T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kim kimi tehdit ediyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Irak'ın mevcut hali ve rejiminin kendi güvenliği için bir tehdit oluşturduğunu iddia etmektedir. Irak'a yönelik bütün hazırlıklarda tehdit kavramı anahtardır.

Peki tehdit nedir, ne ifade etmektedir?

Tehdit en basit anlatımla kurulu düzenin değiştirilmesine yönelik potansiyel bir çaba, hazırlık veya teşebbüs şeklinde tanımlanabilir.

Herhangi bir andaki statüko kavramıyla ifade edilen verili durumdan memnun olanlar olduğu gibi memnun olmayanlar da vardır. Uluslararası ilişkilerdeki diyalektik, statükodan memnun olanlarla memnun olmayanlar arasındaki mücadele şeklinde işlemektedir.

Mevcut durumdan memnun olmayanlar statükoyu kendi lehlerine, arzu ve beklentilerine göre değiştirmek için çeşitli çabalara girmektedirler. İşte bu çaba ve gayretleri, statükonun kendi lehlerine olduğuna inananlar bunu bir tehdit olarak algılamaktadırlar. Çünkü statüko karşıtlarının çabaları, amaçları ve politikaları mevcudu değiştirme potansiyeli taşımaktadır. Bu potansiyel karşıtları için bir tehditten başka bir şey değildir.

Uluslararası ilişkiler ve tehdit

Uluslararası sözleşmeler ve statükoyu korumaya yönelik oluşumların temelinde tehdit kavramı önemli yer tutmaktadır. Mesela Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin görevi barışın bozulmasına yönelik tehdit ve tecavüzleri önlemek şeklinde tanımlanmıştır. Bir devlet, başka biri devletin politikalarıyla kendi güvenliğini tehdit ettiğini iddia ederek tedbirlerin alınmasını isteyebilmektedir.

Güvenlik Konseyi, bir devletin tutum ve eylemleriyle barışı tehdit ettiği kararına varırsa bu tehdidi ortadan kaldırmak için çeşitli yaptırımları devreye sokabilmektedir.

Dolayısıyla temel mesele bir devletin hangi tutum ve eylemlerinin diğer devletlerin güvenliğini tehdit ettiği meselesidir. Barışı tehdit ettiğine inanılan devleti eylem ve çabalarından vazgeçirmek için gündeme gelen yaptırımlar en son savaşa, yani silahlı müdahaleye kadar varabilmektedir.

ABD Irak'ın kendisi ve dünya için bir tehdit oluşturduğunu, güvenliği tehlikeye soktuğunu ve dünyanın bunu durdurması gerektiğini savunmaktadır. Irak'ın Kuveyt'i işgal ettiği 1990'dan bu yana maruz kaldığı muameleler dünya barışı için tehdit oluşturduğu tezine dayanmaktadır.

Irak'ın kimyasal ve biyolojik silah üretmekte olduğu, nükleer silah geliştirmeye çalıştığı, komşularının güvenliğini ve enerji kaynaklarını tehdit ettiği tezleri devamlı gündemde tutulmaktadır. Bugünlerde Irak'ın Türkiye'yi nasıl tehdit etmekte olduğu konuşulmakta ve İstanbul'u bile vurabileceği söylenmektedir. Türkiye tehdit altında olduğunu ileri sürerek NATO'dan korunma talep etmektedir.

Irak barışı tehdit ediyor, peki ABD?

Bir an için Irak'a yönelik bu tehdit suçlamalarının doğru olduğunu kabul edelim. Gerçekten de Irak'ın mevcut hali, rejimi ve liderliği ile komşuları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehdidin bir an önce ortadan kaldırılması gerektiğini kabul edelim ve ne gerekiyorsa onu yapalım. Ama Irak'taki tehdit oluşturan durumu ortadan kaldırmak için girişilecek eylemlerin bölge barışı ve güvenliği için oluşturacağı muhtemel tehdit ve güvensizliğe yönelik gelişmeleri kim önleyecek sorusunu da soralım.

Bu amaçla bölgede konuşlandırılmakta olan yüzbinlerle ifade edilen askerin, savaş malzemesinin, her türlü silah ve mühimmatın burada yaratacağı tehdidin boyutunu hiç düşünüyor muyuz? ABD'nin nükleer silah dahi kullanabileceğini söylemesi tehdit değil mi?

Ayrıca şu soruyu da soralım: Mevcut biçimiyle ABD ve onunla birlikte hareket eden devletlerin takip ettikleri politikalar dünya barışı ve güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturmuyor mu? Irak'ın tehdit oluşturduğunu anladık, peki ABD ve İngiltere tehdit değil mi?

Tehdit eğer Irak'ın veya diğer ülkelerin kimyasal ve biyolojik silah üretmek, nükleer silah geliştirme çabası içerisinde olmak ise bu tür eylemlerin merkezinde Batı ülkeleri ve başta ABD yok mu? ABD'nin nükleer silah stoku, biyolojik ve kimyasal silahlardaki gücü kiminle karşılaştırılabilir ki?

İlkesel olarak eğer kimyasal ve biyolojik silah tehditse Irak'ın elindeki de, ABD'in elindeki de tehdit oluşturmaktadır. Nükleer silah güvenliği tehdit eden ciddi bir tehdit oluşturuyorsa bu herkes için böyledir.

Batı'ya kadar gitmeye gerek yok. Bölgedeki İsrail'in elindeki nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar bölge barışı ve güvenliği için tehdit değil mi?

Emperyalist amaçlara kurban edilen tehdit kavramının güçlüler tarafından nasıl istismar edildiğinin bu kadar açık bir örneğini bir başka olayda görmek herhalde mümkün değildir.


13 Şubat 2003
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED