|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Adı ister Irak, ister Kıbrıs isterse gelip geçen konjonktürel herhangi bir rahatsızlık olsun, sonuç farketmiyor. Türkiye, karar anı geldiğinde ya da istikamet değiştirici bir adım atmak zorunluluğu ortaya çıktığında kafasını kuma gömerek fırtınanın geçmesini bekliyor. Masaya konan her pakete, getirilen her öneriye ya da ortaya çıkan her yeni duruma karşı "şüphe"den başka stratejik yaklaşım geliştirilemiyor. Sözgelimi, PKK terörünün arkasındaki gerçek nedenleri anlamakta ve bunlara karşı politika geliştirme ihtiyacı apaçık ortadayken yapılan buydu. Hiçbir zaman gerçekçi bir politika geliştirilemedi, bu eksiklik binlerce insanın kanı ve milyarlarca dolar kaynakla finanse edildi. Yıllar sonra bugün, sorunun bittiğini zannediyoruz ama Irak'ın işgalinden sonra ortaya çıkan tabloda Kürt gruplarla Türkiye arasındaki düşmanlık gösteriyor ki çözüm değil, arkada kocaman bir sorun bırakmışız. 15 yıldır inatla vurmakla-kırmakla halletmeye çalıştığımız bir sorun bugün, sınırımızdaki büyük bir fırsata seyirci kalmamıza maloluyor. Çünkü, sadece oradaki gruplar değil bütün dünya, Türkiye'nin Kürtler'e karşı niyetleri konusunda şüphe taşımaktadır. Kabul etmek lazım, Ankara'nın Kürt sorununa ilişkin tutumu ve tavrı da bu endişeyi haklı çıkartmaya yetmektedir. Bunun marjinal maliyeti de, dostluk için onlarca nedenimiz bulunan Kürtler'le düşman olmayı başardığımız için, Irak'ın yeniden yapılanmasından stratejik pasta dağılımına kadar bütün imkanlara uzak düşmektir.
Yarıştan geri kalmak
Kıbrıs'ta 40 yıla yakın bir süredir izlenen siyaset de zihinlerde aynı şüpheyi uyandırmaktadır. Türk dış politikası, sorun çözme konusunda beceri sahibi değildir. Çözüm olmayınca, maliyet ne olursa olsun buna katlanılmakta, mevcudu korumak en üst düzey politik çizgi olarak benimsenmektedir. Çizgi bazen korunuyor ama siyasi rakiplerimiz her fırsatta ilerleme kaydettikleri için, sonuçta "yerinde saydığı için" kaybeden hep Türkiye olmaktadır. Kıbrıs'ın Rum Kesimi güle oynaya AB'ye girerken, Türk Kesimi'nin olanlara yutkunarak bakması bunun en son ve bariz örneğidir. Yıllardır en büyük düşmanız olan Yunan-Rum halkları, bizimle aynı pistte yarıştılar ve bugün iki devletleriyle birlikte AB üyesi oldular. Biz ise, bir yandan Kıbrıs'ta soruna kaynaklık eden taraf, öte yanda da AB için daha tarih bile alamayan bir ülke marjına sıkıştık. Aynı yolda, aynı koşuda Yunan-Rum halkları 12-18 bin dolar milli gelir ve yüksek bir sosyal hayat standardını göğüslerken biz, bu hedeflere yaklaşamadık bile. Yıllarca AB'yi küçümsedik, Kıbrıs'ta kahramanlık destanlarına sığındık; bunu yaparken hem anavatan hem yavruvatan için AB'ye muadil bir seçenek de üretemedik. Ekonomik hedeflere ulaşamadığımız gibi politik ve diplomatik güvenceleri de sağlayamadık. Böyle olduğu için, Türkiye taraf olduğu her uluslararası sorunda hep kaybedenler safında bulunmaktan kurtulamıyor. Kıbrıs'ta da Irak'ta da denklem dışında kalıyoruz. AB üyeliği konusunda ise, Kopenhag Kriterleri konusunda attığımız mükemmel adımlara rağmen 12 Aralık'ın bile gerisine düşmüş bulunuyoruz.
Herkes tıkanmanın farkında ama..
Tablo o kadar net ki, karar mekanizmalarında bulunanların büyük bir çoğunluğu da bu dış politika mantalitesiyle daha fazla gidilemeyeceğinin farkındadır. Her pozisyonda; yukarıdan aşağıya kiminle konuşulsa, geleneksel politikanın artık Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap veremediği itirafı duyulmaktadır. Hepsi biliyor ki, "bekle-gör"lerle, Denktaşlarla, şüphelerle vs. bu yolu tamamlayabilmek imkansızdır. Bugün Türkiye'yi yönetmekte olan Ak Parti hükümetinin en önemli görevi de bu mantaliteyi değiştirmek, paradigmayı kırmaktır. Risk almak ve ancak risk alınarak Türkiye'nin önünün açılabileceğini göstermektir. Bulunduğumuz coğrafya kaynıyor ve belli ki daha da kaynayacak. Bugün Irak'ta olanlar yarın yüksek ihtimalle Suriye'de veya başka bir komşumuzun topraklarında da tahakkuk edecek. Bu kadar çok şeyin sonucu da beklemekle görünemez!.. Ak Parti iktidarda derinleşecekse bu dış politikada alacağı inisiyatifle doğrudan ilgili olacaktır. Sorun, bu gerçekle ne zaman ve ne kadar kararlılıkla yüzleşileceğidir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |