AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İl genel meclisleri, içimize sızan düşman kuvvetleri mi?

Bu nasıl bir zihniyettir Allahaşkına, kendi halkına güvenmeyen, demokratik iradesinden korkan ve bütün dünyadaki değişim ve demokrasi dalgasına hâlâ 1940'ların kafasıyla direnen bir zihniyet...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Kamu Yönetimi Temel Kanunu'nu veto gerekçelerini okurken insanın tüyleri diken diken oluyor doğrusu. Hele "hukuk devleti"ne inandığını sandığımız bir Cumhurbaşkanı'nın, kendi halkını adeta bir "öcü" gibi görmesini anlamak hiç mi hiç mümkün değil. Galiba sayın Sezer, "hukuk devleti"ne değil, otoriter bir "kanun devleti"ne inanıyor.

Demokratik dünya, çoktan "kamu reformu" tartışmalarını bitirdi ve modern bir yönetim biçimine kavuştu. Türkiye'de ise toplumun hemen bütün kesimleri yıllardır bunu tartışıyor ama henüz bir arpa boyu ilerleyebilmiş değil. AB'ye uyum çerçevesinde, devrim niteliğinde değişiklikler yaptık ama hâlâ "darbe anayasaları"nın gölgesinden bir türlü kurtulamadık.

Nitekim, Cumhurbaşkanı Sezer'in "veto" gerekçesinde dile getirdiği kaygılar 12 Eylül darbecilerinin hazırladığı 1983 Anayasası'nın mantığı ile neredeyse birebir örtüşüyor.

Şimdi lütfen, Cumhurbaşkanı Sezer'in "veto gerekçeleri" arsında yer alan şu cümleleri dikkatle okur musunuz. "Yetki genişliği'ne dayanan güçlü merkezi yönetim yerine, 'görev ayrılığı'na dayalı güçlü yerel yönetim yapılanmasının yolu açılmakta..."

"Tekil devlet modeli yerine, 'idari vesayet' zayıflatılarak 'yerel' ağırlıklı devlet modeline geçilmesine olanak sağlanmakta..."

Peki bu ülkede, yıllardır siyasi partiler, bilim adamları ve sivil toplum örgütleri güçlü bir "yerel yönetim modeli" oluşturulmasını savunmadılar mı? Türkiye bunca mesafe katetmişken, Avrupa standartlarında bir demokratikleşme rüzgarı yakalanmışken, şimdi oturup "Milli Şef" dönemine geri mi döneceğiz. Sayın Sezer, bu ülkenin "Başbuğ" düzeninden başka bir seçeneği olmadığını mı sanıyor?

Kim ne derse desin, Cumhurbaşkanı Sezer'in gerekçelerinin temel mantığı "Milli Şef" döneminin özlemidir, millet iradesinden korkudur. Eğer Sezer'in "korkuları"ndan hareket edecek olursak, milletin oylarıyla seçilen il genel meclislerini de, belediye meclislerini de bu ülkeyi bölmeye çalışan kurumlar olarak görmemiz gerekir.

Ne yani şimdi, belediyelerin ve il özel idarelerinin yetkileri arttırılırsa, mesela Balıkesir sabah erken kalkıp bağımsızlığını mı ilan edecek, yoksa Çanakkale'yi işgale mi kalkışacak? Komik şeyler bunlar... Maalesef, bu yüzyılda hâlâ Türkiye'nin önünde bu "pederşahi" ve "tek parti" zihniyetinin barikatları var.

Korkmayın, bu il genel meclisleri düşman bir devletten içimize sızmış değiller. Hepsi bu ülkenin çocukları ve bu milletin oylarıyla seçildiler. Atın kafanızdaki bu korkuları ve bir kez olsun bu ülkenin bütün çocuklarını kucaklamaya çalışın, korkmayın sizi yemezler...


6 Ağustos 2004
Cuma
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED