AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Şakacı Cumhurbaşkanı

Bizler gözümüzü Irak'taki drama çevirmişken öte yanda, Türkiye'nin geleceğini çok yakından ilgilendiren konularda süreç hızla işlemeye devam ediyor. Kıbrıs gibi, ülkenin hem bugünü hem de yarınlarına doğrudan tesir edecek bir sorun; geride kalan sıcak dönemin ardından, tam da 40 yıllık çözümsüzlük konseptine yaraşır bir manevrayla yeniden derin dondurucuya atılmış bulunuyor.

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara'daki dost ve müttefikleriyle birlikte elele, hasta yatağında bile büyük bir gayretkeşlikle direndiği Annan Planı'nı masadan kaldırtmayı başardıktan sonra, geçtiğimiz hafta sanki hiçbir şey olmamış gibi 6 maddelik bir öneri paketi hazırladı. Maraş'ın bir bölümünün Rumlar'a devredilmesi dışında ciddi bir teklif içermeyen bu paketle dosta düşmana ne kadar çözüm yanlısı olduğunu göstermek istedi.

Oysa, Kıbrıs artık, tek taraflı iyi niyet gösterilerinin çok ötesinde, uluslararası toplumun ortak sorunu haline gelmiştir. Değil Maraş'ı, adanın tamamını bile verse bu, BM gözetiminde bir anlaşma temeline oturmadığı müddetçe masaya sürülen tavizler hiçbir anlam taşımayacaktır. Nitekim, Rum lideri Papadopulos da, Denktaş'ın verdiği bu pası ustalıkla değerlendirip, "Kıbrıs sorununa parça parça yerine bütünlüklü çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılmak gerekir" deyip topu doksana taktı.

Kaçan balık...

Bunun üzerine Denktaş, Papadopulos'a bir mektup daha gönderdi ve "Bizim maksadımız, bunca yıl birçok safhadan geçmiş olan Kıbrıs meselesinin niye halledilemediğini ortaya koymaktır" dedi.

Niye halledilemediği belli...

Bir yanda, önümüzdeki hafta AB'ye girecek ve kişi başına milli geliri 17 bin doların üzerinde bir ülke; öte yandan kendisi dışında kimsenin tanımadığı ve milli geliri 2 bin 500 dolarlarda sürünen no-name bir ada parçası bulunuyor. Üstelik, içinde bulunduğu bu duruma rağmen BM'nin kendisine sunduğu egemenlik, kurucu ortaklık ve AB üyeliği paketini tartışmadan reddediyor. Bu şartlarda Denktaş'ın çözüm istediğine kim inanır? Kimse...

Nitekim, sadece AB değil, bize en çok ihtiyaç duyduğu dönemde ABD bile, Annan Planı üzerindeki görüşmeler başarısızlıkla sonulanır sonuçlanmaz Denktaş'ı suçlu ilan etti.

Elindekiler kendisine fazlasıyla yettiği için Annan Planı'nı konusunda zaten isteksiz olan Rumlar, çözüm konusunda en çok aleyhine olabilecek bu vartayı atlattıktan sonra derin bir nefes aldılar. Hem plandan kurtuldular, hem de 16 Nisan'da AB'ye huzur içinde girme fırsatını bir diplomatik başarıya dönüştürdüler.

Plan rafa kaldırılınca da doğal olarak Denktaş'ın 6 maddelik öneri paketini ciddiye bile almadılar.

Rumlar'ın bu önerinin yüzüne bile bakmamaları, bizim Annan Planı'nından kaçarak neleri kaybettiğimizi bir kez daha göstermiştir.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün hafta sonu Kıbrıs'a yaptığı ziyarette Denktaş'a verdiği inanılmaz destek de Kıbrıs'ta çözüm umutlarının epeyi uzak bir başka bahara kaldığını ilan etmiştir.

Gül'ün verdiği desteğin anlamı

Herkes surat asmış beklerken Gül, Annan Planı'nı ustalıkla savuşturan KKTC Cumhurbaşkanı'nın hiç de komik olmayan 6 maddelik planına tebessüm ederek onay vermiştir. Dışişleri Bakanı'nın birlikte kamera karşısına geçtiği Denktaş'ın yanında verdiği her tebessüm pozu, arkasındaki sempatiyi kaybettiği için ayakta durmakta zorlanan KKTC Cumhurbaşkanı'nın politik güç hanesine bir destek olarak yazılmıştır. Tam Denktaş'ın istediği gibi kısa, hiçbir detayın sorgulanmadığı ve sadece geleneksel destek cümleleriyle bezenmiş bu 6 saatlik ziyarette Gül, "bazı kişiler Denktaş'ı suçlamayı adet haline getirmişlerdir; bundan vazgeçsinler" diyerek çözüm isteyenlere de hadlerini bildirmiştir!

Hiçbir diplomatik değeri olmadığını besbelli olan, 6 maddelik paketin dikkate alınması gerektiğini söyleyerek Denktaş'ın oyalama politikasını da güçlendirmiştir.

Oysa kendisi de çok iyi biliyor ki, Kıbrıs'ta çözümün önündeki en büyük engel Denktaş ve Ankara'daki Denktaşseverlerin yıllardır ustalıkla uyguladıkları çözümsüzlük taktikleridir. Bu taktikler sonuç almaya devam ettiği müddetçe, Türkiye'nin AB dahil herhangi bir açılım perspektifinin sonuç alabilmesi de mümkün değildir.

Bugün artık kimse, Denktaş'ın paket kılıfına soktuğu zamansız esprilere gülemiyor. Çünkü, kimsenin şaka kaldıracak morali bulunmuyor.


7 Nisan 2003
Pazartesi
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED