AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Kıbrıs sorunundan bıktım, usandım

1974'ten beri neredeyse her gün Türkiye'nin gündeminde.
(Daha öncesi de var...)
Ben eskidim, Kıbrıs sorunu eskimedi.
Herkese gına geldi.
Sayın okurum...
Kendi çevrenizden de görmüşsünüzdür.
Halk, Kıbrıs'ı da Denktaş'ı da yıllarca pek önemsemedi.

Benim oturduğum mahalle kadar olan Kuzey Kıbrıs'a buna rağmen basın gereğinden fazla yer ayırdı. (Tabii ki benim mahallem stratejik değil.)

Ne zaman ki, Avrupa Birliği için bize ayakbağı oldu, o zaman Kıbrıs halk arasındaki sohbetlerde gümdeme geldi.

Denktaş'ın uzlaşmaz tutumu tepki çekmeye başladı.

Aksi görüştekilerle ise tartışmayı, "Ver kurtul diyenler vatan hainidir"e kadar vardırdılar.

Şimdi onlar da anlıyorlar ki, aslında biz yıllarca Kıbrıs'ı değil, Denktaş ve çevresinin çıkarlarını korumuşuz.

Koskoca Türkiye'nin önünü tıkamışız.
Şimdi de bu yüzden Rum Kesimi'nin eline düştük.
"Hayır" derlerse Avrupa Birliği'ne de giremeyeceğiz.
Denktaş sağ olsun.
Kimse sormuyor:

Madem hiçbir çözüme yanaşmadınız avuç içi kadar bir yeri 30 yılda niçin kalkındıramadınız?.

Türkiye'nin yaptığı yardımların onda biri yatırıma dönüşse bugün KKTC refah içinde olurdu.

O zaman da daha güçlü şekilde Güney ile masaya oturulurdu.

Beyler,

1974 öncesi, Kuzey Kıbrıs'ın kişi başı milli geliri 7 bin dolar, Güney'inki ise 3 bin dolardı.

Şimdi ise, Kuzey'inki 3 bin dolar. Güney 15 bin doları çoktan geride bıraktı.

10 bin kişi Güney Kıbrıs pasaportu almış. Hergün 2 bin kişi Güney'deki işine gidip geliyor.

200 bin kişilik ülkede, 53 bin kişi devlettten emekli, gazi, şehit yakını gibi gerekçelerle maaş alıyor.

KKTC Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi'nin sitesine girdim, emin olun tüm istatistiki veriler 1990'da bitiyor. Ondan berisi yok.

Tembellik, boşvermişlik...
Daha neyi tartışacağız.

Rum kesimini tanımayan dünyada tek ülke biziz. Hadi bakalım şimdi de tanımayalım.

AB üyesi bir ülkeyi tanımamak, AB'yi de tanımamak anlamına gelmez mi?
Hangisi olursa olsun. TV yöneticilerinden rica ediyorum.
Bir kameraman ve muhabir göndersinler Kıbrıs'a...
Bunlar, Denktaş ve çevresinin mal varlığını tek tek görüntülesin.
Uzlaşmaz tutumun ardındaki gerçek neymiş ortaya konulsun.
Ondan sonra tartışalım.

Hıncal Uluç'u ben kızdırmadım

Hani, İngiltere-Türkiye milli maçından sonra Hıncal Uluç'u iğneleyen bir yazı yazmıştım ya.

"Beckham'da kim. Fenerbahçeli Ceyhun ondan daha iyi futbolcu. İngiliz futbolu diye birşey kalmadı." gibi görüşler ileri sürdüğü için.

İş büyüdükçe büyüdü.

Benden sonra Kemal Belgin de aynı konuya değinip, Uluç'u fena halde hırpaladı.

Hıncal Uluç eleştirilere çok kızdı. Neredeyse bir hafta süreyle köşesinde bu konuyu yazıp kendini savundu. Görüşlerine karşı çıkanları da aşağılık kompleksi içinde olmakla suçladı. "Türkiye'yi övmek, moral vermek suç mu?" demeye getirdi.

Valla hiç üzerime alınmıyorum.

Ben sadece İngilizlerin küçük görülmesinin yanlış sonuçlar verdiğini anlatmıştım.

Bir taş attım, onlar çıkarmak için uğraşıp dursunlar.

SADDAM TOTO

  • Akmerkezde alışveriş yaparken görüldü.

  • Fırat kenarında balık tutuyor, Bağdat'ın düştüğünden haberi yok.

  • Emekli olup Marmaris'e yerleşti, resim yapıyor.

  • Türkiye'ye gelip, "İnsanlar Yaşadıkça" adlı bir TV programı yapacak.

  • Reha Muhtar'ın "İtiraf" programına çıkacak.

  • "Bir zamanlar Kartaldım" adlı anı kitabını yazıyor.

    SORU HATTI

    Son 5 yılda dolar mı yoksa altın mı daha çok kazandırdı?

    Soru: 1998 yılı Nisan ayında biraz birikmiş param vardı. Tümünü Cumhuriyet altını alarak değerlendirdim. Acaba o zaman dolar alsaydım daha mı karlı çıkardım?

    Cevap: Sözünü ettiğiniz ayda Cumhuriyet Altını ortalama fiyatı 16 milyon 825 bin liraydı. Bugünlerde ise 115 milyon lira dolayında geziniyor. Demek ki altınınız 5 yılda 6,8 kat değer kazanmış.

    Aynı süre içinde dolardaki artış ise 6,5 kat olmuş. Yani Cumhuriyet Altın'ı almakla kârlı çıkmışsınız. Ancak yine de bu yatırımınız enflasyon karşısında yenik düştü. Çünkü 5 yılda fiyatlar 8 kat artmış durumda. Enflasyon oranında artsaydı Cumhuriyet Altını bugün 135 milyon lira olacaktı.

    BİLGİ DAMLACIĞI

  • Ülkemizde yaklaşık 12 milyon adet konut var.

  • Bunların yüzde 55'i müstakil ev, yüzde 45'i apartman dairesi.

  • Marmara bölgesindeki nüfusun yüzde 78'i apartmanlarda yaşıyor.

  • Kaloriferle ısınanan konutların oranı yüzde 15'te kalıyor.


  • 18 Nisan 2003
    Cuma
     
    ŞEMSİ YÜCEL


    Künye
    Temsilcilikler
    AboneFormu
    MesajFormu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED