AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Dağ ve fare...

Radyo'dan bir ses:

"MGK Toplantısı'nın ardından nizamiye kapısından çıkan Başbakan Erdoğan..." Bu ses ve yorum bile bizde hâlâ "sivilleşme" olmadığını gösterir... Ne demek "nizamiye kapısı"?

Yalnız, toplantının başlangıcında, basına verilen izinle çekilen resme bakarsanız, on sivil, yedi resmî üniformalı zevatla toplanıyor MGK..

Bir kısım mehafil toplantı öncesinde uydurdukları senaryolarla, etrafta bir "28 Şubat sendromu" diriltmenin vampirliğine soyunmuş, "23 Nisan protokolü"ndeki "sivilleşme"yi gider-ayak "militarist" bir zemine oturtmak istemişti.

Sonuçta görüldü ki, dağ fare doğurdu ve hevesleri kursaklarında kaldı.

MGK'nın bildirisi, Anayasa doğrultusunda her zaman yapılması gereken şekilde ortaya çıkmış oldu:

" Türkiye lâik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu ilkeler korunacak ve demokratikleşmede gereken her türlü hassasiyet gösterilecektir."

Bundan daha olağan bir şey olamazdı.

Amma birileri, yine bunalım ve kaos için kolları sıvamıştı. Halkın, 59. Hükümet'e verdiği desteği bir türlü kabullenemiyordu.

"Muhtar bile olamaz" diye feryat edenlerin, ümüklerini halk sıktı ve "Başbakan Erdoğan!" sesleri gereken yansımayı bulmuş ki, şu anda 365 üyesi ile, merhum Menderes ve Özal gibi, "Tek Başına iktidar" olup, "muktedir bir hükümet"in başı olarak Türkiye'yi emin adımlarla "muasır medeniyet seviyesi"ne çıkarmanın uğraşını veriyor.

Geçmişte olduğu gibi, yine eski defterleri açıp, aynı kulvarda koşarak, ülkeyi yine bir çok yar ve çukura yuvarlamaya çalışyorlar:

"Ülkeyi, nasıl olur da % 35 oy alanlar yönetebilirler? % 65'lik oy potansiyeli ne olacak, onların hakları yok mu?"

Bunların "demokrasi anlayışı", bu tür bir kafanın ürünü... Onların "azınlık iktidarları"na bir şey yok. Değil mi ki, 55, 56 ve 57. Hukümetler bu ülkede icraata bulundu ve her üç parti bugün, Parlamento dışında... Onlara bu dersi veren halkımız... CHP'nin altı oku içinde bulunan "Halkçılık" ilkesi de mi "anti-demokratik" diye sorsak , ne cevap verirler, efemine beyler acaba ?

Acaba son seçimlerin sonuçlarına bakarak, 57. hükümetin yaptığı bütün icraat ve tayinlerin ne tür bir oy tasvibine dayandığını ortaya koyamaz mıyız? DSP, MHP ve ANAP'ın toplam oy sayısı, % 28 civarında... % 28 oyluk bir seçmen desteği ile yıllarca iktidarda kalanların hiç mi suçları yoktur?

Bu yazar ve politikacı giderek, böyle "yüzde oy" hesapları yaparlarsa, devletin en üst kademesi için de tartaşmalar başlar ve Sayın Demirel kadar Sayın Sezer'in de "Cumhurbaşkanlığı" tartışma zeminine oturtulur, ki bunun böyle bir mecraya dökülmesi, belki bir kısım " Mütegallibe aydın"ın işine yarar, amma ülkenin buna tahammülü olamaz.

Çünkü ülkenin geriye doğru değil, ileriye bakan ve " icraat yapan iktidar"lara ihtiyacı var...

Fakat aynı sosyal ve siyasal şartlar içinde "seçim yarışı"na girip, parkur dışında kalanların bu feryadını anlamak mümkün değil...

İddiaya göre, MGK'da 59. Hükümet için "Laiklik korunacak!" diye " tavsiye kararı" alınmış...

Ne güzel tavsiye... Bugünkü hükümet, 9 Ocak l997'de Resmî Gazete'de yayınlanan "Başbakanlık Kriz Yönetmeliği"ne hemen işlerlik kazandırmalıdır. Nasıl ki, 55, 56 ve 57. Hükümetler, bu yönetmeliğe işlerlik kazandırıp," 28 Şubat"tan sonra "kriz adına" birçok icraatta bulunup, "irticaî faaliyet" adı altında birçok girişimlerde bulunmuşlardı.

Şimdi ortada bir "deprem afeti" başgösterdi. Bingöl'de ölenlere "Allah'tan rahmet" diliyoruz. Bir- çok bina çöktü ve en acıklısı da bir "kamu binası"nda kalan yüzlerce öğrenci enkaz altında kaldı...

Bu safhadan sonra, yapılacak bir şey yok. Ağıt yakmakla bir yere de varılamayacak. Amma, ölen yüzlerce öğrencinin içinden nice paşa, öğretim üyesi, bakan ve "okumuş aydın adam" çıkacaktı. Ortada bir tek ana-babaların feryadı kalacak öyle mi?

İşte iktidara yeni bir görev... Kriz yönetmeliğine işlerlik kazandırsın ve yıllarca eğitim ve öğretim adına bakanlık yapıp sürekli "laiklik nutukları" atan, DSP'li "Millî Eğitim Bakanı"na soruşturmayı açtırıp, çöken binaların hangi mantıkla "ders yapılır" veya "ruhsat verilir" konusu üzerinde gereken yasal çalışmayı başlatıp, masum ve hayata ümitle bakan çocuklarımızın toprak altında kalmasına sebep olan "57. hükümetin enkazı" eğitim ve öğretim tarihimizden silinip atılarak, gereken dersi almalıdırlar...

Hele Sayın Başbakan'dan İstanbul için l2 milyon insanın çocukları, yaptığı hizmetlerin ve ortalya koyduğu eserlerin korunmasını istemektedir.

Zira "İstanbul'a âşık bir Başkan", Dalan ve Sözen'den arta kalan " çukurları" doldurmuştu. Amma şimdilerde, yeni çukurlar açıldı, çocuklarımızın rahat yürüyebilmeleri için, tekrar bu çukurları doldurmak için, "helal süt emmiş" adamlarını gönderip, verecekleri raporlar doğrultusunda gereken çalışmalara girişilmelidir. (Ah Başbakan ah! Diktiğin binlerce ağacın, en az % 25-30'u ya kurumuş veya yerinden sökülüp atılmıştır.)

Hasılı diyeceğimiz o ki, laiklik nutukları atarak kamu binalarını eğitim ve öğretime açanlar, yolsuzlukları da ört-bas ederek, masum çocuklarımızı enkaz altında can vermeye yollamışlardır.

Bu tür faciaların önünü almak, nutuk atmakla değil, sağlam, emin ve kararlı adımlar atmakla mümkün olabilir. "Tedbir almak kadar akıllı bir hareket olamaz" derler...

Millet tedbirini aldı ve 59. Hükümeti tek başına iktadara getirdi. Şimdi de "muktedir" olmasının adımlarını sür'atle atmasını istiyor! Vesselam!..


www.sadikalbayrak.com

2 Mayıs 2003
Cuma
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED