|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Edebiyat dünyasının en büyük sorunu kalıcı olmaktır herhalde. Büyük iddialarla manifestolar yayınlayarak çıkan dergilerin daha kırkı çıkmadan zorunlu nedenlerle yayınına ara vermesi, belli bir sayıya ulaşan dergileri daha da muteber kılıyor. Kırklar dergisi bu anlamda çok önemli bir mesafe katederek 4. yılına ve 25. sayıya ulaştı. Bir grup arkadaşın arkalarında hiçbir maddi güç olmaksızın binbir güçlükle çıkardıkları Kırklar dergisinin geçen dört yılını, derginin yayın yönetmeni şair İbrahim Tenekeci'ye sorduk.
SAADETTİN ACAR
Tabii. Öncelikle şunu belirtmek isterim: Kırklar dergisinin mutfağını oluşturanlar, ürün yayınlama sorununu aşmış ve Dergâh, Kaşgar, Yedi İklim, Hece, Varlık gibi dergilerde kendilerini ispatlamış isimlerdir. Bu, kuşkusuz birçok anlama geliyor. Edebiyatımızın özellikle son otuz yılına usta-çırak ilişkilerinin damga vurduğunu görüyoruz. Usta, çırağı kendisine benzetir. Dolayısıyla, onun özgün ve büyük bir sanatçı olmasını istemeden de olsa engellemiş olur. Hatırlayın; büyük ağaçların gölgesinde birkaç cüce bitkiden başka bir şey bitmez. Oysa yaşıtların dayanışması, yardımlaşması böyle değildir. Her iki taraf da kazançlı çıkar, etkilenme daha az olur. İşte bu yüzden, dergimizin bir diğer adı da, 'yaşıtların dayanışması'dır. Kırklar dergisi, bilindiği gibi bir ekip dergisidir ve bence en büyük başarımız, 25. sayıya sağ salim ulaşmamızdır. Her ne kadar ekip çalışmasını yanlış anlayan ve adlandıranlar olsa da... Yine, "edebiyat ölüyor, gerçek okuyucu kalmadı" tartışmalarının yapıldığı bir dönemde, bu dergi, 25 sayıdır okur desteğiyle (sadece okur desteğiyle) ayakta duruyor. Bunu da bir başarı kabul edebiliriz. Kırklar'ın hedefi neydi ve bu hedefine ne kadar yaklaştı? Kırklar, doksan kuşağının öncülüğünü yapmak, bu kuşağın yetenekli isimlerini bünyesinde toplamak istiyordu. Nitekim bunu büyük ölçüde başardı. Kamil Yeşil, Abdullah Harmancı, Zeki Bulduk, Ahmet Murat, Selçuk Orhan, İsmail Kılıçarslan, Ali Emre, Yusuf Özkan Özburun, Suavi Kemal Yazgıç, Hüseyin Akın bugün Kırklar'da yazmayı tercih eden isimler. Ayrıca Hüsrev Hatemi, üç yıldır sadece Kırklar'da şiir yayınlıyor. Ahmet Kekeç, on yıl aradan sonra bir edebiyat dergisinde düzenli yazmaya başladı. Ayşe Şasa, olgunluk dönemi eserlerini dergimizde yayınlıyor. Ve Arif Ay, Cihan Aktaş, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu... Edebiyat tarihimize bir bakın. Bugün bizler Cemal Süreya, Sait Faik, Tanpınar, Ziya Osman Saba ya da Dıranas'ın polemiklerini, kimlerle birlikte olduklarını veya değinilerini değil; şiirlerini, öykülerini okuyor, biliyoruz. Buradan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: Bir dergi, iyi şiir ve iyi öykü yayınlamazsa, kayda değer bir iş yapmış sayılmaz. Kırklar, üç yıl boyunca hep buna dikkat etmiştir. Kırklar'ın kültür dünyasına getirdiği yenilik nedir? Seksenli yılların başından beri, şiirin bireysel bir uğraş olduğu yazılıp çiziliyor. Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Son yirmi yılda, herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir şairin yetişmemesi de galiba beni haklı çıkarıyor. Bence şiir, bireysel değil, toplu bir uğraştır. Çünkü birlikten kuvvet doğar ve şiir de kuvvet demektir. Üzerinde hemfikir olduğumuz şairlere baktığımızda, bu şairlerin genellikle Beş Hececiler, Yedi Meşaleciler, Garipçiler ya da İkinci Yeni gruplarından çıktığını görüyoruz. Bunun dışında, ya ciddi bir imkan sahibi olmanız gerekiyor ya da çok özel bir yetenek. Kırklar'ın edebiyat dünyasına getirdiği demeyeyim de, tekrar kazandırdığı yenilik işte budur: Toplu hareket etmek... Kırklar'dan üç yılda geriye ne ve kimler kaldı? Önce yıllardır çıkan ve çıkmakta olan bazı edebiyat dergilerine bir bakalım. Dergilerin birçoğundan, geriye, dergiyi yayına hazırlayanın dışında pek bir şey kalmadığını, yetişmediğini görüyoruz. Kırklar'ın bu tip dergilerden farklı olduğunu düşünüyorum. Örneğin son sayımızın yarısını Kırklar'da yetişen yahut burada kendisini gösteren genç arkadaşlar doldurdu. Mustafa Akar, Murat Erol, Osman Toprak, Ali Kozan, Ahmet Edip Başaran, Muharrem Tuğrul, Furkan Çalışkan, Esra Kocaman, Esra Elönü, Müzeyyen Kartı, Sezai Aktunca, Ozan Ozanoğlu; Kırklar, üç yıllık yolculuğu boyunca, bu gençleri edebiyat dünyamıza kazandırmıştır. Tabii geriye, sadece bu isimler değil, Birey Yayınlarıyla ortaklaşa yayınlanan Kırklar Edebiyat Dizisi de kalmıştır. Söz diziden açılmışken, biraz da editörlüğünü yaptığınız Kırklar Edebiyat Dizisi'nden bahsedebilir misiniz?
Özellikle ilk kitap yayınlamanın zorluğunu bilenler bilir. Hele de bu kitap, bir şiir kitabıysa. Edebiyat dergisi, edebiyatçının çalışmalarını tek tek yayınlar ama, dosyasına pek sahip çıkmaz. Kitabı hazır olan şair ya da yazar, elinde dosyası, yayıncı yayıncı dolaşmak zorunda kalır. İstedim ki, sadece edebiyatçıların çalışmalarını yayınlamakla kalmayalım, dosyalarına da sahip çıkalım. Böylece, şairimiz ya da öykücümüz, özellikle henüz kitap çıkarmamış olanları, daha rahat çalışsın, kafasındaki kitap korkusunu bir kenara atsın. Diziyi, Birey Yayınları'yla beraber gerçekleştirdik. Beşi ilk kitap olmak üzere, toplam oniki kitap okuyucuyla buluştu. İyi de oldu.
|
|
|
|
|
|
|
|