|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mekke'den İstanbul'a, Bağdat'tan Bosna'ya, Kudüs'ten Mogadişu'ya kadar geniş ve uzak coğrafyaların kalemlerle çizili sınırlarını aşarak bize ait hayaller kuranlar, kalpleri ellerinde dolaşanlar hâlâ var mıdır bu dünyada... Kalplerinde hâlâ ezan sesine, esir kamplarındaki insanların acılarına, Filistinli çocuklara, Hiroşima'da ölenlere, Kerbela'da annesinin kucağında vurulan bebeklere, Endülüs'te yok edilen bir medeniyetin yasına, esir düşen Amerikan askerlerinin yüzlerindeki çaresizliğe bile yer ayıranlar var mıdır bu dünyada? İnanıyorum ve biliyorum ki, hâlâ bizden olan yani hâlâ yüreğininin götürdüğü yere giden insanlar yüzünden bu dünyada küçük de olsa bir umut var. Dünyayı sadece "stratejik ortaklık" palavraları ve "borsa faşizmi"nden ibaret sananlara rağmen, "insanlık değerleri"ni savunanların bulunması tek tesellimiz. Kalplerinde borsa endeksi ve jeopolitik konum dışında ölüm ve çocuklar için de yer ayıranlar, yani "küresel dünya"nın kaybedenleri ve de anneleri aynı kaderi paylaşanlar... Biz dünyanın kaybedenleri, küresel faşistlerin tabiriyle "romantikler", hâlâ dünayaya yüreğimizle baktığımız için mutluyuz. Romantik olduğumuz için kalbimiz hâlâ aynı nehirlere ve aynı ülkelere akıyor. Tıpkı bir okuyucumun, sosyolog Hakan Küçüksöz'ün gönderdiği yazıdaki şu cümleler gibi; "Bosna'da sokakta karsılaştığı bir Türk'ü zorla evine misafir etmeye çalışan Boşnak genç. Arapça şiir okuyan ufak bir çocuğu ve anlamını bilmediği o dili duyduğunda ağlamaya baslayan Türk. Malezya'da bir kitaptan Çanakkale savaşlarını okuyunca 'Dedelerimin mezarlarını görmeye gidiyorum' diyerek Çanakkale'ye gelen Malezyalı üniversite öğrencisi. Yani gitmedikleri ülkeleri özleyenler, görmedikleri insanları sevebilenler. Bir ülkesi olmayanlar, tüm dünyayı ülkesi bilenler. Makedonya'da bir Osmanlı medresesinin içinde ellerini açıp Filistin için dua eden yaşlı adam. İran'da yıllarca savaştığı Iraklılar'ın ölümlerini televizyondan izlediğinde öfke ve çaresizlikten gözleri dolan genç kız. Yani hâlâ meleklere inanmaya devam edenler ve inadına irrasyonel düşünenler. Kenardakiler. Her türden platonik askın gönüllü müritleri. Herhangi bir Arap ülkesinde Türkiye'deki Meclis'in Amerikalı askerlerin gelişini reddettiğini öğrendiklerinde şehadet parmaklarını havaya kaldırıp tekbir getiren Arap gençleri. Türkiye'de İskenderun limanında gösteri yapmak için beklerken ezan sesi duyduğunda oturuşunu düzelten sosyalist genç." İşte biz kaderleri birbirine bağlanmış dünyanın en duygusal kavimleriyiz. Kalplerindeki bütün nehirlerin kuruduğu insanların anlayamadığı, hiçbir zaman da anlayamayacağı kavimleriz biz... Onlar kalplerinde geniş ve uzak coğrafyalara giden bir yol açamadıkları için neden hep kaybedenlerin yanında yer aldığımızı da anlayamazlar. Onlar, her zaman "kalpten kalbe" giden bir yol olduğunu hiç bilmedikleri için hayatlarında "insani değerlere" yer açmaktan korktukları gibi, çocuklarımıza verdiğimiz isimlere bile tereddüt ederek bakarlar. Bugün "katiller koalisyonu" ile aynı safta duranlar bu medeniyet coğrafyasındaki bütün geçmişlerini yakabilirler, ama hepimizin kalbindeki Çanakkale'yi, Bağdat'ı, Kudüs'ü, sahabe mezarlarını, Kurtuluş Savaşı'nı asla...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |