|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bütün kutsal kitaplarda şiddet ve dayatmaya karşı çıkılmıştır. Kutsal kültürde zorlamaya kesinlikle yer yoktur. Cennet ve cehenneme giden yollar birbirinden ayrılmıştır. Kim neyi arıyorsa, önünde ya da sonunda aradığını bulur. Amaç ne kadar kutsal olursa olsun, hiçbir kutlu hedefe baskı ve şiddete dayanan yöntemlerle ulaşılamaz. Çünkü suçsuz bir insan öldürmekle bütün insanlığı öldürmenin arasında bir fark yoktur Yirminci yüzyıl, bütün dünyada barış ve huzur yılı olacak diye karşılanmıştı. Bilim ve teknolojideki gelişmelerle, kutsal kültürün yerine seküler kültürün geçmesi bekleniyordu. Seküler kültür dinler arasındaki savaşları kaldırarak, herkes için daha mutlu ve daha yaşanır bir dünyanın temellerini atacaktı. Beklenilenin tam tersine, yirminci yüzyıl tarihin en kanlı ve en uzun savaşlarının yüzyılı oldu. Din savaşlarının yerine ideoloji savaşları geçti. Avrupa'daki idelojik güç savaşları, yirminci yüzyılı Zbigniev Brzezinski'nin deyişiyle "Mega ölümler yüzyılı"na dönüştürdü. Toplu ölümlere yol açan çatışmaların başında, Osmanlı'yla birlikte Avrupa imparatorluklarınında sonunu getiren kanlı iki dünya savaşı gelir. Bu savaşlarda askeri hedefler yanında bütün şehirler büyük ölçüde yakılıp yıkılmıştır. Söz konusu savaşlarda 90 milyon asker, çocuk, kadın ve yaşlının öldüğü tahmin ediliyor. Yirminci yüzyılın dayatmacı, kin, öfke ve öç ideolojileri komünizm ve faşizmin değişik ülkelerdeki iktidarında iki dünya savaşında ölenlerden daha çok insan hayatını kaybetmiştir. Onların iktidarlarını korumada, ana stratejileri "Bizimle birlikte olmayanlar bize karşıdır" olmuştur. Onlar, kendilerinin dışındaki hiç kimseye hayat hakkı tanımamışlardır. Dayatmacıların yönetiminde ekonomik, sosyal ve kültürel yapıdan kutsal kültürün izleri bütünüyle silinmiştir. Kutsal kültürü reddederek, seküler kültüre kutsallık kazandırma çalışmaları, Rusya başta olmak üzere, bütün dünyada büyük bir başarısızlığa uğradı. Toplumların üretici gücünü yok eden kaynağın, zorlayıcı olmayan kutsal kültürden daha çok dayatmacı seküler kültürün olduğu ortaya çıktı. Açıkça görüldü ki, dünya barışına giden yol, kutsal geleneğin ilk insanla başlayan büyük zincirinin halkalarına dayanmaktadır. Zincirin son halkası da İslam'dır. Kutsal gelenekte politik iktidarın ömrünü uzatmak için, suçsuz insanların kurban edilmesi kimsenin aklından geçmez. İnsanlık tarihinde, insanın kurban edilmesinin yolu, Hz. İbrahim'le kıyamet'e kadar kesilmiştir. Bu gerçeği hiç unutmamak için gücü yeten her Müslüman'ın senede bir kurban kesmesi gerekir. Kutsal kültürün egemen olduğu bir toplumda çocuklar babalarını, seküler kültüre dayananda ise, babalar çocuklarını toprağa verir. Çünkü biri barış, öteki de savaş toplumudur. Kutsal geleneğin bağlıları yeni bir kurban ve hac bayramında milyonlarca kurban kestiler. Onlar kurbanlarının kanlarını bir bayram coşkusuyla akıttılar. Kurban kanı akıtmayanlar, yirminci yüzyılda olduğu gibi insan kanı dökmek için yarışırlar Kutsal kültür kurban, seküler kültür savaşlarda dökülen insan kanıyla varlığını korur. Bunun için, yirminci yüzyıl, uzun ve kanlı savaşlar yüzyılı olmuştur. İslam yüzyıl gibi kısa bir zamanda, Medine şehir devletinden, Orta Asya'dan İspanya'ya uzanan bir dünya devleti olmuştur. Böylesine hızlı bir genişleme dönemindeki savaşlarda iki taraftan ölenlerin sayısı binleri çok aşmaz. Bayramların insanların değil, koyunların kurban edildiği bayramlar olması dileğiyle bütün okuyucularımızın bayramlarını kutlarım.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |