AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Gücü yetse...

İsrail Başbakanı Şaron, "Kudüs İsrail'in kalbidir, iki bin yıllık rüyasıdır" diyor ve güç kullanarak Kudüs'ü elinde tutuyor.

Bu iş böyle: Tarihi bir hesabınız varsa, bu sebeple bir yeri kalbiniz gibi görüyorsanız ve gücünüz de mevcutsa, o gücü o işi bitirmek için tasarruf eder, orayı başkasının elinde bırakmazsınız.

Yunanistan'ın, Türkiye ile ilişkileri en sıcak götüren, bir anlamda en barışçı diye nitelenebilecek politikacısı Yorgo Papandreu, "Patrikhane Mekkemizdir" diyor. Üstelik bunu "dil sürçmesi" bahanesine falan bile bağlamıyor. "Mekkeniz" başkasının elinde olacak ve sizin bir hesabınız olmayacak. Bu mümkün mü?

Ne yapılıyor, AB çıpası kullanılarak Patrikhane konusunda Türkiye'nin kolu bükülmek isteniyor. Hele birkaç adım daha atılsın, Mekke'ye doğru ilerlensin... Anlaşılıyor ki bizim ünlü "yolunda bulunma" hikayemizi, Patrikhane'yi Mekke olarak görenler de biliyor. Sadece şu anda güç, her şeyi elde etmek için yeterli değil, belki de onlar için de bir milad var.

Bu iş, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in dediği gibi Matruşka'ya döndü. AB ile ilişkilerde içiçe girmiş oyuncaklar değil, oyunlar sergileniyor. "Şart içinden şart çıkarmasınlar. Her şeye rağmen AB diyecek kadar saf değiliz." Türkiye'nin gücü belki de bu. "Her şeye rağmen AB demeyiz" diyebilmek...

Yoksa AB, Türkiye'ye yönelik bir sopa gibi kullanılacak.

Türkiye'den hesabı bulunan herkes AB sopasını kullanacak.

"Türkiye'de Kürtler Ne İstiyor?" başlıklı ilan, bence, muhteva ve talepler açısından değil, sadece güç kullanımı açısından dikkate değer.

Bildiride yer alan talepler, özellikle "Türkiye'nin Kıbrıs'taki Türklere talep ettiğine eşdeğer haklar" isteği yeni değil. Kaldı ki, farklı fraksiyonlar halindeki Kürt örgütleri adına ortaya konan istekler bununla sınırlı da değil. Federatif bir yapıdan Büyük Kürdistan'a kadar uzanan arzular seslendirilip duruluyor.

Yenilik burada değil, yenilik bu arzulardan bir bölümünün şu sıralar AB dayatması ile gerçekleşebileceğinin hesaplanmasında... Yani bu bildiriye imza atanlar, bazı hedefleri ele geçirebilmek için yeterli gücü bulduklarına inanmaya başlamışlardır.

Bildirinin şu ifadeleri dikkat çekicidir:

"Türkiye ve Avrupa Birliği yetkililerinden Türkiyeli Kürtlerin bu meşru taleplerinin yerine getirilmesini; bölgesel barışın, istikrarın ve adaletin gerçekleştirilmesini, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerlemesinde esas alınarak değerlendirmelerini istiyoruz."

Diyor ki bildiriyi imzalayanlar, "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerlemesinde Kürtlerin haklarını değerlendirmek esas alınsın!"

Bu talep, daha önce Avrupa Parlamentosu bünyesinde yapılan Uluslararası Kürt Konferansı'nın sonuç bildirisinde, Kürtlerin haklarının sağlanması yolunda AB tarafından bir denetim organı oluşturulması biçiminde ifade edilmişti.

Yeni bildiri bu kararın uzantısı...

Zaten uluslararası niteliğe bürünmüş bulunan Kürt meselesi AB çerçevesinde daha somut bir kritere dönüşsün ve Türkiye adım başı hesaba çekilsin...

Kuzey Irak'ta Barzani-Talabani bir güç kullanıyor, bu, Amerika'nın gücü ve bununla Kuzey Irak'ta bir yapılanma gerçekleştiriliyor. (PKK hareketi bir güç denemesiydi, sonuçsuz kaldı, ya da sonucu Kürt meselesini bugünkü siyasal müzakere talebi noktasına getirdi. )

Avrupa Parlamentosu Başkanı Joseph Borrel, dil sürçmesine sığınacağı "Kürdistan" sözcüğünü kullandı Diyarbakır'a giderken...

Anlaşılıyor ki Avrupa'daki Kürt grupları, bunlara bakınca, AB gücünü çok etkin bulup, bu bildiriyle meydana çıkmayı tercih ettiler. Bizdekileri de arkalarından sürüklediler. Bunlarla çok karşılaşacağız.

Rumlar Kıbrıs'ta Avrupa gücünü Türkiye'nin karşısına sürme arayışında...

Bazı mezhebi çıkışların da AB sopasından medet umduğu gözleniyor.

Bütün bu arayışlar, Türkiye'nin AB karşısında diz çökeceği beklentisine dayanıyor.

Bu tavırların Avrupa'nın Türkiye ile ilişkilerini normal seyrinden saptırdığı bir gerçek... Denebilir ki AB bazı gruplara yanlış ümitler veriyor, bazı gruplar AB'yi normal ilişkilerin dışına taşıyor.

Türkiye, bir yandan içerdeki problemlerine sağlıklı çözümler bulmak için sağlıklı adımlar atma gayretini kuşanma zarureti ile karşı karşıya iken, diğer yandan da geleceği tahrip edecek güç gösterilerine karşı durabilecek bir güce sahip olmak zorunda...

Belki bir şey daha, bir sınav: İçerdeki taleplerimizi, Türkiye'ye karşı hesabı bulunan kimi güç odaklarının hesaplarıyla bütünleştirmeme hassasiyeti...


13 Aralık 2004
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED