|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Daha önce anekdotlar halinde sunduğum bu yazıyı, savaşın bize "kazanç ve servet" getireceğini savunarak, daha ABD bile savaş kararı almadan askeri birliklerimizi Kuzey Irak'ta, Musul ve Kerkük'te konuşlandırma becerisi gösteren "şahin" genel yayın yönetmenine adıyorum; "İkinci cumhuriyetçiler korksun, yeni bir yazar kuşağı geliyor; İnce'ler, Atkaya'lar, Babaoğlu'lar, Çintay'lar var artık" sözleri için ayrıca kulağını çekeceğim... Amerika'nın savaşına katılmalı, masada yerimizi almalıymışız. Masada hiç yerimiz olmadık ki... Boş bir zamanınızda oturup, Türkçe'de yazılmış en başarılı otobiyografik anlatılardan biri olan "Zeytindağı"nı şöyle bir karıştırın... Yakup Kadri "bozkır ütopyası" uyarınca "Ankara"yı yazmış, Reşat Nuri Şahin Hoca'dan nasıl bir inkılabcı Şahin Bey yaratırım endişesiyle ünlü "Yeşil Gece"yi derleştirmeye koyulmuş, eh, Falih Rıfkı Atay'a da kala kala "Çankaya"yı yazmak kalmıştır. Falih Rıfkı'yı "Falih Rıfkı" yapan "Çankaya" değil, "Zeytindağı"dır. "Zeytindağı"nı okuyun... İlla ki okuyun. Bakalım "Ehl-i Salip muhasebe"nin Osmanlı'dan kopardığı Irak, Suriye, Filistin, Lübnan konusunda münevveran ne düşünüyormuş... Bakalım "sergüzeştî" Cemal Paşa'nın (Bizim Hasan Cemal'in dedesi) peşine takılıp Irak'lara, Suriye'lere, Filistin'lere yollanan Falih Rıfkı'yla, Ortadoğu bilgisi "Ne Şam'ın şekeri, ne Arabın yüzü" özdeyişinden öte geçmeyen zamane entelektüelleri arasında nasıl bir "fark" varmış? Burası Şam... Köpek ulumalarına uzaktan uzağa top sesleri karışıyor. Bir-üs-Sebi, Azrak, Deraa düşmüş. General Allenby on, bilemedin onbeş gün sonra şehri teslim alacak, 1516'da Yavuz Sultan Selim'in Hicaz seferiyle Devlet-i Osmanî topraklarına katılan bölge, Şerif Hüseyin dürzüsünün alçaklıkları, "Enver-Talat-Cemal" üçlüsünün doymak bilmez ihtirasına kurban gidip önce İngilizler'in, sonra da Fransızlar'ın kontrolüne geçecektir. Cemal Paşa "Süveyş Kanalı"ndan dersini alıp yüzgeri edeli kaç ay olmuştur? Gambotlarda onbinlerce Mehmetçiği Nil'in serin sularına gömen Büyük Cemal Paşa... Bunun öyküsünü de bir tek, evet bir tek Bekir Büyükarkın yazdı: "Gün Batarken..." Türkçe'de yazılmış en güzel "savaş romanı"dır. Eski kuşaklar bilmez, Murat Belge gibi adamlar burun kıvırır, yeni kuşaklar da tanıma zahmetine katlanmaz. Galiçya'dan, Sarıkamış'tan, Kuttülammare'den üstüste bozgun haberleri gelmektedir. Cemal Paşa ufak ufak çekilme hesapları yaparken, yerli Arap nüfusu ve Yahudi azınlık çözülüp dağılmakta olan Osmanlı birliklerini kuşatıp dört koldan Filistin'e giriyor. Eylül sonları. Sıcak... Terden ve susuzluktan bitmiş, derisi şahrem şahrem yara bağlamış gariban Anadolu çocukları sokak aralarında, Faysal'ın adamları tarafından kıvrık Arap bıçağıyla bir bir sırtından hançerleniyor. Wilhelm'in dolduruşuna gelip savaşa girmişlerdi. Masada yer kapmak için. Enver Paşa Sarıkamış'ta, Allahüekber Dağları'nda 90 bin askeri diri diri toprağa gömecek, Cemal Paşa "Kanal harekâtı"ndan sonra Filistin'de tüy dikecektir. Günahı vebali Falih Rıfkı'nın boynuna; Cemal Paşa, yani bizim Hasan Cemal'in dedesi, bir ara, Irak, Suriye, Filistin, Mısır ve Hicaz bölgesinde "kendine mahsus" bir devlet kurmayı bile düşünmüş. Belki Osmanlı'ya bağlı, belki yarı otonom, belki "merkez"den kopuk ama ileride mutlaka "Cemalland" adını alacak bir devlet... Tabii ki "Enverland"dan mülhem... Yanlış hesap "Intelligence Service"den dönecek, Cemal Paşa tası tarağı toplayıp İstanbul'daki "muhkem" yalısına sığınırken, gelecekte "İsrail devleti"nin temelini atacak Yahudi komitacılar ufak ufak Filistin'e yollanacaktır. Ortadoğu'yu denetimi altında tutmak isteyen Ehl-Salip muhasebeye karşı Mustafa Kemal, "Türkiye-Suriye-Irak Federasyonu" fikrini ortaya atmıştı. Çünkü İsrail'e yol veren emperyal hesabın uzun vadede Türkiye'nin başına birtakım tatsız işler açacağını biliyor, seziyordu. Açmıştır nitekim...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |