|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
David Coperfield dünyaca ünlü bir illüzyonist. Houduni ile sanat düzeyine çıktığı kabul edilen sihirbazlık mesleğinin günümüzdeki en iyi örneği. Türkiye'ye gelip gösteri yaptığı için bizde de tanınıyor Amerikalı sihirbaz, İstanbul gösterisinde, bir oda dolusu seyirciyi herkesin gözü önünde yok edivermişti... Amerika'ya meydan okuduğunda Saddam Hüseyin'in Selahattin Eyyubi olabileceği sanılmıştı; Irak'ın devrik liderinin David Coperfield'e parmak ısırtacak çapta bir illüzyonist olduğu şimdi şimdi anlaşılıyor... Bir oda dolusu insanı kaybetmek bir şey mi, Saddam, tam 225 bin Cumhuriyet Muhafızını, 176 bin askerî personeli, 100 bin Fedayin mensubunu, sayılarının 14 bine ulaştığı tahmin edilen intihar komandosu olacak biçimde yetiştirilmiş genci bir çırpıda buharlaştırıverdi... Sihirbazların en sevdikleri oyun bir perdenin gerisine girip kaybolmak, sonra da çok uzaklarda yeniden ortaya çıkmaktır. David Coperfield, bir keresinde, New York'ta sahnede yokoldu, bir kaç saniye sonra Bahama adalarında olduğunu anladık... Saddam ve yakın çevresi en son Bağdat'ta görülmüşlerdi, bakalım nerede ortaya çıkacaklar? Tabii, ortaya çıkacaklarsa... Bu kuşkumun sebebi, istihbarat konularında dünyanın öndegelen otoritelerinden bilinen Gordon Thomas'ın, "Saddam sağ" başlıklı yazısında işlediği tez. Thomas'a göre, saç ve sakalını doğal beyazlığına kavuşturan Saddam Hüseyin, 300 kadar korumasıyla birlikte, kendisini çöle vurmuş... "Gideon's Spies" kitabıyla Mossad'ın karanlık operasyonlarını günyüzüne çıkarmış yazar, "Irak'ta, Saddam'ın hemen yakınında, bir Mossad ajanı vardı" iddiasında... 'Caesarea' adı verilen yeni Mossad operasyonunda, Irak'ta doğup büyümüş İsrailli Musevi ajanlar görev alıyormuş... Thomas, "Saddam'ın nihâî istikameti İran" tahmininde bulunuyor... İran mı? Bir milyona yakın insanın hayatını kaybettiği İran-Irak Savaşı'nı başlatmış Saddam Hüseyin'in kayboluşu ile İranlılar da ilgili. Gulf News gazetesinden Mohsen Asgary, yönetime çok yakın olduğunu özellikle belirttiği İran Baztab Haber Ajansı'nın, Saddam ile Rus istihbaratı arasında ABD'yi de bağlayan bir anlaşma yaptığını bildiriyor. Baztab, bu haberi, savaşın onüçüncü günü yazmış... Saddam ve yakınlarına canlarını bağışlayan anlaşma sonucu Irak'ın direnişi kırılmış ve Bağdat Amerikan askerlerine teslim edilmiş... Savaşın en renkli siması Muhammad Sa'id Al-Sahhaf'ın "Havaalanı işgal altında diyenlere aldırmayın; yarın önemli şeyler olacak" sözünü hatırlayın. İranlılara göre, Sahhaf, o sırada rol yapmaktaymış... Ruslar, bu aracılıktan, tam beş milyar dolar kazanmışlar... "Sawt'ul Urouba" (SU) adlı Arap kaynak da Saddam Hüseyin'in sihrinde Bağdat Havaalanı'nın önemli bir rolü olduğunu yazıyor. Sihirbaz David Coperfield, son gösterilerinden birinde dev bir uçağı yolcularıyla birlikte kaybedivermişti. ABD'yle anlaşan Cumhuriyet Muhafızları da, Amerikan güçlerine çatışmadan teslim edilmiş Bağdat Havaalanı'ndan kaçmışlar... Sahhaf'ın Filistin Oteli önündeki son sözleri, o sırada devam eden kaçırma operasyonunun ilk bölümünü perdelemiş... O sırada, kendilerine 'sığınma hakkı' tanınmış rejimin adamları, yeraltı tünellerinden havaalanının hemen bitişiğindeki bir saraya taşınmışlar... Ertesi gün de esas yolculuklarına çıkmışlar... SU'ye göre, havaalanı işgalinin üçüncü günü, sabah saat 8.00'de, bir Amerikan askerî uçağı Saddam Uluslararası Havaalanı'ndan havalanmış... Kimi, uçağın Almanya'ya uğradıktan sonra ABD'ye uçtuğunu söylemişler; "Hayır, önce Kuveyt'e uğradı, sonra ABD'ye gitti" diyenler de varmış... "Ancak" diyor SU, "Kesin olan, uçağın ABD'ye gittiği..." Iraklı subayların şimdi ABD'de bulunması, David Coperfield'in New York'ta kaybolup Bahamalar'da ortaya çıkması kadar uçuk görünüyor... Ne yapalım, iddia bu. Peki Saddam ve ailesi? Sawt'ul Urouba, Cumhuriyet muhafızları ile yapılan anlaşma gereği, komutanların, havalanmadan hemen önce, Saddam'ın yerini bildirmesi gerekiyormuş... "Al-Mansour'da" deyip yola çıkmışlar... Saddam ailesiyle birlikte iken al-Mansour bombalanmış... SU, "Büyük ihtimalle Saddam ve iki oğlu o bombardımanda öldü" diyor... Gordon Thomas'ın da buna benzer bir öyküsü var. "Saddam'ın hemen yakınında bir Mossad ajanı vardı" demişti ya, o ajan, çaktırmadan, Saddam'ın yakınlarından birinin çantasına cihaz yerleştirmiş... Saddam ve yakınları o sırada Bağdat'ın al-Mansour mahallesinde al-Saa adlı lokantada yemekteymişler... 30'dan fazla önemli ve lider düzeyinde Iraklı varmış lokantada. Herkes oturduğunda cihaz harekete geçecekmiş... "Saddam'ın altıncı hissi burada da devreye girdi" diyor Thomas. Kendisi derhal lokantayı terk etmiş, ama diğerlerinin dışarı çıkmasını istememiş... Dört dakika sonra, Fred Swan adlı havacı yarbay, cihaza göre ayarladığı koordinata uçağından dört adet bomba yağdırmış... Arap kaynak, "Saddam al-Mansour'da öldü" derken, Gordon Thomas, "Al-Mansour'da Saddam kurtuldu, diğerleri öldü" iddiasında... Bir Pakistan gazetesi ise, Rus kaynaklarını kullanarak kaleme alınmış haberine, "Saddam Hüseyin Moskova'da mı?" başlığını uygun görmüş... O haberden, İngiliz savunma bakanı Geoff Hoon'un, "Saddam hâlâ Irak'ta" dediğini de öğreniyoruz... Sahi bu adam nerede?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |