|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Mehmet Emin Karamehmet… Bir dönem çalıştığım televizyonda patronumdu, üzerimde hakkı var… Turkcell gibi dünya çapında bir yatırımla uyurken bile para kazandı. Dünyanın 36. büyük zengini diye lanse edildi. Sonra ne olduysa oldu, Pamukbank'taki bir hatadan dolayı dönemin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz üzerine geldi. Kurtuluşu, Mesut Yılmaz'a yakınlığı ile bilinen Tuncay Özkan'ı transfer etmekte buldu. Tuncay Özkan kanala gelince, doğal olarak bize gitmek düştü… Konjonktür öyle gerektiriyordu, öyle oldu. *  *  *   Leyla Zana ve arkadaşları, Türkiye'nin AB kapısına dayandığı bir dönemde, dünya basınına ilan verdiler. İnsan haklarından dem vurup, hak talep ettiler… Başbakan Erdoğan, 17 Aralık'a gün sayılırken böyle bir girişimde bulunulmasını "sinsi bir oyunun parçası" olarak yorumladı. Türkiye yıllardır insan hakları, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda mücadele veriyor. Bu hakların elde edilmesinde en önemli trendlerden biri olarak AB'yi seçmiş… Kapıdan girmeye çalışırken önüne sürülen dayatmalara rest çekiyor. Böyle bir dönemde Leyla Zana ve arkadaşları ortaya çıkıp, ilanla AB'ye yeni dayatma paketi sunuyor… Demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesinde amaç olarak görülen AB yolunda inanılmaz bir çelme atıyor. Hem hak isteyeceksin, hem de hak elde edilecek bir platforma girerken sırtından vuracaksın. İşte bu akıl almaz tezat, Başbakan'a "sinsi bir oyun" dedirtme ihtiyacı hissettiriyor… Herkesin demokrasiye, hak ve özgürlüklere hakkı var.. İnsan hakları savunucusu Zana ekibi, Avrupa'nın eline dayatma silahını sunarak, adeta çocuklarımızın insanca yaşama hakkına kurşun sıkıyor… Hak gaspederek, hak arıyorum diye ortaya çıkıyorlar... Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin kaplıca otelde düzenlediği Uluslararası İnsan Hakları Sempozyumu'na katıldım haftasonu… Orada Başbakan Erdoğan'ın sarfettiği; "İnsanlar devredilemez, vazgeçilemez haklara sahiptir " sözü gündeme geldi. Yani insan hakları bir kaplıca veya tatil köyü değildir, devremülk değildir ki; onbeş gün senin, onbeş gün benim olsun… Ancak Zana ve ekibinin ortaya koyduğu mantık devremülk mantığı… Özgürlük ve demokrasi kazanımları elde edeceğimiz AB yolunda, Zana ekibinden gelen ilanla dayatma çağrısını, geleceğimin haklarına bir darbe olarak ğörüyorum… Bu zamanlama insana ancak "sinsi bir oyun" dedirtebilir… Sempozyumda İnsan hakları İzleme Örgütü üyesi Jonathan Sugden, "Daha önce Bursa'da toplantı yapmak isteyen insan hakları örgütleri emniyetle karşı karşıya kalıyordu, şimdi bir belediye bu konuda toplantı yapıyor. Türkiye çok önemli aşamalardan geçiyor" dedi. Hak ve özgürlükler kapısını açan Türkiye'ye, Zana ve ekibi AB aracılığı ile neredeyse kapı kapattırmaya çalışıyor. Ve inanılmaz bir olay daha… Bu ilanın altına imza atanlardan biri de, eski patronum Mehmet Emin Karamehmet'in, Akşam gazetesine yeni transfer ettiği bir isim… Gazeteci Ahmet Tulgar… Kendi kazanımlarını korumak uğruna, doğal olarak bizim çalışma hakkımızı bitirerek Tuncay Özkan ve ekibini transfer eden eski patronum…. Acaba Türkiye'nin geleceğine, demokrasi ve özgürlükler konusundaki kazanımlarına… Başbakan tarafından "sinsi bir oyun" denen ilana imza atarak dinamit koyan Ahmet Tulgar için ne düşünüyor?... Çok merak ediyorum…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |