|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yaşınız ne kadar elveriyorsa artık... Geçmiş yılları bir hatırlayın. Siyaset denince Demirel ve Ecevit kavgası akla gelirdi. Daha sonra Demirel-Özal kavgasına tanık olduk. Demirel, resmen Özal düşmanlığı yaparak 1991 seçimlerini kazandı. Sadece iki lider değil, dönemin diğer liderleri de siyasette hep kavga politikası izlediler. Sonuç, elde var ekonomik kriz... Tabii ki siyasette, çekişme, eleştiri hatta biraz gerginlik olacak. Demokratik kavgalar verilecek. Ama işi, ülke ekonomisini ve siyasi hayatını tahrip edecek boyutlara taşımamak gerek. İktidar şunu unutmasın: Gerginlik ve kavga politikasından kesinlikle muhalefet kârlı çıkar. Şimdi denecek ki: "Kavgayı biz mi çıkarıyoruz? Gerginlik yapan muhalefet!." Evde çocuklar kavga ederse biri şöyle uyarılır: "Oğlum sen büyüksün. O daha küçük, uyma ona." (CHP'nin gücü de küçümsenmemeli ayrıca.) Tamam, ekonomide iyiye gidiş var. İbre yeşile doğru dönmüş durumda. Ama Türkiye gibi "Cumhurbaşkanı kitap fırlatınca, doların çıldırdığı" bir ülkede ihtiyatlı olmak gerek. Güven ve istikrara daha çeyrek var. Hükümet uzlaşmayı denemekte ısrar etmeli. Olmuyorsa, o zaman meydanlara çıkıp şikayetini bildirir.
Kavga bu tabloyu bozar
Düşen dolar ithalatı ucuzlattı. Otomobile olan talepler patladı. Turist girişinde ani bir artış oldu Isınan havalar bolluk müjdecisi.. SARS tekstilimize olan talebi artırdı. Irak pazarı yavaş yavaş açılıyor. İnşaat sektöründe kıpırdanma var.
Gazete yönetmenleri Eminönü'nde yürüse kaybolur!
Önce Hürriyet'te Fatih Altaylı yazdı. "Gazete yöneticileri yaşlandı. O yüzden bol bol sağlık haberleri yapılıyor" diye. Daha sonra bu görüşe Mehmet Barlas ve Hıncal Uluç destek verdi. Bu doğru teşhise bir ek yapmak istiyorum: Gazete yöneticileri sadece yaşlanmadı. Halktan ve okurdan da koptu. Size klasik gibi gelen bu eleştiriyi biraz açmak için şu soruları soruyorum: -Sayın genel yayın yönetmenlerimiz, Ertuğrul Özkök, Mehmet Yılmaz, Fatih Çekirge, Zafer Mutlu, Nurcan Akad en son ne zaman halkın arasında yürüdüler. (Londra ve Akmerkez dışında tabii ki...) -Miladi kaç yılında en son Sirkeci, Eminönü, Tahkalale gibi piyasaları gördüler. (Yanınızda birisi olmadan gitmeyin kaybolursunuz!) -En son ne zaman bakkaldan ekmek, kasaptan kıyma aldılar. Amacım popülizm yapmak değil. Bunları yapmaları şart da değil. Ama gazetelerin az satmasının ardında bu ve benzer soruların cevapları yatıyor. Bırakın yönetmenleri, çarşı pazarı gezen, halkın içinde dolaşan muhabir bile kalmadı. Ekonomi sayfalarında artık ne ete gelen zam, ne domatesin ucuzlaması var. Gazetelerde park ve araç muayene çileleri de yok. Sigorta hastanelerindeki sıra işkencesinden de habersizler. (Acaba, telefonla randevu alamadığı için haftalardır doktora gidemeyen SSK'lılar olduğunu hiç duydular mı?" Fildişi kulelerde yaşayan, aristokrat bir gazeteci sınıfı yaratıldı. İşte basının asıl sorunu bu...
PERPA'nın hali içler acısı
İster israf, ister yanlış yatırım isterse hayal kırıklığı deyin. Okmeydanı'ndaki PERPA Ticaret Merkezi için ne söyleseniz az gelir. İçinde 4500 dükkanın yer aldığı 45 bin metrekarelik dev yapıda hayat belirtisi yok. Dükkanların yarısından fazlası boş. Müşteri ara ki bulasın. Aradığın malı da bulamıyorsun zaten. Kimine göre Bedrettin Dalan'ın esnafa en büyük kazığı bu bina.. Kimine göre ise suçlu vilayet ve belediye. Kanıp, dükkanlarını taşıyanlar bin pişman. PERPA nasıl kurtulur? Yeni valimiz bir araştırsa...
SORU HATTI
Türkiye'de kaç kişide cep telefonu var?
Soru: Sokakta işyerinde, yaşlı- genç herkesin elinde cep telefonu görüyorum. Türkiye'de acaba kaç kişininin elinde bu aletten var. Dünyada da bu telefonun kullanımı yaygın mı? Cevap: Sadece bizde değil her ülkede bu salgın var. Tüm dünyada bir milyar kişinin cep telefonu kullandığı tahmin ediliyor. Sadece geçen yıl bu minik aletten dünyada 423 milyon adet satılmış. Araştırmalara göre, ülkemizde yetişkin nüfusun yüzde 60'ı cep telefonu kullanıyor. Bu 20-25 milyon kişi demek. Sadece Turkcell'in, 2002 sonu itibariyle 15 milyon 700 bin abonesi olduğunu hatırlatalım. Üniversite ve yüksek okul mezunlarında cep telefonu kullanım oranı yüzde 90'a kadar çıkıyor. Köylerde bile her 3 kişiden birinde cep telefonu var.
BİLGİ DAMLACIĞI
PTT 23 Ekim 1840'da Postahane-i Amirane adıyla kuruldu. İlk telgraf hattı 1847'de İstanbul-Edirne arasına döşendi. Büyük Postane'de kurulan ilk telefon santrali 50 hatlıydı. 23 Şubat 1994'te "cep telefonlu yaşama" ilk adımı attık.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |