|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Herhalde rahatlamamız gerekiyor. MHP'nin 'siyasî iktidarın uyarılması' için bir çok başka kişiyle birlikte 313 general ve amirale de gönderdiği 'mektup', asker muhatapları tarafından adrese iade edilmiş. İlk haberi epey gecikmeyle duyuran gazete, "Manşetimizden sonra ortak bir değerlendirme yapan askerler mektupları geri gönderdiler" müjdesini verdi. Mustafa Karaalioğlu, önceki gün, "Geçti o günler" diyecek tek general arayışındaydı; 313 general ve amiral tek ses halinde beklediği çıkışı fazlasıyla yapmış oldular... Türkiye'nin en hassas konularının başında hâlâ 'asker-sivil' ilişkileri geliyor. Cumhuriyet'i kurma onurunu onu 'koruma ve kollama' göreviyle pekiştiren bir anlayışa sahip askerler; 'ortak bir değerlendirme' yapıp Cumhuriyet'i 'tehdit altında' her gördüklerinde hareketlendikleri biliniyor. Son 44 yıl içerisinde üç tam, bir de 'post-modern' müdahale ile siyasete ağırlıklarını koydular. Müdahalesiz ortamlarda bile askerlerin neredeyse her konudaki görüş ve tavırları sürekli merak ediliyorsa bundandır... Müdahalelerden sonra yapılan açıklamalar, asker-sivil ilişkilerinin gerilimli yürümesinde en büyük suçun sivillerde olduğuna işaret ediyor. Siyasî ikballerine erişemeyeceğini anlayan hevesliler ile vatandaşın hakemliği yerine kestirme yolu tercih edebilecek demokrasi inançsızları askerlerin kapısını çalıyorlar. Medyanın da ortamın kızışmasında uğursuz roller üstlenebildiği çok görüldü. Haberleştirilen mektuptaki kadar aleni olmasa da, "Daha ne duruyorsunuz?" türü başvurulara sıkça muhatap olabiliyor askerler... Bu son gelişme, umarız, demokrasi inancı zayıf siviller için yeterince uyarıcı bir tepki yerine geçer. Şu sıralarda 'asker-sivil' ilişkilerinde rastlanan farklı tavrı kişilere bağlama eğilimi bazılarına egemen. Elbette, ilişkilerin yeni durumunun kişiler ile ilgili bir boyutu var. İktidar baştan beri askerleri rencide edecek davranışlardan bilinçli olarak uzak durma çabasında; bunun getirdiği bir rahatlama askerleri de etkiliyor. Ayrıca, Avrupa Birliği (AB) yolunda atılan her yeni adım, Türkiye'nin bütün kurumları gibi, Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni de yeni duruma ayak uyduracak tedbirler almaya sevk ediyor. 'Kopenhag kriterleri' uyarınca yapılan yasal düzenlemeler de, 'asker-sivil' ilişkilerini yeni bir çerçeveye oturtmayı gerektiriyor zaten. Bugünkü olumlu gidişi daha keskin ve bilinçli adımlarla sürdürmekte yarar var. CHP lideri Deniz Baykal'ın bir ara vaat ettiği Türkiye'ye daha demokratik bir görünüm kazandıracak yeni bir yasal çerçeve üzerinde durulabilir sözgelimi. Bunu AB baskısı ve hatta zorunluluğu olmaksızın yapmak Türkiye'ye ayrı bir itibar getirecektir. Ülkemizi uluslararası arenada rahatlatan yeni durumla hiç bağdaşmayan gelişmeler görüldüğünde, siviller de askerler de, derhal tavır koymalılar. Uyarıya dâvet eden mektubun adrese iadesi bu bakımdan önemli; ancak bu konudaki kararlılığın hemen her bakımdan sergilenmesi şart. Dünden Bugüne Tercüman gazetesinde, Nazlı Ilıcak, dün 'Yeni bir andıç tartışması' başlıklı yazısıyla dehşetengiz bir olayı gündeme taşıdı. 28 Şubat'ın 'andıçları' benzeri bir belge hazırlanmış ve bu belgede yer alan doğru olmayan bilgiler medya aracılığıyla yaygınlaştırılmaya çalışılmış... İddia bu. Ilıcak'ın yazısında, sorumlulardan birinin Genelkurmay'daki görev yeri, diğerinin de ismi yer alıyor. Öldürmekten, ölümle korkutarak sindirmekten söz edilen bir ortam bugünün Türkiyesi'ne gerçekten yakışmıyor. Daha önceki 'andıç' kanla lekelenmişti; bu defakinin benzer bir âkıbete yol açmayacağını kim, nereden bilebilir? Zihin bulandıran yanlışlıkların üzerine mutlaka gidilmelidir. Mâlumun ilâmı olacak, ama biz yine de yazalım: "İktidarı uyarın" talepli mektuba 'adresine iade' muamelesini uygun gören askerlerin, demokratik bir ülkenin ordusunun mensupları olarak, itibarları, içte de dışta da müthiş artacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |