|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Milli Güvenlik Kurulu toplantısının; Türkiye'nin bir rejim sorunu ekseninde yüksek tansiyonla yaşamasını bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattığını söyleyebiliriz. Yansımalardan da anlaşıldığı kadarıyla, MGK bu yüksek gerilim senaryolarını tekzip eden bir sükunet içerisinde geçti. Kurul zaten, bir gerilim kaynağı olmamalıydı, görünen o ki olmadı da... Böylelikle, hükümet için ilk ciddi "siyasal eşik", toplumun istikrar beklentileri zedelenmeden aşılmış oldu. Bu, geçtiğimiz hafta içerisinde kamuoyuna çeşitli şekillerde yansıyan hemen hemen bütün başlıklar MGK'da masaya yatırılmasına rağmen gerçekleşti. Yani hiçbir konu geçiştirilmeden ve sümenaltı yapılmadan; kadrolaşma, Dışişleri Bakanlığı genelgesi ve "türban" etrafında şekillenen hassasiyetlere kadar her şey konuşuldu. İlginç olan 7,5 saat süren toplantının en fazla 1 saatinin bu konulara ayrılmış olmasıydı!
Sezer ve Erdoğan
Cumhurbaşkanı ve asker üyelerin özellikle kadrolaşma konusundaki kaygılarını ve eleştirilerini hükümete açık bir şekilde anlattıkları sır değil. Hafta boyu bu konu tekrarlandı. Sır olmayan bir konu da Sezer'in genel olarak askerlerin çizgisine yakın bir tutum takınmasıdır. Cumhurbaşkanı Sezer, toplantı öncesi atamalar için bir liste hazırlatarak Başbakan Erdoğan'a kafasındaki soruları iletti. Başbakan da hükümetinin yaptığı bütün atamaların mantığını ve gerekliliğini anlattı. Ayrıca, atamalar konusunda hükümetin de Çankaya'dan şikayetçi olduğu önemli bir husus bulunuyordu. Birçok kararname, ikna edici olmayan sebeplerle reddediliyordu. Erdoğan'ın kurulda bu konuyu da gündeme getirdi. Bununla birlikte geçmiş hükümetlerin yaptıkları atamaları da ortaya koyarak üzerinde tartışma açılan "kadrolaşma" konusunun abartıldığını gösterdi. Bu hazırlıklılık MGK açısından çok önemli... Uzun süreden beri ilk kez içeriği böylesine zengin olan ve sadece askerlerin değil sivillerin de hazırlıklı ve dosyalı geldiği bir toplantı gerçekleşiyor. Nelerin konuşulduğu kadar bunların genel geçer sözlerle değil, belgelerle ve rakamlarla tartışılması önemlidir. Sadece kadrolaşma değil, mesela Başbakan Erdoğan kurul üyelerine uzun uzun orman arazilerinin satışı konusunu da anlattı. Başbakan'ın ayrıca, gerilim ve güvensizlik havasının ekonomiye maliyetini hatırlatarak, güven yaratma konusunda herkesin aynı sorumluluğu paylaşmasını istedi. Toplantıda, büyükelçiliklere gönderilen Milli Görüş ve Fethullah Gülen cemaatlerinin faaliyetlerine katılma genelgesi de konuşuldu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, genelgenin hangi ihtiyaçtan doğduğunu bir kez daha izah etti. Gül zaten, hafta içindeki açıklamalarıyla havayı yumuşatmayı başarmıştı.
Kılınç, 23 Nisan ve izleme konusu
Toplantının büyük bir bölümünde Irak konusu, AB ve Kıbrıs sorununun tartışıldığı anlaşılıyor. MGK'ların rutini olan, ilgili asker ve sivil bürokratların gündem maddeleri üzerindeki sunuşlarından sonra üyeler bu konudaki görüşlerini açıkladılar. İki konuda da hükümetle siviller arasında büyük ölçüde görüş birliği olduğu biliniyor. Aynı uyum toplantıda da sergilendi... Mesela, AB'nin birbirinden farklı iki ilerleme raporu masaya yatırıldı ve devlet politikaları açısından sonuncusunun değil ilkinin dikkate alınması kararlaştırıldı. Geçtiğimiz hafta içinde askerlerin hükümeti izlemeye aldığına dair bazı haberler yayılmıştı. Edindiğim bilgilere göre, bu konu toplantıda hiç konuşulmamış yani tekrarlanmamış. Bununla birlikte, Brüksel'de yaptığı konuşma büyük tepki toplayan MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç'ın sözleri de konuşulmamış. İlginç olan bir husus da şu... Bütün "gerilim senaryoları"nın temelinde yatan 23 Nisan Resepsiyonu boykotu da masaya getirilmemiş. Kimse, bu konuyu açma gereği hissetmemiş. Yani, kimse birbirine "siz de şunu yaptınız..." kabilinden sözlerle ya da imalarla sataşmamış. Toplantının içeriğini anlamak için bu ilginç notları da bir kenara kaydetmek gerekiyor. Aynı şekilde, komutanlardan herhangi birinin üslup ve sözleriyle ön plana çıkmaması da kayda geçirilmelidir. Toplantıdaki bu nezaket ve uyum havasına karşın, üyelerin birbirlerine karşı sıcak ve samimi davranışlar sergilediğine dair bir bilgi de bulunmamaktadır! Bildirinin nasıl hazırlandığına gelince... Üzerinde büyük tartışmalar olacağı varsayılan sonuç bildirisi Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanıp üyelere dağıtıldı. Kimse de bu kısa metne herhangi bir itirazda bulunmadı. Bunda, metinde yer alan bütün cümlelerin Anayasa'ya referans yapılabilecek kadar açık bir dille kaleme alınmasının payının büyük olduğu anlaşılıyor. Bu MGK'ya damgasını vuran Başbakan Erdoğan'ın her yönüyle hazırlıklı olması ve siyasi hayatında ilk kez böylesine nazik bir sınav vermesine rağmen, rolünü Başbakan gibi ifa etmesidir. Erdoğan, bir önceki gün grupta yaptığı konuşmada da işaretini verdiği gibi, komplekssiz davranarak MGK'da siyaset kanadıyla bürokrat kanadı arasındaki olması gereken ilişki düzeyini oluşturdu. Bu yüzden olacak, toplantının ardından arabasına binerken yüzünde keyifli bir tebessüm seziliyordu.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |