|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Seyhan Arslan, Hece Yayınları arasından çıkan ilk şiir kitabı "Ether"de, sürekli sorular sorarak okuru yaşam ve ölüm oyununa ortak etmeyi deniyor. Keskin bir çığlık hükmündeki çabasıyla ölüme ses vermeye çalışıyor.
İlk şiirlerini 1995'ten itibaren "İpek Dili"nde yayımlamaya başladığını ve o günden bu yana çeşitli dergilerde şiir yayımlamaya devam ettiğini dikkate alırsak, "Ether" (Hece Yayınları, Ankara, 2004), Seyhan Arslan'ın oldukça gecikmiş sayılabilecek ilk şiir kitabı. Fakat şairinin, ironik bir biçimde "Ether" ismini uygun gördüğü bu karanlık ve zorlu 'yitik kelâm' toplamının oluşmasında ne kadar titiz davrandığını yakından bildiğim için bu gecikmeyi hoş görebiliriz. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, yaşam ve ölüm gerçekliklerinin görünüş ve algılama dünyasındaki karşıtlıklarını kesiştirmek, bundan kaynaklanan acıyı solumak ve sorgulamak, canlıların ve 'şey'lerin gizemini duyumsamak ve tüm bunları yaparken de geleneğin kendisine bıraktığı bilgileri tecrübesine katık etmek, Seyhan Arslan şiirinin ilk günden beri ısrarla üzerinde durduğu noktalar. Şair, "Ölüm yaşamımızın romantikleştirici ilkesidir. Ölüm sayesinde yaşam güçlenir" diyen Novalis'i doğrularcasına, birçok dizesinde (örneğin, "aşkın/bilekleri yok ki..." derken) imkânsızın alanına girerek, imgelerin sûretini arayan sesin sıkıntısı ile kelimelerde vücut bulmayı isteyen 'tin'in birbirlerini nereye kadar tamamlayabildikleri sorusunu vurgular. Şair için, "kurulu bir saate dahil/olmaya çalışmak. durmadan/yenilenen masa örtülerinde,/perçemlerine güneş işlenmiş/bir günü aramak" boşunadır; çünkü o, trajik olanın yeri geldiğinde kontrol edilemeyen bir esirlik yarattığının bilincindedir. Yaşam ve ölüm üzerine söz söylemenin sezgisel süreçlerle, hayâllerle, hatırlamayla, beklentilerle, ortak benlikle (insan olmanın trajik yazgısı) buluşacağını bilir. "...baba/bu gün de erimedi dağlar" diyen ses, zamanın geri döndürülemeyecek akışına işaret ederken, aynı zamanda küçük bir kız çocuğu masumiyetiyle geçmişi arar, oraya dönüşün imkânlarını araştırır. Ama bu çaba, asla kırık dökük mırıldanmalar biçimine dönüşmeyip, sert ve keskin bir çığlığı hatırlatırcasına ölüme ses vermeye çalışır. İlk başta da söylediğim gibi, karanlık ve birçok yönden kapalı bir kitap "Ether"; çünkü, okura sürekli sorular sorarak onu yaşam ve ölüm oyununa, bu zorlu sürece ortak etmeye çalışıyor. Ama ben yine de, bu dizelerin ardında gizlenen şairin ruhuna, korkularına, hayâllerine ve kederine ulaşabileceğimizi hissediyorum. Çünkü, aramızda hâlâ kaç kişinin yüzü olabildiğince beyaz ve bize göstermekten çekinmeyeceği ölçüde hüzünlü? Bilgi tel: 0 312 419 69 13
|
|
|
|
|
|
|
|