T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Uyuyan yanlış uyandırılıyor

Olacak şey değil, ama doğru: Tam, "Dünya en eski ve en pis hastalıklarından biri olan anti-Semitizmi (Yahudi düşmanlığı) arkada bırakıyor" diye sevinirken, George W. Bush'un Irak'a savaş açma niyeti eski hastalığı hortlattı. Hem de hiç akla gelmeyecek kişilerin ağız ve kaleminde... ABD dünyanın dengelerini değiştiriyor, ama bu arada kendi dengesi de bozuluyor...

Amerika'da seçim kampanyası erken başlar. 2004 yılında yapılacak seçimde aday olmayı düşünen siyasiler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladılar. 'Başkan adayı' olarak adını ilk duyuranlardan biri, epeydir Massachusetts'i Amerikan Senatosu'nda temsil eden Vietnam madalyalı gazi John Kerry. Kerry, rakibi Başkan Bush'un Irak politikasını destekliyor. Bu arada, NATO başkomutanlığından emekli Gen. Wesley Clark da başkanlık için göz kırpıyor... Bir diğer aday ise, geçen seçimde Al Gore'un başkan yardımcısı adayı olan Sen. Joseph Lieberman...

Joe Lieberman, geçen seçim kampanyası sırasında cumartesi günleri çalışmamış, "Seçilirsem Şabat günü tatil yaparım" demekte mahzur görmemiş dindar bir Musevi. Şimdi yürüttüğü kampanyada da 'Musevi' kimliğini saklamıyor Lieberman; bir çok yerde seçmenin karşısına 'kippa' denilen takkesini takarak çıkmakta beis görmüyor... Onun Musevi oluşu kampanyada konuşulmuyor bile...

Ancak, Körfez'de suların ısınmasıyla irtibatlı olduğunu düşündüğüm bir gariplik çökmeye başladı Amerikan başkanlık kampanyasına... İlk atış, hiç beklenmeyen bir yerde, Boston Globe gazetesinde politik tahlilleriyle tanınan bayan yazar Joan Vennochi'nin sütununda çıktı. Gazete, Avusturyalı bir soybilim uzmanı ile anlaşıp Sen. Kerry'nin geçmişini araştırmış; Vennochi de, uzmanın bulgularını "Who is John Kerry?" (John Kerry kim?) başlıklı yazısına taşımış...

Bulgu şu: İsmine bakanların İrlanda asıllı sandığı, kendisi de 'Katolik' olduğunu söyleyen 'ABD başkan adayı' Sen. Kerry'nin ataları meğerse 'Yahudi' imişler... 1902 yılında, 'Kohn' olan soyadlarını 'Kerry' diye değiştirmişler... Gazetenin bu 'bulgusu' üzerine Kerry'nin tepkisi şu oldu: "İlginç malzeme; ilginçten de öte, göz açıcı..."

Boston Globe'un açtığı yol bayağı 'tehlikeli'... Nitekim, yayına kızan Sheri Annis, 'anti-Semitizm' konusunda hassas National Review dergisinde yayımladığı makalesinde, "Bunun sonu alınmaz" tepkisini dışa vuruyor... Bn. Annis, makalesinde, NATO'nun eski komutanı Gen. Wesley Clark'ın da 'Yahudi asıllı' olduğunu 20 yıl önce öğrendiğini, ancak şu yakınlarda, "Benim ailem Musevi dinadamları çıkartan bir aile" demeye başladığını yazıyor...

Sheri Annis, yazısından anlaşılacağı üzere, 'etnik köken' konusunun politika arenasına sokulmasından rahatsız olduğu kadar, bazı politikacıların konuyu kendi çıkarları için kullanmasına da hoş gözle bakmıyor... Gen. Clark'ın "Hahamla dolu aile geçmişi" böbürlenmesine kızmış National Review yazarı...

Yazının şu bölümü o kızgınlığı yansıtıyor: "Muhtemelen bunlar, hayatı boyu Methodist (Hıristiyan) bilinen Hilary Clinton'u izliyorlar; Bn. Clinton, New York'tan adaylığını koyduğunda, üveybabasının Yahudi olduğunu, annesinin üvey kardeşinin de Museviliğe geçtiğini ağzından kaçırıvermişti... Yine hatırlayacaksınız, Madeleine Albright da, dışişleri bakanı olduktan birkaç ay sonra, meraklı bir gazetecinin yardımını da alarak, kendi Yahudiliğini keşfedivermişti."

Yazar bu konunun seçim ortamına taşınmasına kızmakta haklı. Bakın, bu tür 'hassas' konular yanlış zamanda -isterse böbürlenmek için olsun- ele alınırsa ne tür gelişmeler yaşanır...

Henry Makow, Amerika kıtasında severek oynanan 'Scrupples' adlı masa oyununun mucidi bir profesör. Konuya değindiği yazısında, Prof. Makow, "Ben, asimile olmuş Kanadalı bir Museviyim; 1972-73 yıllarında İsrail'de yaşadım ve eskiden Siyonisttim de" diyor... Şimdi ise 'anti-Siyonist' biri ve bazılarının "Anti-siyonizm = Anti-Semitizm" denklemini kurmalarına şiddetle itiraz ediyor...

Neyse. 'Yahudi asıllı' olma konusunun uluorta gündeme taşınmasından Prof. Makow da rahatsız. Kerry'nin 'ırkı' ayrıntısının şimdi açığa çıkartılmasını 'sembolik' buluyor Makow. "Zaten herkes biliyor" dedikten sonra, 'herkesin bildiklerini' dört başlık altında topluyor: "1. Irak'ın elindeki kitle imha silâhlarından korkan tek ülke İsrail'dir. 2. Bu savaşı 1998'de planlayan ve Bush yönetiminin politikası haline getirenler, 'Savunma Politikası Heyeti' (Defence Policy Board) üyesi Musevi asıllı (Richard Perle, Paul Wolfowitz gibi) Amerikalılardır. 3. Savaşın amacı, Ortadoğu'daki güç dengesini değiştirip İsrail'in Filistin sorununu kendi istediği biçimde çözmesine imkân sağlamaktır. 4. Amerikan Kongresi, İsrail lobisi (AIPAC) önünde korkudan titrer."

"Herkes biliyor" dediklerini özetledikten sonra, Prof. Makow, konuyla ilgili yazısında, sert eleştirilere de yer veriyor. İşte görüyorsunuz, Boston Globe hangi amaçla gündeme taşımış olursa olsun, "Sen. Kerry'nin ırkı" konusu, hoş olmayan bir zemine oturmuş görünüyor.

Nitekim, Prof. Makow'un ülkesi Kanada'nın eski başbakanı Brain Mulnorey de, Toronto Üniversitesi'nde, "Anti-Semitizm yeniden hortlatılıyor" diye özetlenebilecek bir konuşma yapmaktan kendini alamadı.

Ne yalan söyleyeyim; gidişten ben de endişeliyim.


12 Şubat 2003
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED