|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçtiğimiz hafta eğitim meselelerinin konuşulduğu bir hafta oldu. Urfa'nın iki şampiyon çıkarmasına sevindik, binlerce öğrencinin sıfır alması karşısında felç olduk. Bendeniz de konuyla ilgili olarak haftalarca yazmaktansa birkaç hususu sizlerle maddeler halinde paylaşmayı uygun gördüm. 1- Cemaat okulları diye bilinen Fethullah Gülen'e bağlı okullar fakir ve zeki çocuklara okullarının kapısını açıyor. Bu anlayış bütün özel okullar için örnek alınmalı. 2- Cemaat okullarında çok yakından görmüş olduğum eğitim koçluğu anlayışı, lise ve üniversiteye giriş konusunda son derece etkin bir yöntem. Bu yönteme göre öğrenciler okul dışında gruplar halinde çalışmaya alınıyor, bu çalışma sırasında öğretmenlerin de dahil olduğu bedensel aktiviteler zihin yorgunluğunu gidermek üzere devreye sokuluyor. Öğretmenler öğrencinin yeme -içme düzeninden uyku düzenine kadar her şeyiyle yakından ilgileniyor. 3. Cemaat okulları, öğrencilere fen-matematik dallarında uluslararası yarışmalarda dereceye girecek donanımı ve imkanları sağlıyor. Ne var ki aynı donanım sosyal ve felsefi konular söz konusu olduğunda hiç devreye giremiyor. Halbuki fen ve sosyal ilimlerdeki başarı birbirini desteklemek zorundadır. Türkiye'deki kutuplaşmaların temelinde, sorun olarak görülen şeyin tasvir ve tahlil edilememesi yatmaktadır. Eğitimi "mühendis" yetiştiren bir süreç olarak gördüğümüz için toplumsal teoriler oluşturma konusunda dünyanın çok gerisinde bir yerde duruyoruz. 4- İmam Hatip Liselerindeki öğrencilerin üniversiteye giriş sınavında göstermiş oldukları başarı ve bu başarının katsayı usulüyle ellerinden alınmasını muhafazakar çevreler dışında hiç kimsenin dert edinmemesi, eğitimin kalitesi konusunu neden tartışamadığımızın göstergesi aynı zamanda. Ayrımcılığın her çeşidinin tartışma konusu yapılabildiği günümüzde, İmam-Hatip Liselerine karşı uygulanmakta olan bu ayrımcılığın görmezlikten gelinmesi, aydınların henüz "eşitlik" ilkesini içselleştirememiş olduklarının kanıtı. İmam-Hatip öğrencileri hiç de eşit şartlarda girmemiş oldukları yarışta Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi öğrencilerini geride bırakıyor, bitiş çizgisini geçtikleri noktada ödül yerine katsayı cezasına maruz kalıyorlar. 5- Eğitim sistemine dair bütün eleştiriler "ezberci eğitim" adı altında ortaya konuyor. Hayır mevcut eğitim sistemi ezberci değildir. Bilinir ki ezeberciliğin hafızayı güçlendiren bir tarafı vardır. Oysa mevcut eğitim sisteminde ezberledikleri bilgileri bir hafta bile hafızasında kayıtlı tutamayan öğrenci profili ortaya çıkmaktadır. 6- Test tekniği ile eğitim sonucunda, üniversite mezunu gençlerin bile kelime hazinesi 400 dolaylarına inmiş, genç dimağlar karar vermek için önlerine daima dört seçenek konmasını bekleyen bir zihin tembelliğine düçar olmuştur. 7- Başarılı öğrencilerin sevinçlerine ortak olan gözlerimiz, çalıştığı halde başarısız olmuş, başarılı olduğu halde hedefine ulaşamayan öğrencilerin ve ailelerinin acılarına ortak olmadıkça eğitim fotoğrafına ışık daima eksik düşmüş olacak. 8- Medya başarılı öğrenciler üzerine düşürdüğü kamerasını sıfır almış öğrenciler üzerine de düşürmeli. O zaman görülecektir ki bu sıfır alan çoçukların hepsi de "Hababam Sınıfı"ndan arta kalan çocuklar değildir. 9- Gelecek sene yapılacağı söylenen zorunlu LGS'nin pekçok açmazı vardır. Sınavı kaldırmaya yönelik bir eğitim geliştirmek yerine her kademeye sınav konulması, bir çözüm olmaktan ziyade ortaya psikolojik, ekonomik pekçok sorun çıkaracaktır. Bu değişiklik dersanelerin yüzünü biraz daha güldürecek ama, dar gelirli ailelerin çocukları belki de mahallelerindeki liseye bile gidemeyecek duruma düşecek. 10- Eğitimdeki Kuantum Modeli berrak zihinli gençler yerine kafası daha da karışmış "öyle de olur böyle de olur" diyen bir neslin ortaya çıkmasına neden olabilir. Üniversite seviyesi için uygun olan Kuantum Modeli lise düzeyinde isabetli bir model olarak görünmüyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |