T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bu yıl olmadı, gelecek yıla mutlaka...

Büyük ihtimalle geçen yıl ne olduysa bu yılın Kurban Bayramı da benzer bir ortamda geçti. Biraz daha fukaralaşan ülkemizde kurbanlık parasını denkleştiremediği için mahzunlaşanları bir tarafa bırakalım; zaten kurban ibadetini yerine getirmeyenleri de... Geri kalanlarımız, yine hijyene uygun olmayan ortamlarda kurbanlık hayvanları aldık, gayr-ı sıhhi şartlarda kesimi ve parçalama işini yaptık, deriler üzerine kavga ettik...

Türkiye'ye değişiklik kolay gelmiyor...

Eğer etrafımda gördüğüm örnekler 'çok özel' değilse, bu yılın küçük ama önemli bir farkı var: Geçmişte derilerini kendi istedikleri kuruma vermeyi kafaya koyanlar, kesimi o kurumda yaptırıp etlerin bir parçasını kendilerine ayırıyorlardı; bu yıl, kurbanlığın tümünü (derisiyle birlikte etini de) kurumlara bağışlayanlar çoğaldı. Bu yolla hedeflenen, bireysel olarak deri kavgasının dışında kalabilmek...

Kısa süre önce sizleri şu soru üzerinde düşünmeye dâvet etmiştim: "Basit, basit olduğu kadar da çözümü kolay 'kurban' sorununu neden geride bırakamıyoruz?" Bir türlü sağlıklı şartlarda pazarlanamıyor kurbanlık hayvanlar, kesim sokaklarda ve otoyol kenarlarında yapılıyor; bazı yerlerde her taraf kan gölüne dönebiliyor. Oysa, kaynağı belli bir çözümü var sorunun: Hayvanların derilerinden elde edilecek gelirin bir bölümü, bir yıl, her semtte hayvan pazarlama ve kesim yeri yapımına ayrılsa, kurban bayramını her yıl ağız tadıyla kutlayabiliriz. Dünyaya hepimizi utandıracak fotoğraflar vermeksizin...

Bu çözümün önündeki engel, kurbanlık hayvanların derilerinin toplanması işinin tek bir kuruma bırakılmasıdır. Havacılığa meraklı kişilere uçuş kursları açan, tarımsal ilâçlamada kullanılan uçakları el altında bulundurup kiralayan Türk Hava Kurumu (THK) için gelir kaynağı olarak, nedense, kurban derilerinin geliri düşünülmüş... İlk düşünüldüğü dönemde 'akılcı' olsa bile, günümüz şartlarında, hiç de mâkul olmayan bir uygulama bu... Uçuşa meraklı kişiler, genellikle, bu meraklarını kendi ceplerinden destekleyebilecek mâlî düzeydeler; tarımsal ilâçlama ise zaten para karşılığı yapılıyor...

Yine de, isteyen, THK'yı deriyle de destekleyebilir. Ancak, bunun zorla yaptırılması ve bu yüzden Kurban Bayramı'nı zehir eden kavgaların yaşatılması yanlıştır.

Bütün dünyada sivil girişimlerin öne çıktığı bir devirde yaşıyoruz. Yerel yönetimler kadar yerel sivil toplum örgütleri de önemli hizmetler veriyorlar. Bu bakımdan, her semte kadar inen sivil örgütlenmeler ülkemizde yaygın; daha da yaygınlaşmaları isteniyor. Bunu sağlamak için, kurbanının derisini, isteyen istediği kuruma verebilmelidir. Yararlı işlerle ilgilenen yerel girişimleri desteklemek hepimizin görevi.

Böyle tekliflere ters ve kuşkuyla yaklaşan bir devlet geleneğimiz var. Derilerin tek elde toplanması, kurban ibadetini yerine getirenlerin hayvanların derilerini 'yanlış' adreslere yöneltebilecekleri endişesinin eseri. 50 milyon dolar civarında olduğu hesap edilen deri gelirlerinin THK'ya bırakılmasının en önemli sebebi, hiç kuşkunuz olmasın, 'irtica' korkusudur... Oysa, bu korkuyu geçersiz bırakmanın da yolu var: Derilerin devlet gözetiminde toplanması... Başbakanlığa bağlı Sosyal Dayanışma Fonu gözetiminde toplanacak derilerden elde edilen gelirin yarısı, çevrelerinde hijyenik kurban pazarlama ve kesim yerleri inşasını üstlenmeleri şartıyla, derileri toplama çabasına katılan bütün yerel kurumlara bırakılabilir... Böylece, hem gelecek yıl yanlış görüntüler tekrarlanmaz, hem de sivil girişimler desteklenmiş olur... Fakir-fukarayı gözeten Sosyal Dayanışma Fonunun sürekli bir mâlî kaynağa sahip olması da cabası...

Gelecek yıla yeni bir düzenleme bekliyoruz.


12 Şubat 2003
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED