-lık, Türk Edebiyatı, Varlık, Virgül, Yasakmeyve, Yedi İklim, Yom".

    Tartışmadan dedikoduya...

    İhsan Deniz, dağıtım imkanları dolayısıyla ulaşım kolaylığı arzeden 'Merkez' dergilerinin, 'Taşra' dergilerine kıyasla 'bir kısım edebiyatçı' tarafından daha yakından takip edildiğini tahmin ettiğini belirterek, "Ne de olsa edebiyatın, şiirin kalbi hâlâ dergilerde atıyor" diyor. Dergiler ve dergilerde yer alan ürünlerin edebiyat dünyasında zaman zaman konuşulup tartışıldığını belirten Deniz, "Ancak toplumun popüler tüketim kültürüne olan yakın ilgi ve iştahını besleyen sözüm ona 'ürün'ler nasıl ve ne düzeyde bir kışkırtıcılık sağlıyorsa, benzeri bir mekanizma, hem günümüz edebiyat ve şiir dergilerinin hem de edebiyat dünyasının varoluş biçimini iyiden iyiye sıkıştırıyor, hatta tehdit ediyor" diyor ve ekliyor: "Çok satan ve dolayısıyla popülerleşen kimi 'ürün'lerle ilgili daha ziyade dedikodu üslubundan kurtulamayan dahası bir süre sonra tamamiyle kör döğüşü haline sokulan bir 'konuşma' ve 'tartışma'dan söz edebiliriz bu bağlamda. Öte yandan edebiyatçı, şiiri 'içerden' ilgilendiren sahih meselelerin, daha dar kümeler, gruplar, yapılaşmalar içinde dolaşıma girdiğini de zikretmeliyim".

    Mevcut edebiyat dergilerinin içerik olarak tatmin edici bulmayan Deniz, takip ettiği edebiyat dergilerini ise ikiye ayırıyor. "Her sayısını düzenli olarak takip ederken aynı zamanda 'içeriği'ni ve 'şiirsel katsayısı'nı da merak ettiği edebiyat şiir dergileri''ni şöyle sayıyor: "Hece, Kitap-lık, Kaşgar, E, Yasakmeyve ve ilk sayısıyla Geceyazısı. Bana ulaşanlar içinde Yedi İklim, Yolcu, Vivo, Bizim Külliye, Lika, Yitik Düşler". Tesadüfen karşılaştığında göz gezdirdiği dergiler arasında ise Dergah, Adam Sanat, Varlık, Gösteri, Kırklar, Edebiyat ve Eleştiri, Ay Vakti gibi dergilerin adlarını sayıyor.

    DERGİLERİ ÖNEMSERİM

    Edebiyat dergilerini önemseyen bir edebiyatçı olduğunu söyleyen Buket Uzuner, edebiyatın, kitaplardan çok, edebiyat dergilerinde soluk aldığını ifade ediyor. Uzuner, "Çıkan dergileri elimden geldiğince takip ediyorum. Özellikle Virgül, Varlık, E dergilerini ve ABD'de yayınlanan Writer and Poet dergisini düzenli olarak okuyorum. Düzenli olmasa da alıp okuduğum Kitaplık ve İnsancıl dergileri var. Anadolu'da çıkan çok sayıda dergiye de ne yapıyorlar diye bakıyorum. Bazen tartışmaların dergilerde aynı yerde kaldığını görüyorum" şeklinde yorum yapıyor. Edebiyat dergilerinde çıkan ürünler üzerine edebiyatçıların konuşup konuşmamasıyla ilgili ise "Ben yan yana gelen edebiyatçıların 'edebiyat' konuştuklarını doğrusu hiç görmedim. Bu yüzden kritiklerin yapılıp yapılmadığını bilmiyorum" diyor.

    Edebiyat ortamındaki cansızlık dergilerde de var

    Çıkan edebiyat dergilerini mümkün olduğunca takip ettiğini söyleyen Beşir Ayvazoğlu, taşrada çıkan dergilerden adresine gelenlere baktığını, en azından göz gezdirdiğini belirtiyor. Ancak şu an piyasada varolan edebiyat dergilerini tatmin edici bulmadığını ifade eden Ayvazoğlu, edebiyat ortamında var olan ölgünlük ve cansızlığın dergi sayfalarına da yansıdığını, insana heyecan vermediğini dile getiriyor.

  •  
    Soğuk savaşta sıcak saatler
    Bu hafta gösterime filmler arasında yer alan "Tehlikeli Saatler / K-19: The Widowmaker", izleyiciyi ABD ve Sovyetler Birliği arasında yaşanan Soğuk Savaş'ın doruk noktasına çıktığı yıllara götürüyor. Konusu 1961 yılında geçen film, nükleer füzelere sahip K-19 adlı bir Rus denizaltısında yaşanan ve yeni bir dünya savaşına neden olacabilecek tehlikeli saatleri konu alıyor. Gerçek bir hikayeden esinlenen Tehlikeli Saatler'in senaryosu Christopher Kyle'a, yönetmenliği ise daha önce Strange Days adlı bilimkurgu filmiyle tanıdığımız Kathryn Bigelow'a ait. Filmde başrolleri ise Harrison Ford ve Liam Neeson paylaşıyor.
    Gılgamış'ın mezarı bulundu
    Kral Gılgamış'a ait olduğuna inanılan mezar günışığına çıkmak üzere. www.ntvmsnbc.com sitesinde yer alan bir habere göre Fırat nehrinin kenarındaki eski Uruk kentinde kazı yapan Alman arkeologların sözcüsü Jörg Fassbinder "Elde ettikleri bulguların 'Kral Gılgamış'ın mezarının destandaki betimlemesine uyduğunu" söyledi.
    Tudem'den ödüllü yarışma
    Tudem Yayınları, roman, öykü ve masal dallarında ödüllü bir yarışma açtı. Son katılım tarihi 30 Mayıs olan yarışma, ilköğretim çocuklarının seviyesine hitap etme şartı getiriyor. Üç ayrı kategoride yapılacak değerlendirme sonucu, masal dalında birinciye 3, öykü dalı 4, roman dalı birincisine ise 5 milyar lira ödül verilecek. Ayrıntılı bilgi tel: 0 212 520 20 51
    2 Mayıs 2003
    Cuma
     
    Künye
    Temsilcilikler
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED