Dolu bir ses
Alaeddin Özdenören'in ilk şiir kitabı Güneş Donanması'nı (Edebiyat yay., Ank., 1975) heyecanla karşıladığımı hatırlıyorum. Şiirin dünyasına yeni yeni adım atan bizler için, bu kitap, imge aralıklarıyla farklı bir ufuk, söyleyiş ve katılım imkânı vermişti.
Varlık bulduğu estetik sfer içinde, hayatın tüm gözeneklerine dokunma ihtiyacı hissetmesi, Güneş Donanması'nın en belirgin özelliğidir bana göre. İşte kitapla aynı ismi taşıyan şiir:
GÜNEŞ DONANMASI
I
Melon şapkalı birtakım adamlar
Gördüler görülecek yerlerini kentin
Selâmladılar halkı saygıyla
Kavisler çizerek şapkalarıyla.
İşte o ilk sırada gördüm seni
Camlarına sinekler üşüşmüş bir kahveden
Oldukça uzun bir ekmek kuyruğunda
Sırtında yorgun bir yağmurluk
Ve bomboş gözlerle.
Geçerek aralarından
Üç aşağı beş yukarı dolaşan
Havai bahriyelilerin
Sana geldim.
Ekmekle makyaj arasındaki farkı düşündük seninle
Ve çok eskiyi.
Birlikte çiçek falına baktık
Çitlenbik kokulu yatakta
Kente giren ilk muhacir
Altın ışıklarıyla donanmış güneşin
Göğsünde iri bir gül
Bilinmez serüvenlere işaret.
Garson bir çay acele olsun
Cevap bekleyen biri var çünkü
Hangi sur taşının altında kimbilir
Emniyete alınmış yalnızlığıyla.
Bu kente bir tek kapıdan girilir
Sürünerek otlar boyu
Ölüm sularından içilir.
II
Haydi muhacir kalk
Önce gider susuzluğunu
Sonra sevgiyle uyandır çocukları
Yüzlerinde yeni haberler uçuşan.
Ve öğret onlara
Kelimelerin nasıl dizildiğini
Usta askerler gibi.
ideniz@yenisafak.com
|