|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Uzun zaman öncesinden bu yana futbol artık, büyümüş erkek çocuklarının işlerinin kalabalığından kaçıp, sığındığı bir mola alanı değil. Milli Takım'ın yarı finaldeki Dünya Kupası maçlarını izleyip de, daha ilk "maç izleyip coşma" deneyiminde işi ekrana karşı havaya kalkmış iki el şakaklara doğru gidip gelirken heyecanla taktikler vermeye vardıracak kadar içten bir taraftarlıkla izlemiş, yani "oyunun tadı"nı en azından bir kez olsun almış olanlar, komşu iki grubun neşeyle "top koşturduğu" halı saha maçlarının kritiğini ertesi günkü ciddiyetli mesai ortamlarında, hop oturup hop kalkarak yapanları, pozisyon analizlerini, savunma hatalarını dillendirenleri en fazla sevimli bulur. İşin naif, sportif tarafı budur. Gelgelelim milyon dolarların döndüğü bir kurtlar savaşının arenası haline gelmiş bulunan "futbol" artık eğlenceli bir oyun molası değil, başlıbaşına bir iş kolu, bir sektör durumunda. Biletlerin kulüpler tarafından kendilerine yakın bulunan kişilere bedava verilmesi, bu kişilerin aynı biletleri maçtan hemen önce ederinin bir kaç katına karaborsada satışa çıkararak taraftarlığı bir şekilde ranta çevirmesi, büyük para meselelerinin döndüğü her yere bir şekilde sızan mafyanın da vakit kaybetmeden bu oyuna kendiliğinden dühul eylemesi, oyuncusundan yöneticisine futbolcuların mafyayla ilişkilerinin açığa çıkmasının ardından gelen meşhur "sadece arkadaşız" açıklamaları, burnundan solumasıyla nedense bir oyuna değil de, gladyatörlerin çarpışmasını izlemeye gelmiş görünen fanatikler arasında yok yere bıçaklı, sustalı kavgaların boy göstermesi, yeşil sahaların aslında yeşil dolarların ve tabii olarak güç savaşının arenası olduğunu da sergilemekte olanca açıklığıyla.
Orta sahada kimler var?
Futbol fanatiklerinin yüksek oranda "Kurtlar Vadisi hastası" oluşu da, yakından bakıldığında bunu kanıtlamaktadır zira. Neden? Çünkü kanlı canlı futbolun aksine sanal da olsa mafya gücünün ve paranın kesişme yeridir bir başka açıdan Kurtlar Vadisi de... Önceki hafta tam olarak "gözünün üstünde kaşı var" sebebiyle bıçaklanarak, binlerce kişinin gözü önünde yok yere öldürülen Cihan Aktaş'ın ardından dökülen yaşlar kurumadan, Samsunspor-Beşiktaş maçı sırasında 2 kişi daha bıçaklandı. Pazartesi günü Yeni Şafak'ta çıkan habere göre, Samsunspor'lu iki taraftar grubu arasında belirlenemeyen bir nedenle -kanımca yer kapma itişmesi sırasında- çıkan kavgada yaralanan Şenol Kuyumcuoğlu (17) ve Çetin Alçelik (22) Samsun Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Başka hiçbir spor literatüründe mumla arasanız bulamayacağınız "ölmeye ölmeye geldik" sloganını lügatine memnuniyetle buyur etmiş bulunan futbol yani, hakikaten izleyenlere "ölümcül bir tat" veren oyununu sergiliyor. Bu biteviye süren oyunun tam orta yerinde top koşturan mafya, şirketler ve fanatizm, ortaya endişe verici bir tablonun çıkmasına neden oluyor özellikle son zamanlarda.
'Oynatalım'
Bu müsabakada saha kenarında durup ponponlarıyla "coşturuculuk" görevine talip olduğunu gösteren spor medyasının baskın rolüne gelince... "Bu hakem hödük olmasa böyle bir karar vermezdi kardeşim" diye konuşan yorumcu, MHK'dan giriyor, Futbol Federasyonu'ndan çıkıyor. Küfürbazlığı ve sloganist söylemleri rakiplerinden bir adım öne geçebilmek uğruna futbolun ritüeli haline getiren yorumcular, futbolu tekrar sevebilmek için daha çok zaman olduğunu bir kez gösteriyor izleyenlere. O yüzden işte "Ne olacak bu Fener'in hali?"ne gelmeden önce cevaplanacak bir soru daha çıkıyor ortaya: "Ne olacak bu futbolun hali" sorusu.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |