AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Urfa'da ve Diyarbakır'da bir şeyler mi oluyor?

Özel Okullar Sınavı'nda ipi ikinci olarak göğüsleyen dört öğrenciden ikisinin Diyarbakır ve Şanlıurfa'dan çıkması yarışı izleyenleri nasıl şaşırtmış olmalı ki, bu gerçekten şaşırtıcı sonuç hakkında yorum yapan pek yok gibi...

Şanlıurfa'dan yarışa katılan, tatilini keçi çobanlığı ile geçiren Orhan Erboğa ikincilerden biri.

Diyarbakır'dan yarışan, tesbih satıcısının oğlu Kadir Girişin de ikinciler arasında.

Biz büyük bir şaşkınlık içinde "Urfa ve Diyarbakır'da neler oluyor?" diye sormaya hazırlanırken, Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı sonuçlarına göre bu kez şampiyonun da Şanlıurfa'dan çıktığı açıklanmaz mı?... Galiye Aylin Dolunay şampiyon!

Hayırdır inşallah, başımıza bir de bu mu çıktı? Yani şimdi keçi çobanı Orhan ile tesbih satıcının oğlu Kadir de mi Robert Kolej'de öğretim görecek?

Bana sorarsanız, bu sınav sonuçları üzerinde daha ciddi durmalıyız. Oysa hayret, kimsenin bu işe girişmeye niyeti yok gibi... Sanırsınız ki Orhan, Kadir ve Galiye'ye Milli Piyango'dan büyük ikramiye çıktı; yani sanki o derece "tesadüfü" bir sonuçla karşı karşıyayız...

Bu çocuklar muhakkak ki zeki, çalışkan ve disiplinli öğrenciler. Ama şimdi oturup Orhan, Kadir ve Galiye'nin Şanlıurfa ve Diyarbakır'ın insanlığa kazandırdığı birer "dâhi" olduğunu ileri sürmemi beklemiyorsunuzdur herhalde..

Peki durum böyle ise bu büyük başarılarını nasıl açıklayacağız? Ayrıca unutmayalım ki, Orhan ve Galiye birer "özel okul" öğrencisiyken, Kadir'in böyle bir şansı da olmamış. Yani Kadir harbiden bir "devlet okulu" öğrencisi...

Peki önümüzde duran iftihar listesinin bu özelliğini nasıl açıklayacağız? (Farkındasınızdır muhakkak; ikidir soruyorum ama kendi sorumu şimdilik ben de cevaplayamamış durumdayım!)

Sonuç şaşırtıcı, çünkü hepimiz biliyoruz ki bu iki "sınav" da ("sınav" yazıyorum, çünkü aslında ÖSS gibi bu ikisi de sınav olmaktan çok birer "yarışma"dır), başarılı olabilmek için özel bir hazırlık dönemini gerektiriyor. Bu hazırlık döneminde Okul tabii ki yetmiyor. Okul'un üzerine dershane binmeli, dershaneyi de "özel dersler" tamamlamalıdır. Ve yine hepimizin bildiği gibi, bu iş de (bilenler hak verecektir, bu "iş" gerçekten büyük bir iştir) pekçok iş gibi en iyi büyük şehirlerde yapılıyor. Ayrıca "büyük şehirler"de olmakla da iş bitmiyor; söz konusu "iş" ciddi masraf gerektiriyor. (İnanmazsanız, gözde "özel okul" ve devlet lisesi (üşenmezseniz "gözde üniversiteler"i de işe katabilirsiniz) öğrencilerinin "sınıfsal" kökenlerini araştırabilirsiniz.)

Peki öyle ise Şanlıurfa'dan ve Diyarbakır'dan sınavlara giren bu çocuklar bu işi nasıl başardı?

Aklıma gelen ilk açıklama şu şekilde: Demek ki "oyunun kuralı" artık Şanlıurfa'ya kadar bazı okul, dershane ve öğretmenler tarafından anlaşılmış durumda ve ellerindeki öğrencilerle "oyuna" artık onlar da katılmak istiyorlar... Bir yönü ile "gözde okullar" yoluyla sürdürülen "sınıf savaşı"na bundan böyle onlar da katılmak istiyorlar... Eğer durum böyle ise, sonuç bir yönü ile tabii ki sevindirici. Bugüne kadar bazı okullar arasında kurulan köprülerin yanı başında başka köprülerin inşasından tabii ki ancak sevinç duyabiliriz. Okul yoluyla "sınıf atlama" yollarının epeydir kapandığı bir ülkede yeni bir umut... Bu yoldaki başarılar daha da çoğalsın isteriz... Bakın zaten Kadir bu umudu ne güzel formüle etmiş: "Genetikçi olup öğretmenimi kopyalayacağım." Yani Kadir öğretmenini kopyalacak, çoğalan öğretmenler yeni Kadir'ler yetiştirecek, yeni Kadir'ler tekrar öğretmen kopyalacaklar, ila âhirihi...

Sonuçta da tabii ki, "sınavlar"da İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlere kafa tutan bir Anadolu ortaya çıkacak....

Tamam, iyi güzel çıksın da, acaba ortaya çıkacak olan bu "sınav başarısı" tablosu neyi değiştirecek? ("Şimdiye kadar neyi değiştirdiyse onu!" diyerek kızmayın lütfen!) Kötünün kötüsü bir Okul sistemi ortada öylece dururken ve çocuklarımızın yıllarını çalarken, bu muhtemel gelişmeler neyi değiştirecek? Anadolu'lu öğrencilerin bu muhtemel hûruc harekatını tabii ki küçümsemiyorum; ama bu kötü Okul sistemi ortada öylece dururken sadece ipi göğüsleyen şampiyonların değişmesinden ne bekleyebiliriz? Yani bir bakıma bazı dershanelerin "oyunun kuralı"nı iyi belleyip ipi göğüslemelerinin ortaya koyduğu ama yine "sistem içinde" kalan, "sistemi yeniden üreten" başarılarından elde edilen sonucun bir benzeriyle karşılaşmayacak mıyız?

Görüyorsunuz, Okul çok zor konu; bir fırsatını bulup yeniden döneriz.

Her şeye rağmen Orhan, Kadir ve Galiye'yi kutlamayı, gözlerinden öpmeyi unutmayalım...


2 Ağustos 2004
Pazartesi
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED