AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
Pessoa: Biri veya hiçbiri

"Fernando Pessoa ve Şürekâsı" sergisinde, pekçok dış kimliğe sahip olan ve soyadının işaret ettiği gibi, hem "birisi" hem de "hiç kimse" olan Pessoa'nın kimlik belgesi ve diğer kişisel eşyalarını görmek mümkün.

Yapı Kredi Kültür Merkezi / Sermet Çifter Salonu, Portekizli şair Fernando Pessoa üzerine hazırlanan "Fernando Pessoa ve Şürekâsı" adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. 8 Ocak 2005'e kadar açık kalacak olan sergi, Portekiz Başbakanı Pedro Santana Lopes'in himayesinde, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş., Casa Fernando Pessoa ve Portekiz Büyükelçiliği'nin işbirliğiyle düzenleniyor."Fernando Pessoa ve Şürekâsı" sergisinde, bu tür çalışmalarda alışık olunduğu gibi, Pessoa'nın kimlik belgesi, gözlük ve gözlük kabı gibi kişisel eşyaları, kütüphanesinden seçilmiş, ilgi alanlarını gösteren kitaplar, Pessoa'nın en önemli üç dış kimliği olan de Campos, Caeiro ve Reis'e ilişkin kimi görsel malzemeler yer alıyor. Ama serginin asıl özelliği, küratörünün deyişiyle "beş duyuya birden hitap eden", bu yüzden de seyircinin beklenmedik sürprizlerle karşılaşacağı bir sergi olması.

İnsanlara bölünmüş bir oyun

Portekiz'in "ulusal hazine"si, ülke edebiyatındaki modernleşmenin kurucularından ve dünya şiirindeki en ilginç kişiliklerden biri olan Fernando Antonio Nogueira Pessoa, 47 yıllık ömründe (1888-1935) kendi deyişiyle "perdeler yerine insanlara bölünmüş bir oyun" sahneledi: Yetmişten fazla dış kimlikle Portekizce, İngilizce ve Fransızca şiirler, denemeler, öyküler yazdı. Edindiği kimliklerinde değişik üsluplar kullanan ve kendi kendini yaratan dünyasında kendisinin en az gerçek kişi olduğunu öne süren yazar, kullandığı dış kimliklerin, özellikle de üçünün (dandy gemi mühendisi Alvaro de Campos; onun "Üstad"ı neo-pagan Alberto Caeiro; hekim ve klasikçi, Pessoa'nın sözleriyle "Portekizce yazan Yunanlı Horatius" Ricardo Reis) ve yarı-dış kimliği, alter ego'su Bernardo Soares'in, aracılığıyla, soyadının işaret ettiği gibi, hem "birisi" hem de "hiç kimse" oldu. Portekizli fotoğraf sanatçısı, küratör ve Portekiz'in başkenti Lizbon'daki Casa Fernando Pessoa'nın (Fernando Pessoa Evi), adını Alvaro de Campos'un bir şiirinden alan edebiyat dergisi Tabacaria'nın sanat yönetmeni Joao Francisco Vilhena'nın küratörlüğünü üstlendiği bu serginin amacı, Pessoa'nın "hayatlar"ının, çevirmeni Richard Zenith'in bir seçme şiirler kitabına verdiği adla "Fernando Pessoa ve Şürekâsı"nın, ördüğü labirentin yollarını aydınlatmak - ya da belki, "Pessoa" söz konusu olduğuna göre, karartmak...

Sergi dolayısıyla hazırlanan kitapta ise Casa Fernando Pessoa'nın yöneticisi ve Tabacari a'nın yayın yönetmeni Clara Ferreira Alves'in "İstanbul'da Bir Yabancı", Güven Turan'ın "Pessoa'nın Okuru Olmak", Richard Zenith'in "Fernando Pessoa: Bir Ulusun Doğuşu" ve Joao Francisco Vilhena'nın "Labirent" başlıklı yazıları yanında, Pessoa'nın ve üç dış kimliğinden seçilmiş İngilizce-Türkçe şiirler yer alıyor. Güven Turan Fernando Pessoa'yı bu kitapta bakın nasıl anlatıyor:

"Başlangıçta onun şiirlerini, kitaplardaki sıralara göre okuyordum. Bu kitaplarda, ad sırası çoğunlukla değişmekle birlikte, Pessoa'nın kendi adını şiirlerle Alberto Caeiro'nun Ricardo Reis'in ve Alvaro de Campos'un şiirlerinden yapılma seçmeler arka arkaya sıralanıyordu. Kötü bir alışkanlıkla, üzerine yazılmış yazılardaki bütün uyarılara karşın, aynı şairin takma adla yazdığı diğer şiirlerini okuma yöntemini kullanıyordum bunları okurken. Bir türlü kavrayamıyordum hiçbir adın şiirini bütün olarak. Hiçbir adın/şairin okuru olamıyordum... Pessoa'nın ve kimliklerinin okuru olmanın zorluğu şiirlerini yorumlama, çözümleme, kavrama düzeyine gelmeden başlıyordu. Bunun üzerine, şairleri teker teker okumaya başladım. Her şairin okuma süreçlerinin arasını da açarak üstelik. Ancak o zaman kafamda şekillenmeye başladı her bir isim ve şiirleriyle bütünleşti. Gene de ağır ağır Pessoa'yı, Caerio'yu, Reis'i, Campos'u farklı kılarken, psikolojik olarak Pessoa'nın şiirlerini seçmeye zorluyordum kendimi. Nesnel kimliğin, şair kimliği altında ezilmesini engellemeye mi çalışıyordum? Çözemiyorum bu korumacı yaklaşımımı bugün bile."

'Tütüncü'den

Yaşadım. okudum, sevdim, hatta inandım,/ Ve bugün bir dilenci yoktur ki sırf benim yerimde olmadığı için kıskanmayayım./ Her birinde paçavralara, yaralara, yanlışlıklara bakıyorum,/ Ve düşünüyorum, belki de sen hiç yaşamadın, hiç okumadın, hiç sevmedin, hiç inanmadın (Çünkü hiçbirini yapmadan bir gerçeklik yaratmak mümkün bunlardan);/ Belki güçbela var oldun, kuyruğu kopmuş bir kertenkele gibi,/ Kertenkeleden ayrı bir kuyruk olarak titreyip duran. Bilmediğim bir şeye çevirdim kendimi,/ Ya ne yapabilirdim ki bilmediğim benden?/ Giydiğim karnaval giysisi yanlıştı./ Olmadığım şey olarak tanıdılar beni ve düzeltmedim hatalarını ve kendimi kaybettim./ Maskeyi çıkarmak istediğimde/ yüzüme yapıştı./ Tam çıkarıp aynada gördüğümde kendimi,/ Yaşlanmıştım bile./ Sanhoştum, çıkarmadığım giysiyi nasıl giyeceğimi bilmiyordum artık./ Maskeyi fırlatıp attım ve soyunma odasında uyudum


Gülnihal Günleri'nde bugün klasik sazlar günü
Ülker Grubu'nun sponsorluğunda Boğaziçi Üniversitesi, Ayhan Şahenk Salonu ve Albert Long Hall'da gerçekleştirilecek olan Gülnihal Günleri pekçok grup ve sanatçıyı müzikseverlerle buluşturacak. Açılış konseri Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası'nın şef Erol Erdinç yönetiminde gerçekleşen etkinlikte, bugün Klasik Sazlar Beşlisi sahne alacak. Konserler yarın Önder Focan ve Birol Yayla, 16 Aralık'ta Neyzenler Gecesi, 17 Aralık'ta Anouar Brahem'le devam edecek ve 18 Aralık'ta gerçekleştirilecek Timur Selçuk konseriyle son bulacak. Bilgi için: 0 212 293 65 42


 
PAZARTESİ NOTLARI
Bir tenkit
İnternet ortamında edebiyat Hece'de
Hece Öykü ile bunalım öyküsü
Aralık - ocak sayısıyla birlikte altıncı sayısını okurla buluşturan Hece Öykü, varoluşçu / bunalım öyküsüne yoğunlaşıyor. Hece dergisi bünyesinde yayınlanan ve yalnızca öykü türünün yer aldığı dergide Nusret Özcan, Yunus Develi, Cemal Şakar, Mihriban İnan Karatepe, Ömer Faruk Dönmez, Sibel Eraslan ve Muharrem Dayanç'ın öykülerine yer veriliyor. Hasan Aycın'ın çizgisinin yer aldığı dergide kapak konusunu Necati Mert, Adnan Özyalçıner, Cemal Şakar, Gürsel Aytaç, Ömer Lekesiz, Necip Tosun ve Abdurrahim Karadeniz değerlendiriyor. Dosya içerisinde özellikle Cemal Şakar'ın '50' kuşağının öykü serüvenini değerlendirdiği yazısı ve Necip Tosun'un "Kentler, Bunalım ve Cinsellik: Demir Özlü Öykücülüğü" başlıklı yazısı dikkatle okunması gereken yazılar. Bilgi için: 0312 419 6913
'Duvara Karşı' Avrupa'nın en iyi filmi
Türk yönetmen Fatih Akın'ın "Duvara Karşı'' adlı filmi, 2004 Avrupa En İyi Film Ödülü'nü kazandı. Cahit ile Sibel adlı iki karakterin fırtınalı aşk ilişkilerini anlatan film, dün gece İspanya'nın Barcelona kentindeki Kongre Sarayı'nda düzenlenen gala gecesinde, Avrupa Sinema Akademisi tarafından verilen ödüle layık görüldü. Fatih Akın'ın "Duvara Karşı'' adlı filmi, daha önce de Berlin Film Festivali 'nde Altın Ayı ile Alman Film Ödülü'nü kazanmıştı. Avrupa Film Ödülleri'nde en iyi kadın oyuncu ödülü İngiliz aktris Imelda Staunton'a, "Duvara Karşı'' ile en iyi film için yarışan "Vera Drake'' filmindeki rolü için verildi. Yine Fatih Akın'ın filmiyle yarışan bir başka yapım İspanyol "Mar adentro'' filmindeki tiplemesiyle İspanyol Javier Bardem, en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı.
Alaturka'da Tunca'nın bestesi birinci oldu
TRT'nin düzenlediği Alaturka Beste Yarışması'nda Zekai Tunca'nın "Sevgi" isimli eseri birinciliğe layık görüldü. Alaturka Türk Sanat Müziği Beste Yarışması, önceki akşam düzenlenen final gecesiyle tamamlandı. Yarışmada değerlendirilen eserlerden 16'sı finale kalarak ödül aldı. Söz ve bestesi Zekai Tunca'ya ait olan"Sevgi"birinci, söz ve bestesi Cahit Deniz'e ait olan "Ceren" ikinci, sözü İsmail Hakkı Altıntaş, bestesi Özdemir Hafızoğlu'a ait olan "Önsar" da üçüncü oldu.
Aidiyet sorunu üzerine
Aylık düşünce dergisi Yarın son sayısında, Türkiye'nin gündeminden düşmeyen bir konuyu, aidiyet sorununu kapağına taşıyor. Osman Atalay, Felluce direnişi ve Sistani'nin stratejik hatasını yazdığı dergide Cihan Aktaş, Müslüman kadın üzerinden toplumdaki sorunlar üzerinde dururken, Ahmet Demirhan, Avrupa Birliği eşiğindeki Türkiye'nin Müslüman kimliğini irdeliyor. Bilgi için: 0 212 679 26 53
13 Aralık 2004
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED