|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hay Allah; Mesut Yılmaz’ın adını, dâvâsı Yüce Divan önünde görüşülmeye başlamadan duymayacağımızı sanıyordum, ama öyle olmadı. Eski başbakan çok farklı bir konuyla gündeme oturuverdi. Nail Keçili sayesinde... Nail Keçili, biliyorsunuz, ülkemizin en tanınmış kişilerindendi; uzun yıllar büyük holdinglerin reklâmlarını o dağıttı, partilerin seçim kampanyalarını o yürüttü. Bankalar skandalı onu da vurdu, cezaevine bile düştü. Kendi ifadesiyle sıfırlanıverdi Nail Bey. Şimdi yeniden dönüş hazırlığında. Reklâmcı ya, dönüşünün ‘muhteşem’ olmasını sağlayabildi. Şöyle bir sahneyi gözünüzün önünde canlandırın: Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Vatan gazetelerinin yayın yönetmenleri bir firmanın dâvetlisi olarak öğle yemeğindeler... Yemek, Süreyya yatında veriliyor... Çıkarken, firma sahibinin eşi konuk gazetecilere birer zarf uzatıyor. Zarfın içinden Nail Keçili’nin mektubu çıkıyor... Firma sahibinin eşi Nail Keçili’nin kızı çünkü... Mektupta, “Mesut Bey, eşi Berna Hanım’ın Sadettin Tantan tarafından kaçırılmak istendiğini söyledi” gibi bir cümle de geçiyor... Bir tek Vatan gazetesi konuyu haberleştirdi. Hayret. Üç günlük yayınlardan, Berna Yılmaz’ın kaçırılmak istenip istenmediği tam anlaşılamadı; ancak bir gariplik yaşandığı da kesin. Belli ki, Berna Hanım, son anda uyanmasa koruma görevlilerinin kendisini kaçırmayı düşündüklerine bugün bile inanıyor. Mesut Yılmaz ve eşi, olayla Sadettin Tantan arasında bir irtibat bulunduğundan emin değiller... Size bir şey söyleyeyim mi? Olayın günlerdir tartışılan bu boyutu beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bu olayda esas üzerine durulması gereken iki yön var. Biri, Nail Keçili’nin mektubunda Tantan’ın adının da geçtiği bölümde yer alan iddia. Mektubu okuyalım: “Bu siyasi gaddarlığın bana mâliyeti itibarıma ilâveten 20 şirketin batması, yüzlerce insanın işsiz kalması, sektöre gelen ağır darbe, bazı yazarların bilgisizce ithamlarına muhatap olmam ve 1999 yılında 100 milyon dolar vergi vermiş ve dünya listelerine girmiş Cenajans'ın sıradan bir şirket olması oldu. 1,5 sene hapishanede yatırdılar beni. Aile servetim uçtu gitti, sağlığımı ciddi olarak kaybettim. Özgürlüğümü kazandığımda inzivaya çekildim. Sonra bir gün Mesut Bey ile kapıları kapatıp beş saat taşları ortaya döktük ve anladım ki Mesut Bey kendisinin ayağına çok bastığımı zannederek, başıma gelen operasyonlar bizzat onun onayıyla, tamamen siyasi yapılmış. Bana Tantan'la arası bozulunca bir gece Tantan'ın Berna Hanım 'ı kaçırtmaya kalkışmasına kadar anlattı.” Bu paragraftan siz ne çıkartıyorsunuz, bilemem, ama ben, Nail Keçili’nin başına gelenleri Mesut Yılmaz’dan bildiğini çıkartıyorum. Bankaların batması, Nail Keçili’nin cezaevine düşmesi, şirketin bitmesi hep ‘siyasî amaçlı’ bir operasyonmuş... Peki de, gazeteler, günlerdir, “Tantan Berna Hanım’ı kaçırmak istedi mi istemedi mi?” sorusunu tartışıyorlar ve bu amaçla Mesut Yılmaz’la görüşüyorlar da, hiçbirinin aklına, neden “İddia doğru mu?” sorusunu sormak gelmiyor? Yoksa, sorunun cevabını bilmeyen bir ben miyim? İkincisi de, Mesut Yılmaz’ın olaya kendiliğinden kazandırdığı yön... “Değişik bir insan Tantan; bizimle de uğraştı, Berna Hanımla da uğraştı” diyen eski politikacı, şu ek bilgiyi veriyor: “Berna'nın yurtdışı çıkışlarını kontrol altına aldırmış. Bursa'nın Orhangazi İlçesi Kaymakamı'na talimat vermiş. (..) Berna zaman zaman yurtdışına Bursa'da oturan bir aile dostumuzun uçağıyla gidiyordu, Bursa'daki bir havaalanından... Çıkışlarına baktırmış.» Çok ilginç. İlginçliği, Berna Yılmaz’ın yurtdışı seyahatlerinin yakın tâkipte olduğunu ilk kez benim burada yazmış olmam... 1 Şubat 2001 tarihli Kulis’te. O tarihte içişleri bakanlığı Mesut Yılmaz’ın partisi ANAP’ta ve bakan da Sadettin Tantan... Bakanlık, Berna Yılmaz’ın yurtdışına çıkışlarıyla ilgili bilgi sormuş olmalı ki, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, “İlgili Makama” hitabıyla, bir döküm çıkarmış. 30.12.2000 tarihli yazıya göre, Berna Yılmaz, on ay içerisinde İstanbul Havalimanı’ndan tam 30 kez yurtdışına çıkmış... Kapak yazısını beraberce okuyalım: "Limanımız yolu ile GİRİŞ-ÇIKIŞ tarihleri sorulan 1953 doğumlu Berna YILMAZ'ın aşağıda belirtilen tarihlerde Z 010508- 2893/2000 seri no'lu pasaportlar ile Atatürk Havalimanımızdan GİRİŞ-ÇIKIŞ yaptığı bilgisayar kayıtlarımızın tetkiklerinden anlaşılmıştır. Bilgilerinize arz ve rica ederim." İyi bir polisiye okuyucuysanız, bir çelişkinin hemen farkına varmış olmanız gerekir: 2001 başında yazdığım Kulis’te açıkladığım belgede, Berna Yılmaz’ın on ay içerisinde 30 kez İstanbul Havalimanı’ndan çıkış yaptığı bilgisi yer alıyor; Mesut Yılmaz ise, “Berna zaman zaman yurtdışına Bursa'da oturan bir aile dostumuzun uçağıyla gidiyordu, Bursa'daki bir havaalanından” diyor... Demek ki, İstanbul’dan 30 çıkışa ek olarak, Bursa’dan da yurtdışına gitmiş Berna Yılmaz... Sadettin Tantan o çıkışların da peşine düşmüş olmalı... “Bursa’daki dost” diye anılan kişi Bursa/Orhangazili işadamı Yalçın Sünnetçioğlu muydu acaba? Eşinin başbakan yardımcısı olduğu günlerde ne çok gezmiş Berna Hanım... Ne kadar ‘fedakâr bir eş’ gerçekten... Mesut Yılmaz, “Yüce Divan’ın en doğru kararı vereceğinden eminim” de demiş...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |