|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Dün İran ile ilgili notlarımın ilk bölümünü aktarmaya çalışmıştım.. Ve dün Acem Şahinlerine bir çağırıda bulunarak kendi durumlarını gözden geçirmelerini tavsiye etmiştim.. Çünkü Muhafazakarlar dinsel sistemi giderek askerleştiriyorlar. Ekonominin neredeyse % 70'ini kontrol eden Muhafazakarlar son meclis seçimlerinde adaylarının neredeyse % 60'ını emekli asker yani devrim muhafızlarından seçtiler.. Askerler ise İran gibi bir ülkede ya içte halkı sindirmeye ya da dışarda problem yaratmaya yarar. Dinsel ideolojinin heyecanını kaybettiği bir sırada genellikle milliyetçi duygulara başvurulur.. İran önümüzdeki mayıs ayında başkanlık seçimlerine hazırlanırken, diğer taraftan da Amerikan ve İsrail tehditlerini göğüslemeye çalışıyor… Bu tehditler kuşkusuz Muhafazakarların durumunu güçlendirmektedir! Muhafazakarlar eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti'yi aday gösterecek. Kazanma şansı oldukça yüksek. Yardımcılığına ise eski Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürü Ali Laricani getirilecek. Refomcular ise Mir Hüseyin Musavi'yi ikna etmeye çalışıyorlar.. Dün de söylediğim gibi İran'ı çok ilginç sürprizler bekliyor.. İran bölgesel dengeler açısından çok önemli bir ülke.. ABD ise Irak, Afganistan ve Pakistan üzerinden İran'a komşu olmuş durumda.. Bu komşuluk ise İsrail için çok daha önemli.. İsrail; İran'ın nükleer reaktörünü bombalamayı kafasına koymuş durumda.. İsrail bunu yapmak için kendine göre en uygun zamanı seçecektir. Bu uygun zamanın belirlenmesinde İran'ın olası iç ve dış politikaları önemli rol oynayacaktır!! İran'ın Irak politikaları ile ilgili olarak çok spekülasyon yapılıyor. İran tüm spekülasyonları berteraf etmek için acilen Suriye ve Türkiye ile işbirliğini daha da yoğunlaştırmalıdır. Bu üç ülke arasında gelişecek işbirliği bölgenin geleceğini belirleyecektir. Hiçbir ülke ve diğer bölge ülkeleri kendi başlarına bölgemizi tehdit eden risklere karşı kendi başına koyamaz. Tehlikeler herkesi eşit şekilde tehdit etmektedir. İşte bu nedenle İran , Ankara tarafındn kendisine uzatılan ele Suriyelilerin yaptığı gibi sımsıkı sarılmalıdır. İranlılar asla küçük hesaplar peşine düşmemelidir.Ve bilmelidirler ki; ne Şam ne de Ankara kendilerini yarı yolda bırakmayacaktır. Unutulmamalıdır ki Irak-İran savaşında tüm Arap ülkeleri Saddam'ı desteklerken yalnızca Suriye İran'dan yanaydı. Benzer şekilde Türkiye o sıralarda ve daha sonraki dönemlerde kendi toprağından İran'a karşı hiçbir eyleme izin vermedi. Şimdi de AK Parti hükümeti ve Türkiye her zamandan daha fazla olarak İran'a sıcak bakmaktadır. Ankara bu yaklaşımlarında samimi ve dürüst. Bazılarının yansıtmaya çalıştığı gibi İran'ın 'İslamcı' bir ülke olmasında bunun hiçbir payı yoktur. İran ne kadar 'İslamcı' ise Suriye o kadar laik bir ülkedir.. Türkiye'nin bu ülkeye yanaşması bölgenin stratejik geleceği ile ilgilidir. İran ve Suriye, Türkiye'den çok şey öğrenebilirler. Ama hiç kimsenin başkasına model olma gibi bir hevesi olmamalıdır. Bu üç ülke birlikte oldukları sürece öncelikli olarak kendi sorunlarını çözecekler ve daha sonra bölge barış, istikrar ve kalkınmasına katkıda bulunacaklardır. İşte bu ve buna benzer nedenlerle Başbakan Erdoğan'ın İran ziyareti çok önemlidir.. Erdoğan'ın bu ziyaret sırasında neler elde edip edemediği bence çok önemli değil.. Önemli olan Erdoğan'ın İranlı liderleri ne kadar ikna edip edemediği ya da karşılıklı güveni sağlayıp sağlayamadığıdır. Ben İranlılarla konuşurken hep bu noktaya vurgu yaptım.. Doğalgaz konusunda Ankara ile anlaşmaya varamayan İranlılar şimdi kendi aralarında (Reformcular ve Muhafazakarlar) Erdoğan, AK Parti ve Ankara'ya karşı bundan sonra ne tür bir politika izleyeceklerini tartışıyorlardır.. Umarım Refomcu ve Muhafazakar İranlılar doğru ve objektif verilerden yola çıkarak doğru tesbitler yapar ve öncelikle kendi geleceklerini garanti edecek doğru kararlar alacaklardır.. Küçük hesaplar İran gibi çok önemli ve bir o kadar büyük bir ülkeye asla yakışmaz ve yakışmamalıdır.. İranlılar yalnızca kendi dar çıkarlarını düşünüp karar almadıkları sürece en zor günlerinde Türkiye, Suriye ve daha bir çok Arap ve İslam ülkesini yanlarında bulacaklardır. Tüm Amerikan ve İsrail baskı ve tehditlerini göze alarak Tahran'a giden Erdoğan'a İranlılar gerektiği ve hakettiği kadar karşılık vermek zorundadırlar.. İranlıların Türkiye ve bölge ülkelerine karşı olan sorumlulukları aslında kendilerinin varlık nedenidir. İranlıların kendi varlık nedenlerini görmeyecek kadar akılsız olacaklarını asla düşünmek istemiyorum. Umarım İranlı dostlarım beni ama daha önemli kendi kendilerini yanıltıp aldatmazlar! Amerikalılar, İsrail dışında hiçbir bölge ülkesinin güçlenmesine asla izin vermezler.. Unutulmamalıdır ki; Amerikalılar 30 yıl süre ile kendilerine hizmet eden Şah'a bile bölgesel güç olma hevesine kapıldığı için sahip çıkmadılar ve Humeyni'nin iktidara gelmesine göz yumdular!!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |