|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerikan kaynakları "Savaş bitti" demeye başladığına göre, Washington'un şu sıralarda işitmek isteyeceğini hiç sanmadığımız iki soruyu ortaya atmanın tam zamanı. Birinci soru şu: "Irak'ın elinde bulunduğu varsayılan kimyasal ve biyolojik silâhlar nerede?" İkinci soruyu da tahmin edebilirsiniz: "Üsame bin Laden'in veya el-Kaide örgütünün neden sesi çıkmıyor?" İlk bakışta münasebetsiz görünse bile mutlaka sorulması gereken sorular bunlar. Savaş gerçekten bitip 'yaralı', 'ölü', 'tahrip olan değerler' muhasebesini yapmak üzere oturulduğunda, herhalde savaşın neden çıktığı konusu da gündeme gelecek. O sırada mutlaka sorulacak bu iki soruyu şimdiden akılda tutmanın bir zararı yok... Bu savaş, hatırlayacaksınız, iki temel varsayım üzerine oturuyor. İlki, Saddam Hüseyin'in başında bulunduğu Irak'ın, kitle imha silâhlarına sahip olduğu için, dünyayı tehdit ettiği... Bir varsayım da, 11 Eylül eylemlerini sahneye koyanların arkasında Irak'ın ve Saddam Hüseyin'in bulunduğu... Washington, müttefiklerinin önemli bir bölümü "Tatmin olmadık" demesine ve BM Güvenlik Konseyi önüne çıkan uzmanların hiçbir kanıt bulamadıklarını ilân etmelerine rağmen, savaşı 'tehdit' gerekçesiyle başlattı... Eğer savaş gerçekten bitmek üzereyse, bu kadar sıkışan Bağdat yönetiminin, elinde kitle imha silâhı (KİS) bulunsaydı, bunları şimdiye kadar kullanması gerekmez miydi? Kentlerin neredeyse bütününü kuşatma altında tutan Amerikan ve İngiliz askerleri, ellerine geçirdikleri her yerde KİS arayışındalar; bugüne kadar izine rastlayamadıkları belli. Savaş bittiğinde bu durum değişmezse, yani Irak kimyasal veya biyolojik silâh kullanmaz ve bütün aramalara rağmen KİS depoları bulunamazsa, durum ne olacak? Amerikalıların hâlâ hayatta olduğunu iddia ettikleri Üsame bin Laden'in de sesi çıkmıyor. Oysa, daha dün, Lübnan'daki bazı İslâmî gruplar, savaşta Irak halkının yanında yer aldıklarını dünyaya yeniden hatırlattılar. Savaş öncesi el-Cezire'ye gönderdiği ileri sürülen -sahte olduğu anlaşılan- kasetlerde, el-Kaide örgütü lideri, Irak'ı öve öve bitiremiyordu. El-Kaide örgütü ile Bağdat yönetimi arasında bir 'ilişki' bulunsaydı, bunun gereğini yerine getirmenin tam zamanı değil miydi? İlişki iddiasının ele avuca gelir bir tarafı yok; temelsiz bir iddia bu. Üsame bin Laden ve el-Kaide örgütü ile Irak'taki Baas rejimi arasında kan uyuşmazlığı var. Baas 'lâik' bir rejim öngörüyor; el-Kaide ise 'lâiklik' uygulamalarına bütünüyle karşı. Geçmişte, Üsame bin Laden'in Saddam Hüseyin aleyhine konuşmalar yaptığı da biliniyor. Washington, bunu bildiği halde, 11 Eylül ile irtibatlamak istediği için, "Saddam Hüseyin el-Kaide destekçisi" görüşünü sıklıkla dile getirmişti. Üsame bin Laden ile el-Kaide örgütünün şimdiye kadar sessiz kalması iki gerçekten birine işaret ediyor: Ya iddia edilen türden bir ilişki bulunmuyor, ya da Üsame bin Laden artık hayatta değil, el-Kaide örgütü de işlevsiz hale geldi... Muhtemelen bu iki ihtimal de doğru... Bu da ciddi bir sorunu dünyanın gündemine dayıyor: Irak'a karşı başlatılan savaşın iki gerekçesinin ikisi de doğru varsayımlara dayanmıyor idiyse, o zaman bu savaşın hukukî sonucu ne olacak? En başta gündeme taşıdığım iki soru gibi bu son sorunun da günün gerçekleri karşısında 'anlamsız' kaçtığı ortada. ABD, başlangıçta kurallara uyma kaygısı içinde olduğu görüntüsü vermeye çalışsa bile, savaş konusunda destek bulamayınca, "Kuvvetli olan haklıdır" anlayışıyla hareket etmeye başladı. BM Güvenlik Konseyi onayı bulunmamasına rağmen savaşı başlatmasının ve ordusu silâhsızlandırılmış bir halkın üzerine dünyanın en gelişmiş bombalarını yağdırmasının başka bir anlamı bulunmuyor. Bugüne kadar sergiledikleri anlayışa bakıldığında, ABD ve kendisiyle birlikte hareket edenlerin, 'hukuk' gibi bir kaygıları yok... Ancak, 'hukuk', özellikle böyle durumlar için gereklidir. Kuvvetlinin zayıfı ezmesini, haksızın kendisini haklı gibi göstermesini engeller hukuk. Bugün olmasa bile yarın mutlaka... Hukukun yerini belden aşağı vurmaların aldığı bir dünya ise yaşanılmaz bir dünyadır...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |