|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Özal, Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendi partisi ile ipleri kopardı. Ölümünden önce yeni bir parti kurmak ve İkinci Değişim Programı'nı hayata geçirmek istiyordu.
12 Eylül döneminde Bülent Ulusu Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirilen Merhum Turgut Özal, 1983'de Anavatan Partisi'ni kurdu, Cumhurbaşkanı General Kenan Evren'in açık muhalefetine rağmen seçimlere girdi, tek başına iktidara geldi. Özal her eğilimden yıpranmamış isimleri yanına aldı. Turgut Özal'ın Başbakanlığı ile birlikte 12 Eylül 1980'de başlayan askeri dönem de sona ermiş oldu. Suikast aydınlanmadı 1987'de yapılan genel seçimlerde de ikinci kez tek başına iktidara gelen Özal, 1988'de partisinin olağan ikinci kongresinde silahlı bir saldırıya uğrayarak parmağından yaralandı. Tetikçinin olay yerinde yaralı olarak yakalanmasına rağmen suikastin arkasındaki giz perdesi aydınlatılamadı. Özal'ın pek çok haksız kazanç odağının kazançlarına son verdiği, çeşitli mafyalaşmış sömürü çevrelerinin çanlarına ot tıkadığını ifade eden Korkut Özal, "Bu odak ve çevrelerin kendileri için hayati önem taşıyan çıkar koruma amaçlarına engel gördükleri Özal'ı fiziki bir müdahele ile ortadan kaldırmağı amaçlamaları kanaatime göre bu suikast'ın ana nedenlerinden biri olabilir" şeklinde konuşuyordu. "Beni İstanbul'a defnedin" Özal, 9 Kasım 1989'da Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Cumhurbaşkanı olduktan sonra partisini emanet ettiği Mesut Yılmaz ile arası açıldı. Kendi partisi ile ipleri kopardı. Özal, ölümünden önce yeni bir parti kurmayı ve İkinci Değişim Programı adını verdiği bir projeyi hayata geçirmek istedi. Türkiye'nin bölgesinde etkin rol oynamasını isteyen Özal, Balkanlara ve hemen peşinden Orta Asya'ya yaptığı yorucu gezilerden sonra 16 Nisan 1993'de Ankara'ya döndü. Ertesi sabah Köşk'te aniden fenalaşan Özal, hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybetti. Ölmeden önce 'Öldükten sonra beni İstanbul'a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed'in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum' şeklindeki vasiyeti üzerine Turgut Özal, İstanbul Vatan caddesi üzerinde Adnan Menderes ve iki arkadaşının naaşlarının bulunduğu anıtmezarın yanıbaşındaki arsaya büyük bir insan kalabalığının katıldığı törenle defnedildi. Özal'ın ani ölümü de pek çok kişi tarafından kuşkulu bulundu. Sancağa sarılıp ağladı Öncelikli olarak aksiyoner bir siyasetçiydi. Demirel'le kıyaslarsak, Demirel değişmeyen değiştirilen bir politikacıydı. Özal ise daima değişen, değiştiren bir liderdi. Şubat 1993'de Balkan Gezisi'ne çıkmıştı. Makedonya'da Ohri'deki Haydari Tekkesi'ne girdik. Bir buçuk saat kadar süren ziyaret sırasında Tekkenin şeyhine "Bu tekke ne zaman kuruldu" dedi. 400 yıl önce kurulduğunu söylediler. Özal, "Balkanlarda 4000 kadar tekke ve zaviye olması lazım. Osmanlı önce bunları göndermiş, halkların gönlünü kazanmış, sonra yönetimini getirmiş" dedi. Tekkede çok duygulanan Turgut Bey, Şeyhe, "Burada bir Osmanlı sancağı olması lazın" dedi. Eski bir dolaptan lime lime olmuş sancağı çıkarttırdı. Yüzüne gözüne sürdü. Ağlıyordu. Böyle yumuşak kalpli, aynı zamanda Kuzey Irak'a girelim diyecek kadar da şahin bir cumhurbaşkanıydı. Mesut beni yanılttı Mesut Yılmaz'ın genel başkan seçildiği kongre Türkiye'nin bugünkü tablosuna gelmesinin altyapısı olmuştur. Özal'ın fikirleri partiden usul usul temizlendi. Parti, kuruluş felsefesine inanmayanların elinde kaldı. 1991'deki seçimlerden sonra parti çalışmasını başlattı. 24 kişilik ekip içinde ben de vardım. Orta Asya gezisinde bana "örgüt ne zaman kuruluyor, sakın ihmal etmeyin" dedi. Yeni partinin Ege'deki örgütlenmesi bana tevdi edilmişti. Partinin kuruluşunu 27 Nisan'da ilan etmeyi düşünüyordu. Gezi boyunca, işadamları, politikacılar, bürokratlar, "Sakın parti kurmayın, Turgut Beyle Mesut beyi barıştıracağız, birleştireceğiz" dediler. Genel Sekreteri Büyükelçi Kaya Toperi de aynı şeyleri söyledi. 15 Nisan'da Ankara'ya dönüyoruz. Özel kalemi Volkan Bozkır, Özal'ın çağırdığını söyledi. Bana yine "Parti ne oldu?" dedi. 'Kim kimle barışırsa barışsın kim kimle birleşirse birleşsin, kim kimin yanında olacaksa olsun. Ben asla Mesut'la olmam. Bir an önce partiyi kurun. İnsan tanıdığımı zannederdim. Bu adamda yanıldım. Bu parti(ANAP)nin bu adamla ülkeye vereceği bir şey yok. 1940-1950 arasındaki CHP'ye doğru gidiyor. Bir an önce kurun partiyi" dedi. Ankara'ya döndük. 38 saat sonra vefat ettiğini duydum. ÖZAL'IN YAPTIKLARI Kendi içine kapalı ve devletçiliğin hakim olduğu bir ekonomik sistem yerine dışa açık ve dünya ekonomisine entegre olabilecek bir ekonomik sisteme geçildi. Ekonomide serbest piyasa düzenini esas alan yapısal değişim programı uygulamaya konuldu. Her yönüyle dışa açık ekonomik politikaların öngörüldüğü, kamu yatırımlarının kalkınmada öncelikli yöreler dışında münhasıran altyapıya yönlendirildiği döneme girildi. 1984'de Türkiye dünyanın en rahat kambiyo rejimlerinden birine kavuşturuldu. Döviz ve dış ödemeler dengesi sorun olmaktan çıkarıldı. İhracat patladı 1980-1988 döneminde dünyada ihracat % 40 artarken, Türkiye'de % 300 arttı. 1980 yılı ihracatımız 2.9 milyar dolar iken 1988'de 11.6 milyar dolar oldu. 1979'da ihracatta sanayi ürünlerinin payı % 35 iken % 80'e erişti. 1983'de 420 milyon dolar olan turizm geliri, 1990'da 3.2 milyar dolara yükseldi. 1983'de 1.2 milyar dolar olan toplam döviz rezervi 1991'de 12 milyar dolara yükseldi.. Sermaye piyasası kuruldu, faizler serbest bırakıldı, vergi sistemi modernleştirildi, Katma Değer Vergisi uygulamaya konuldu. Aşırı gümrük hadleri makul nisbetlere indirildi, ekonominin dışa açılması kolaylaştırıldı. Karaborsa tarihe karıştı Türkiye her malın her yerde bulunduğu bir ülke haline gelmiştir. Yurt dışına çıkışlar serbest hale getirildi. İthali yasak olan mallar bir kaç mala indirildi. Yabancı sigara ve lüks mallar ithalatındaki yasaklar kaldırıldı, kaçakçılık ve gayrimeşru kazançlar önlendi, buradan sağlanan gelirlerle Toplu Konut ve Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Fonu gibi alanlara kaynak sağlandı. Önemli projelerin finanasmanı için yap-işlet-devret modelleri geliştirildi, bütçe dışı kaynaklar harekete geçirildi. Elektrik enerjisinde 1983 sonunda 7000 MW olan kurulu kapasite 1990'da 16400 MW'a ulaştı. Mezralara kadar elektrik gitti. İnsan hakları gelişti İnsan hakları konusunda önemli adımlar atılarak, Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisi ile Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na kişisel başvuru hakkı tanındı. BM ve Avrupa Konseyi tarafından ayrı ayrı hazırlanan "İşkence, Kötü ve Aşağılayıcı Davranışlarla Mücadele Sözleşmesi" imzalandı. Vatandaşların ana dillerini serbestçe konuşabilmeleri sağlandı, Türk Ceza Kanunu'nun 141, 142 ve 163. maddeleri kaldırıldı. İletişimde devrim 1983'de 1.5 milyon olan otomatik hat sayısı 9 milyona ulaştı, köyler telefona kavuşturuldu. Bilgisayar, faks, araba telefonu, telsiz, çağrı cihazı yaygınlaştı. 1983'de televizyon tek kanal, siyah-beyazdı ve haftalık yayın süresi 37 saatti. 1990'da kamu sektörü hepsi renkli olmak üzere 6 kanaldan ve haftada 350 saat yayın yapıyordu. 1991'de ise özel TV kanalları ve yabancı yayınlar da izlenebilir hale geldi. GAP ve Atatürk Barajı yapıldı Türkiye'nin en büyük projesi olan GAP'a 8 milyar dolar (100 trilyon TL) harcama yapıldı, Atatürk Barajı 4 yılda yerli fınansman imkanlarıyla tamamlandı. Otoyol yatırımlarında önemli hamleler yapıldı. Savunma Sanayi Fonu ve idaresi kuruldu. Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Fonu ile ihtiyaç sahiplerine ayni ve nakdi yardım yapılması imkanı getirildi. Tarımda önemli verim ve üretim artışları kaydedildi. 800 bin hektar alan sulamaya açıldı, 57 baraj, çok sayıda gölet yapıldı. Köy yolları yapımı ve içme suyu temininde büyük gelişmeler sağlandı. Belediyelerin vergi gelirlerinden aldıkları pay 1980'e göre üç katına çıkarıldı. Toplu Konut Fonu kuruldu. 1991 yılı itibarıyla Toplu Konut Fonu'ndan desteklenen 500 bin konut tamamlandı. Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri yapımına öncelik verildi.
1. Bölüm: Sivil, dindar ve demokrat
|
|
|
|
|
|
|