|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Siz siz olun, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, "Bunlar pazarlık taktiği" tespitine kulak verin. Şu sıralarda AB başkentlerinden gelen her açıklama, yükselen her itiraz, hatta her övgü veya yergi, zirve öncesi Türkiye'yi belli bir çizgiye getirmeyi amaçlıyor. Bunu aklımız almayabilir, yapılandan rahatsızlık duyabilir, sinirden tırnaklarımızı kemirebiliriz... Fark etmez; 17 Aralık tarihine kadar dişimizi sıkmalı, moralimizi yukarıda tutup aşırı umuttan ve öfkeden uzak durmalıyız. Şu anda olan-bitenin biri hak vermemiz gereken, diğeri can sıkıcı iki önemli sebebi var. Haklı sebebi (sebepleri) biliyoruz: Türkiye AB standartlarına pek uymayan farklı bir ülke; nüfusumuz kalabalık, kültürel özelliklerimiz değişik, demokrasimiz ayıplı, ekonomimiz hasta, etrafımızdaki ülkelerin bazısı Avrupalıların 'komşu' olmak isteyecekleri türden değil... Halklara bırakılsa, AB ülkelerinde bizi evlerine dâvet edecek kişi sayısı o kadar yüksek çıkmayacaktır... Türkiye'yi başka ülkeler için geçerli olan 'rasyonel' ölçüler uygulanarak değil, daha çok dünyanın aldığı yeni biçimle ve Türkiye'nin artan stratejik önemiyle irtibatlı gerekçelerle üye yapmayı düşünüyor AB; diplomatlar ve politikacılar kendi halklarına da bize de bunu açıkça ifade edemedikleri için konunun etrafında dolanıyorlar... İşittiğimiz çoğu gereksiz itirazların bir bölümünün sebebi bu. Türkiye AB üyesi olmayı hedef aldığına göre, dişimizi sıkıp garip sözlere kulak tıkamamız gerekiyor... Can sıkıcı sebep de belli: Türkiye'nin iç ve dış sorunlarının bir bölümü, yılların yanlış politikaları yüzünden, çoktandır başka ülkelerin de ilgi alanında; Türkiye ile hesabı olan herkes, her çıkar grubu ve ülke, AB'nin müzakere başlatma beklentisini o hesapları kapatma amaçlı kullanıyor... Bazıları da, Türkiye üzerinden ülkesinin iç politikasına malzeme yığınağı yapma telâşında. Ne kadar birikmiş sorunumuz varsa, hepsi, şimdi karşımıza itiraz olarak çıkıyorsa bu sebepten... Can sıkıcı bir durum olduğu kesin... Şu aşamada bize düşen, sağdan-soldan gelen itirazlardan etkilenerek "Ne haliniz varsa görün" demek değil elbette. Ömer Seyfettin'in "Al kolumu, ver diyetimi" öyküsüyle yetişen nesillerin, bunca yıl fedakârlığa katlandıktan sonra, "Cehenneme kadar yolunuz var" demekte fazla tereddüt etmeyeceklerini biliyoruz; özellikle sabır taşıracak çapta yergilerle karşılaşıldığında... O tavrı benimsediğimizde içte ve dışta sevineceklerin sayısı hiç de az olmayacak... Hatırlamamız gereken nokta şu: AB üyesi olmak Türkiye'nin en önemli tercihi hiç kuşkusuz; ancak AB üyeliği dışında da bir hayat var ülkemiz için... Daha zor, daha sıkıntılı, ama daha az parlak olmayan bir hayat... AB ile bütünleşmiş bir Türkiye bizden daha fazla Avrupa için önemli; "Türkiye'siz AB", günümüz şartlarına stratejik gözle bakıldığında görülecektir, geleceği kuşkulu bir projedir... 17 Aralık kararını verecek liderler herhalde bu gerçekten haberdarlar... Küçük bir hatırlatma: İlişkiler, 1997 Lüksemburg Zirvesi ile 'adaylık' statüsü Türkiye'nin elinden alınarak AB tarafından kesilmişti, 1999 Helsinki Zirvesi'yle Türkiye'yi yeniden perspektif içine çeken AB'nin kendisidir; Ankara'nın gönülsüzlüğüne rağmen... 2002 Kopenhag Zirvesi'nde "Ev ödevlerini yapması şartı ile" müzakere sürecinin 'hiç gecikmeksizin' başlayacağı kararını veren de AB olmuştu. 6 Ekim'de çıkan 'İlerleme Raporu', başka hiçbir yöne çekilemeyecek açıklıkla, "Türkiye kendisinden beklenenleri yerine getirdi, müzakere başlamalı" tespitini kayda geçirdiğine göre, ödev artık AB üyeleri devlet başkanlarına ait... Ya, "Biz bir oyun oynadık, Türkiye'yi hiçbir zaman üye olarak düşünmemiştik" diyecekler, ya da "Müzakerelere söz verdiğimiz gibi hiç gecikmeden başlıyoruz..." Bu ikisi arasında bir vaade de, 2002 Kopenhag Zirvesi'nden daha geri bir karara da Türkiye'nin karnı tok... Özel şartların, ek ödevlerin, yeni mekanizmaların kabul edilemeyeceğini Avrupalı liderler bilmeli... Biz biliyoruz; bu sebeple, heyecanlanmadan bekleyelim... Çoğu gitti, azı kaldı zaten...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |